16 Şubat 2012

2011 Enleri^^

Sevgili hikaruivy beni şu yazısında mimlemiş.Mimimizin konusu geçtiğimiz yılın favorileriiiiiii;

Yılın Amerikan Dizisi;

Hmmm bu benim için öyle zor bir soru ki!Kore sularına adım attığımdan beri diğer yabancılarla pek ilgilenmemekteyim.Çoğu dizinin adını konusunu biliyorum ama hiç bir amerikan dizisini düzenli olarak izlemiyorum.O yüzden bu alana ne yazsam ne kadar doğru olur emin değilim.En çok kulağıma gelenler şunlar ama; The Walking Dead,The Secret Circle,The Mentalist,Being Human..


Yılın Uzak Doğu Dizisi;

İşteeee tamam burda kalalım bence siz söyleyin ben anlatıyım hangisi nasıldı?Şunda n'oldu?Bunda n'oldu? diye diye :D :D :D Protect the Boss,City Hunter.The Greatest Love ,Can You Hear My Heart?,Scent of Woman en beğendiklerimden...Kesinlikle izlemelisiniz dediklerimse 49 Days ve The Princess' Man!Bu ikisi beni benden alan diziler :)) 49 Days'te  üç damla gözyaşını meraklı bekleyişler,ruh bekçimizin hali ne olacaklar...The Princess' Man izlediğim zamanlarda Se Ryung ve Seung Yoo diye yatıp Se Ryung ve Seung Yoo diye kalkıyordum.Kim yaklaşsa yanıma tutup diziyi anlatıyordum.Zavallı okul arkadaşlarım ne anlatıyor bu canlina diye garip garip bana bakıyorlardı :D :D Ayrıca iki dizinin de OSTu çok güzel izleyemesiniz bile dinlemenizi tavsiye ederim :)) Mesela bu ve bu ve bu ve belki en çok da bu






Yılın Amerikan Filmi;
O kadar az Amerikan filmi izlemişim ki ben Sherlock deyip uzaklaşıyorum buradan :D


Yılın En İyi Erkek Oyuncusu; 

tamam tamam Dok Go!
Kontenjan kısıtlamasından ötürü haremime almadığım için çok üzülen ya da çok sinirlenen mi desem(?) Cha Seung Won nam-ı diğer Dok Go Jin'i seçerek azda olsa çektiğim vicdan azabımı hafifletmek istiyorum çingular.



Fotoğrafları gördükçe tekrar The Greatest Love izleyesim geldi.Ama hayır hayır benim daha izlemeyi düşündüğüm bir sürü şey var.Yapma bunu bana Dok Go Jin!!


Yılın En İyi Kadın Oyuncusu;


Bunun cevabı için diğer hepsinden daha az düşündüm,cevap belli Moon Chae Won!!My Fair Lady'de sevmiştim onu ancak o The Princess' Man deki rolüyle resmen beni kendine hayran bıraktı.Eğer hala onu hiç izlemediyseniz çok yazık size.Her ne kadar TPM'nin finali diğer bölümleri kadar harika olmasa da mutlaka izlenmeli.Üstelik klasik tarihi kore dizilerinde olduğu gibi sönük bir kadın rolü yok bu dizide.Sessiz sakin her denileni yapan en saçma zamanda en saçma davranışıyla sizi sinir eden demek istiyorum.















Yılın Kitabı; 
Zülfü Livaneli'den Serenad :) Teeeee blogumu ilk açtığım sıralarda okumuştum.Hatta şöyle de bir şey yazmıştım.Yetmemiş Semerkant'ı okuduğumda bloguma yazarken yine araya girmiş.Bir türlü beni rahat bırakmıyor bu kitap geldi burda da gösterdi kendini.

Yalnız ne sıkıcı insanmışım ben piiiiii herşey tarih tarih tarih kokuyor.Şöyle eğlenceli bi kitap öneriyim dedim orda da Shakespeare çıkıyor karşıma.Hep diyorum zaten ben yanlış çağda doğmuşum ama n'apalım elden gelen bişey yok.Sanırsam zaman makinasının icadına daha çok vardır :D :D Bu arada kitabın adı Aniden Shakespeare.Konusuna gelirsek günümüzde yaşayan bir kızın bir sihirbaz tarafından geçmişe gönderilmesi ve kendini Shakespeare'in bedeni içinde bulması diyebiliriz.Klasik bir konu gibi duruyor ama işlenişi çok güzeldi bence.Hele ki kız ve  Shakespeare arasında geçen diyaloglar atışmalar :D :D

Vazgeçilmezler; 
Leyla ile Mecnun..Bir gün bir Türk dizisi bu kadar komik bu kadar kaliteli olacak deselerdi inanmazdım arkadaş!Televizyondan izlemiştim önce ama hep kopuk kopuktu.Şu günlerde ilk bölümlerinden tekrar  başladım.Mecnun'un o 'nasııııl?!' diye bağırışları bile izlemek için yeterli sebep!
Bir de Zülfü Livaneli kitapları diyelim :)Serenad dışında sadece Mutluluk'u okudum ama o da çok iyiydi ben n'apim :D Mutluluk'un filmini çok önce izlediğim için kitapla çok karşılaştıramıyorum sanki filmi eksik hatırlıyorum gibi geliyor bana.Biliyorsanız söyleyiverin bana filmde kitaptaki bazı şeyler değiştirilmiş miydi?


Tutunamayanlar;
Eminim bi çok vardır ama benim aklıma sadece Heartstrings geliyor.Öyle güzel başlayan diziye öyle güzel OSTa bu devam bu son mu yakışırdı yani??

Ben ne yazcağım ki hepsine birer cümle ancak bulurum diye dert yapıyordum meğer ne çok söyleyecek şeyim varmış.Daha da üşenmesem yazacağım:) Çok sağol hikaruivy ^^

*Şarkıyı altyazılı koymayacaktım aslında ama herşey bi anlamı varsa güzeldir diye düşünüyorum.Çeviren kişinin yolu eğer bi gün buralara düşerse çok çok teşekkür ediyorum kendisine^^

13 Şubat 2012

Harem mi?

Böhüüü böhüüü!Ben de harem istiyorum diye ağlarken sevgili çingu egosantrikrapsody seslerimi duymuş ve beni mimlemiş.Ardından bir de mydestiny çingu :):) İkisine de nomu nomu kumaooo :D :D

Şimdilerdeyse yine böhüüüü ben onları nasıl haremime almam diye aşağıdaki 10 kişi dışındakileri düşünerek ağlıyorum.Eminim onlarda burada olmadıkları için çok üzülecekler napalım kural bu;on kişi olacak.

1.Yoo Ah In


Kendisini Sungkyunkwan Scandal'da izlemiş beğenmiş haremimin baştacı yapmışımdır :) :) Kısa saçlı eski fotoğraflarını görmezden gelerek konuşursak...Yalnız ben Ah in'e bakmaktan yazamıyorum ki ya!Hıçkırmaya da başlayacağım yakında :D :D Neysem efendim vuruldum ben SS'deki tarzına onu söyleyeyim bari.Uzun saç görünce dayanamıyorum zaten.Belki de bundandır tarihi dizileri sevmemin sebebi hepsi uzun saçlı :D Hem hafifte asilik var(adamın lakabı çılgın at ben biraz asi diyorum^^) O ok atma dövüş sahneleri falan daha bi sevdirdi Ah in'i bana.Ama ama en çok şu hıçkırmasını seviyorum.Bilmeyen varsa söyleyeyim spoi sayılmaz zaten;SS'de kız gördüğü zaman hıçkırmaya başlıyordu.Utangaçlığını sevsinler senin :D :D Yalnız ben kendimi tutamazsam bu yazı amacından sapıp SS ve Yoo Ah In yazısına dönüşecek.Tamam daha da SS yok.
Aslında bir numara için daha bi sürü kişiyi düşündüm yalan olmasın ama hepsinin çok seveni vardı.Hem Ah in'i hıçkırıklarıyla nasıl sonda bırakacaktım :) :)

2.So Ji Sub

Ji Sub'tan daha çok sevinmişimdir burda :D

Çommal çommal mian makinooo.Elimde değil hala seviyorum :) :)

3.Jang Hyuk


Bak nasıl da sevindi canlina beni unutmadı diye :D Unutur muyum seni hiç jangım hyukum^^ 
Chuno'ya 'sürükleyici değildir tarihi dizi sonuçta oh yavaş yavaş izlerim ben be bunu.' diye başlamıştım ama Lee Dae Gil (Jang Hyuk) aşkıyla yanıp tutuşmaya başlayınca hiç de öyle olmadı.Bir insan nasıl bu kadar deli bakabilir??Siz burda güldüğüne bakmayın ne acılar çekti o.Şimdiye kadar izlediğim tüm şeylerde üzülünce ağladım sevinince güldüm ama Dae Gil için resmen kalbime öküz oturdu diyebilirim.Hani çok kötü şeyler olduğunda tepki veremez ya insan haykırmak ister ama fisıldayamaz bile onun gibi bişey...Yani Jang izlerken böyle,hissediyorum resmen acı çektiğini,sevindiğini,özlediğini.


4.Matsuda Shota


Ennn çok saçının şu haline bayılmaktayım.Love shuffle'da deli gibi fotoğraf çekmekteydi.Bi gün ben de öyle olucam umarım :D Bildiğim kadarıyla en son Don Kişot'ta oynamış,güzele benziyor elimdekiler biterse bi gün izleyeceğim^^

5.Hyun Bin


Onunla ilgili bilmediğiniz bir şey kaldı mı?Ne söyleyeyim ki? :D :D 
Hareme bir numaradan girmeye bile hakkı vardı ama seveni über çok olunca sevdiklerini kolay kolay paylaşamayan ben için buralara düştü^^

6.Hyun Woo



Bakışları,tavırları,rolünü oynarken ki samimiyeti,çocuksuluğu herşeyiyle seviliyor.Gel Hyun Woo otur köşene :)

7.Colin Morgan


Her ne kadar Merlin'de ilk sezondan öteye geçmem nasip olmasa da Colin Morgan hep aklımdan çıkmamayı başarmıştır.Beyaz ten ve kepçe kulaklarla bile yakışıklı olunabileceğinin kanıtıdır :D

8.Kim Jae Joong

Heaven Postman'dan beri kendisine sevdalı neredeyse bir hafta önce onu gördüğümden beri daimi hayranıyımdır.Burda ona yer vermesem resmen yalan resmen haksızlık olur.bknz. kanıtı :P

9.Park Shi Hoo


Savcı Prenses'de aman puff yapıp beğensem de sevsem de çok sallamadığım insan Prensesin Aşkı'yla geldi haremin en güzel yerlerinden birini kaptı :) 

10.Jung İl Woo


Ne zorluklarla geldi o buraya bir bilseniz!Kimlerle çarpıştı?Kimlerin sırasına kaynayıp geldi?'Bu harem bensiz olmaz.O dram kuşları hep ağlatırlar seni!' dedi :D :D  
Kırmızı elleri,garip ama benim bayıldığım saçları,çılgın konuşma tarzıyla bizim ruh bekçimizdi o :) Hala 49 Days'te kıza 'ani ani aniiii!' diye bağırışlarını duyar gibiyim.Beni en çok güldürüp en çok ağlatanlardan İl Woo.

Bir ara hiç karar veremeyeceğim hangi birini yazacağıma ve bu bitmeyecek sandım ama bitti,zor oldu ama bittiiii :D :D 

dayanamadım araya Joong Ki'yi de sıkıştırdım yaa^^nihahahahaa :D :D

Unutmadan ben de bu mimi hoi hoi ve sadecedeniz'e yolluyorum.Kolay gelsin size^^

*Resimler ve gifler alıntıdır.


9 Şubat 2012

Only You ve Acılar Prensi

Ve işte sonunda izledim :) :) :) Filmi taaaa çekim aşamasında duyup bugünlere kadar spoilersiz kalmak benim için çok zor oldu.Merak merak merak hep aramızda kaldı ama bugün izledim sonunda Ji Sub'umu :D Merakı arttırma konusunda makinosev'in katkıları da unutulamaz :):)



Konusunu bilmeyen kalmış mıdır emin değilim ama tek bir cümleyle anlatılacak olursa 'eski bir boksör ve kör bir kızın yaşadıkları aşk hikayesi'  denilebilir.Romantik ve biraz dram içeren filmlere sevginiz varsa ya da ufacık bir Ji Sub sevdasına sahip olmanız bile bu filme beğeneceğiniz anlamına gelir^^

Spoiler


Filmin başlarına bayıldım resmen!Zaten So Ji Sub görür görmez sırıtan ben kızla tanışma eğlenme sahnelerini kahkahkah kihkihkih diyerek izledim :D


Ama kader ağlarını ördü bu kadar mutluluk sana hele ki Ji Sub'a imkansız dedi ayırdı onları.Televizyondaki herşeyi gerçekmiş gibi düşünüp 'Yapma yapma yapma!' 'Etme etme etme!' Dur!Sakın açma o kapıyı!!' diyen yaşlılar gibi seslendim Ji Sub'a ; 'Gitmeeeee gitmeeeee!!' Ama duymadı beni ve gitti o dövüşe.Ah o sahneler!! 'Ölecek şimdi.....Vurma SJS'a......Ya çık ordan çık...' gibi nidalarıma sebep oldu.Bir yanımda kardeşim gözlerini kapatmış başına diğer tarafa çevirmiş.'Abla ben diyim şimdiden bu seferde Ji Sub kör olacak' gibi yorumlar yapmakta.Diğer yanımda arkadaşım 'Canlina seninkini öldürecekler git de yardım etsene!' diyor.Tabi arada da 'ıyy iğrenç' diyerekten başını çeviriyor.
Ji Sub da kör olup beni güldürmedi tabi ama şimdi de 'Konuşamıyor mu acaba?' sorusuyla baş başa bıraktı.Ama bence yaşadıklarından ötürü geçici bir durum bu biz görmeyeceğiz ama bi süre sonra konuşmaya da başlayacak o :)benden söylemesi sıkmayalım canımızı :):)

Bi de bazen çok saf oluyorum ben daha kızın doğuştan değil sonradan kör olduğunu anladığım anda bu kazanın yakınlarından Ji Sub geçiyor demeliydim.Ama kız anlatırken farketmeminde iyi bir yanı var; şaşırıyorsun :)

Sonunu genelde sevmemişler sanırım her şey havada kalmış gibi bir görüntü bıraktığından ama ben sevdim.Neden sevdim;
Bir an Ji Sub ölecek film bitecek sandım korktum ondan
Bir an hiç karşılaşamayacaklar 'turn left turn right'a dönecek bu iş diye korktum ondan
Bir an kız cidden evlendi gitti sandım ondan
Bir an köpek, SJS yi tanıdıktan sonra Ji Sub boynunu büküp gidince üzüldüm ondan
Ve benim düşündüğüm en berbat son kızın Ji sub'u bulamayınca çığlıklar attığı sahneydi ondan
Veee So Ji Sub var ki ya niye sevmeyeyim :D :D




*Şu kısacık yazıyı kaç saatte yazdım ne siz sorun ne ben söyleyeyim yani!Ben yazmaya başladıktan sonra misafirler geldi bende bırakamadım yazmayı ama yazamadım da.Etrafımda birileri olunca benim yazdığıma bakınca iki kelimeyi yan yana getiremiyorum çingular :/ Aklımdaki her şey kuşlar misali başka diyarlara uçuyor.Sınavlarda tepemize dikilip yazdıklarımıza bakan ya da bakmasa bile yanımızdan yöremizden ayrılmayan hocalar olur yaa misafir çocuklarda benim için bununla eşdeğer oldu.Biraz kötüyümdür ben sıkılsınlar gitsinler diye uzuuun uzuuun yazılar okudum.Ama yok sadece gidip gidip geldiler.İyi sabır varmış onlarda ne diyelim :) :)

5 Şubat 2012

Jae Joong ve Ankara:) bu ikisini yan yana kullanmak çok garip!

Henüz tam olarak ne olduğunu anlayamamış hissetsem de şimdi yazmazsam sonra bu da kalır gider arkadaş!Neyse ben konuyu dağıtmadan direk dalış yapıyorum; Gittim ki ben JJ'i görmeye :) :) :)




En güzeli en başından başlamak sanırım; Gayet normal ve sıradan bir gün benim 5 dakikalık bilgisayardan kalkma anımda facebook kurdu kardeşim fareyi kapmış eline dolanıyor yine.Sonra bu görsün mü Jae Joong Ankara Fan Meeting afişinin fotoğrafını^^

Anında başladı benim karamsar taraflarım;
'Sevinme hiç boşuna gerçek değildir,
yalan haberdir,
biri yine şaka falan yapmak istemiştir.'

Yalnıııız bi yandan da iyimser tarafım boş durmuyor;
'Ya gerçekse,gönder mail nolcak sanki,
ufff Moo Won'u görebilir miyim ben şimdi,
bi dakika Jae Ankara'ya geliyorsa benim her dakika dolaştığım yerlerden mi geçecek,
Vayy demek ki Türkiye diye bi ülkenin varlığından haberdar,
Ce Cuuuuuuung :D :D

İşte böylelikle dongsengimin ardından ben gönderdim maili ve de kabul edildi:)Kabul edilmediği halde gelenler de girdi içeri ama benim mesajım onaylanmasaydı gitmezdim sanırım :/ Bu arada ben inanmamaya devam ederken bu haberi bi çok yerde duyunca daha da bi sevindim.Ayrıca maili gönderdikten yazılanları okuduktan sonra yaşadığım heyecanı bugün giderken bile hissetmedim öyle diyim:)

Birisi önceden Dil Tarih'e Jae gelecek deseydi acayip güler saçmaladığını düşünürdüm.'İnanmak' kelimesinin lafını bile etmiyorum öyle yani.Ama bundan sonra Dil Tarih'teki tüüüüüm konferanslara gideceğim(beni ilgilendiren^^).

Böyle çok kopuk kopuk yazıyormuşum gibi geliyor bana ama böyle idare edeceğiz artık mantıksal sıra kurma becerim geçici süreliğine yok oldu.

Ben çok erken gitmediğim için o dışardaki güruhun ne yaptığını anlatamayacağım.Ama umarım hiçbiri hasta olmaz,sabah buz gibiydi hava.Neysem ben geldim ve de içeri girdim.Ortalara kadar dolmuştu salon ama biz boşalan yer gördükçe öne kaydık dördüncü sıraya kadar gelmişiz :) :) İşte JYJ klipleri,videoları falan izlettiler bi süre.O an içerdekileri görmeliydiniz nasıl çığlıklar bağırışlar.'Klip klip bunlar hani bilgisayardan da izlediğiniz daha gelmedi Jae Joong!' dedim ama beni duyan nerdeee :) :) :)



Jae Joong geldiğinde kopan çığlıkları da anlatamam herhalde.Zavallı Ce Cung herkes sussun diye bekledi bayağı ama baktı ben oturmazsam kimse susmayacak oturdu.Aaaa tabi bi de bu arada Türkçe 'merhaba' dedi.Çok düzgün söyledi hani çoğu yabancının söylediği gibi değildi,şaşırdım.Hoş geldiniz muhabbetinden sonra birkaç soru sordular;



Türkiye'de bu kadar hayranınız olduğundan haberdar mıydınız?
'Açıkçası bilmiyordum' dedi.O Türkiye'de çok fazla Koreli var o yüzden böyle birşey istendi sanmış.Ama neredeyse tamamı Türk dolu bi salonla karşılaştı.

Burada konser vermeyi düşünüyor musunuz?Türk yemeklerini sevdiniz mi?Türkiye'yi beğendiniz mi? gibi cevabı belli sorular da sordular.Akıl sağlığı yerinde hiç bi ünlü yok Türk yemeklerini sevmedim burası ney böyle ne diye konser vereyim der mi ki yani!Ve tabi her soruda ve her cevapta ooo diye bağırmalar alkışlar eksik olmadı.Böyle yazınca ben sıkılmışım Jae sevmezmişim gibi oldu ama abartmamakta lazım demek istiyorum.

Bildiğin Türkçe kelime var mı?
'Yeni geldiğim için pek fazla bilmiyorum.' dedi.Bir 'merhaba' demeyi bi de 'sizi seviyorum' u öğretmişler.Her şeyi geçin de o 'Sizi Seviyorum' dediği an süperdi.Allah'ım o nasıl utanmak öyle yaa o kadar eğildi ki masa örtüsüyle bütünleşecek sandım :) :D :) Kore'de bunu söylemek çok utandırıcı birşeymiş öyle dediler^^




Kendi aranızda grup üyelerine nasıl sesleniyorsunuz?Lakaplarınız var mı?
Açıkçası burda ne söyledi tam anlamadım daha doğrusu duydum ama ben de dank etmedi.Ve tabi diğer fanlarda da çünkü her dediğinde alkış koparanlar boş boş Jae Joong'a baktılar.O bile farketti 'Galiba bunlar sizin için pek bir şey ifade etmiyor.' dedi.Ama Jae Joong'a JJ (cey cey^^) diyorlarmış.


Bir arada azıcık I'll protect you'yu söyledi.Bayıldım:)Zaten çok seviyordum:):)Ama daha daha çok seviyorum artık:):):)

Hee heee size bi de iyi bir haber vereyim.Jae de bize 'Korece bilen Türk kızı var mı?' diye sordu :) :) Haydin hep beraber Korece kursunaa :D :D :D

Sonra çekiliş yapıp bazılarına JYJ imzalı In Heaven cdleri verdiler.Bazıları da Cey Cey'le fotoğraf çekindi.Bunu bu kadar kuru söylememden ötürü anladınız ki benim numaram çekilmedi :( :( Yanımızdaki bir kıza çıktı gözlerimle 'Bana ver onu bana!Benim olmalı ooo!' dedim.Ama tabi o da gözlerini elindekinden alamadığı için görmedi.



İşte böyle Uri Moo Won'u da görmek nasip oldu ya bize!Halen şaşkın halen şaşkınım o_O o_O Yalnız gerçekten çok yakışıklı yaa!Yapılır mı bu bize yaa :(  :(

Bu şarkıcanı Cey Cey'e gönderiyorum;

O bir yolcu sen bir hancı
Gördüğün en son yalancı^^


*JJ'in fotoğraflarını kendi çektiklerimden koymadım önlerde olmamıza rağmen çok iyi çekemedik.

21 Ocak 2012

N'apıyordum?

Daha fazla dayanamayacaktım galiba hem blogumdan uzak kalmaya hem de finallere!Bi süre bu böyle ömür boyu sürecekmiş gibi geldi bana.Neyse bitti en nihayetinde ve ben hala yaşıyorum O_o
İtiraf ediyorum tamam bloguma yazmadım ama dizilerimden filmlerden ayrılamadım.Bu kadarını da yapamazdım kendime^^Bakalım neler izlemişim;

harbiden flower boy^^

Öncelikle Flower Boy Ramyun Shop u bitirdim.Sevdim ben kendilerini.Büyük çoğunluk gibi Jung İl Woo aşkıyla başlayıp Lee Ki Woo hayranı olarak bitirdim diziyi.Yani Ruh Bekçimle hasret gidermiş Direk'imle tanışmış oldum.

seviliyorsun ne diyelim^^

atkı bile örüyor canım yaa^^

Ve Lee Ki Woo sevdamla tanışma vaktiniz!!

yeni bi dans figürü aslında bu :P

Kapıyı söktü arkadaş!

beni dinlemezseniz hepinizin bacaklarını kırarım haa!

böyle de sevimliyimdir ama^^
Sonraaa bunusevdim'in yazısından ötürü Kaichou wa Maid-sama'ya başladım.Usui aşkından yanıp tutuşuyorum.Nasıl birşeydir o yaa!Bugün izlediğim bölümünde kız 'Feremon gezegeninden gelen uzaylı sapık' demişti Usui'ye.Doğruya doğru ama böyle sapık herkesin başına :D :D Okumayan kaldıysa buyrunuz; Kaichou wa Maid-sama


Ahh ah!


yine ne diyorsun kıza Usuiiii?


Ve uçağımız Türkiye'ye iniş yapar.Şöyle az mola vereyim diye annemlerin yanına gitmiştim ki bir baktım film bitene kadar orda kalmışım :) Sınavlara çalışmaktansa mı yoksa Türkan Şoray etkisi mi emin değilim :) Filmin adı 'Bir Dağ Masalı'.Sevdim ben filmi.O cır cır sesleriyle okul şarkıları söyleyen çocukları da sevdim.Hatta on dakika içinde milyonlarca kez birbirlerini yanlış anlayıp darılıp tekrar barışan Türkan Şoray Murat Soydan çiftini bile :) Şöyle bi bakmak isterseniz; tık tık


o  ooow :)
Ve yine Kore topraklarındayız.Gülmek istiyorsanız kesinlikle 'Old Miss Diary' yi izlemelisiniz.Aslında uzuuun bi postu hak ediyor bu film ama ben ve üşengeçliğim işte.Başrollerin kim olduğunu bilmeden izlemeye başlamıştım ama şu çocukcağızımızı görünce çok sevindim nasıl da özlemişim onu!


Bu üçlüye bayıldım film boyunca!Hele de en soldakine.Dayanamayacağım azıcık bir şey anlatacağım spoi sayılmaz bu bence.İşte bu en soldaki halmeonimiz gece bir rüya görmektedir.Rüyasında Azraili görür onla gitmek istemez dediği laf şudur arkadaş: Savaşmadan şurdan şuraya gitmiyorum!! :):) Ne kadar güldüm bilemezsiniz o usta dövüş taktikleriyle kaçırttı gerçekten Azraili^^


Ayy nasıl da özlemişim yazmaya başlayınca anladım :) :) Tamam iki gıdımcık yazım olabilir ama seviyorum bi kendimin okuduğu bloguma yazmayı :D 

*Resimler alıntıdır.Birçoğu korea-fans'dan..

5 Ocak 2012

Semerkant'ı bilir misiniz?

         Serenad'dan bu yana okuduğum romanlar arasında en güzeli oldu Semerkant.Yapacağım şeyler olmasına rağmen umursamayıp blogları dolaştığım bir anda Sevgili Harmony'nin bloguna denk geldim.Yazısını okur okumaz bu kitabı okumalıyım tam benlik dedim :) Ama kim bilir ne zaman kitapçıya gider kim bilir ne zaman alır kim bilir ne zaman okurum diye üzülüyordum ki bi mucize gerçekleşti ve ben o uzun zaman sürecek zannettiğim kitabı almış ve okumuş ve bayılmıştım :)

Kitabın konusunu tamamen anlatabilmeyi çok isterim ama roman o kadar uzun bir dönemi,birbirine öyle uzak bir coğrafyayı,yaşadıkları zaman birbirine öyle uzak insanları anlatıyor ki nasıl toparlanır bu bilmem.Özetle bahsedersem;


            Elimizde bomboş bir defter var.Ve rubai yazmaya aşık bir Ömer Hayyam.Bu defter Ömer Hayyam'ın rubaileriyle dolarken bizde Hayyam'ın ve çevresindeki insanların hikayelerini okuyoruz.Bu insanlar Nizamülmülk ve Hasan Sabbah olunca iş değişiyor ve kendinizi tarihin içinde buluveriyorsunuz.Ayrıca güzel sayılabilecek bir aşkında...
          Rubailerle dolu yazma bitince romanda bitecek sanmayın.Bu sefer de rubailerin peşinde başka başka insanlar başka başka tarihi olaylar başka aşklar çıkıyor sahneye.Ve hepsine de bayılıyorsunuz!


Ben susayım Hayyam konuşsun;

Her gün biri çıkar,başlar,benim ben demeye,
Altınları,gümüşleriyle övünmeye
Tam işleri dilediği düzene girer,
Ecel çıkıverir pusudan:Benim ben diye.

...

Kalk haydi,ebediyen uyuyacağız zaten!

...


Şu alacalı bulacalı yeryüzünde bir adam dolaşır,ne zengin ne yoksul,ne mümin ne kafir,yaltaklanmaz hiçbir hakikate,saygısı yok hiçbir kanuna...Şu alacalı bulacalı yeryüzünde,bu yiğit ve hüzünlü adam kim ola?

...

Sevmeyi bilmiyorsan şayet,neye yarar güneşin doğması ve batması?



Yaa ben bunları yazmayacaktım!Aslında Serenad ve Semerkant'ın birbirine ne çok benzeyen iki kitap olduğundan bahsedecektim!En azından birazcık değineyim;

İkisi de
  • tarihin ışığında seyreden aşk hikayelerini
  • birbirine çok uzak mekanları yani farklı kültürleri
  • bu farklılığa rağmen aslında hepimizin aynı şeyleri isteyebileceğini (tamam buna istisna karakterler var Semerkant'ta^^)
  • devlet politikalarının,ülkelerin çıkarlarının altında ezilen halkı  
  • tüm bu düzene rağmen bunu umursamayan sadece aşkı,mutluluğu isteyen insanları konu alıyor..


Serenad'ı daha çok olmak üzere ikisini de çok sevdim.
Seranad'ı daha çok sevmemin sebebi daha yakın bir tarihi ele aldığından içinde geçen bazı olaylardan haberdar olmam,mekanların daha tanıdık gelmesi olabilir.Yoksa ikisi de çok güzel :) :) Şiddetle önermekteyim!

2 Ocak 2012

Geç Olsun Güç Olmasın^^

Sevgili EunHye hissetmiş olacak ki bloguma yazı yazacağım yok,birilerinin beni harekete geçirmesi, 'hadi hadi' demesi lazııım!
Ve beni şu yazısında mimlemiş,yeni yıldan beklentilerimiz dileklerimiz hakkında.
Bu yazı için baya geç bir tarih olacak ama bana 'ne istersin?' dendiğinde 'yok,sağol' deyip susacağımı beklemeyin.
Sıralıyorum o zaman;
Herkes gibi aşk,sevgi,sağlık,mutluluk,para,başarı,rahat,huzur,heyecan,enerji,umut gibi bilumum şeyler bekliyorum artık hayatımdan,boş boş geçip gitmesin zaman istiyorum.Aslında bazen zaman dursun da istiyorum ama bu gerçekleşebilecek bir dilek olmadığı için isteyemiyorum ya neyse:)
Birazcık daha belirgin isteklerime gelirsek;

  • Önceden de söylemiş bulunduğum gibi kırmızı bir bavul istiyorum.
  • Sonra o bavul çok işe yarasın,ben bol bol gezeyim istiyorum.
  • Ben bol bol gezersem fotoğraf çekmek isterim(gezmesem de istiyorum ama olsun^^),Bundan ötürü profesyonel fotoğraf makinem olsun istiyorum.
  • Ve ben cidden kaliteli fotoğraflar çekebileyim istiyorum.
  • Bi gün Kore'ye gitmek istiyorum diyeceğim ama bunu yazmama gerek bile yok sanırım:)
  • İngilizce öğreneyim artık ve bu sorunum olmaktan çıksın istiyorum.Bu yıl değil ama sonraki yıl erasmus merasmus istiyorum:)
  • İnternetten çıkmasam da film izlemeyi bırakmasam da blogları okumayı kesmesem de finallerde başarılı olayım istiyorum.(Zaten kendileri yakında başlayacak,beni de çok özlemişler çağırıyorlar gitmemek ayıp olur di mi?)
  • Saçlarım dökülmesin,beni sinir etmesin istiyorum.
  • Okumak istediğim tüm kitapları okuyabileyim istiyorum.

    Hayır!Hayır!Sen değil!!

  • Gökten 3 elma yerine burs düşse 3ü de benim olsa istiyorum:)Hem de nasıl istiyorum=)
Bu kadar da istemedim yani!
     

  • Herşeyi kafama takmayım kendi kendimi üzmeyeyim istiyorum.
  • 'Tembellik' beni terketsin istiyorum!
  • Aaa bi de telefonum ikide bir donmasın lütfen!Bilgisayarım yeterince çok donuyor,bu bana yeter!
Bunların hepsi bir yana ben,çevremdekiler hatta herkes için sağlık ve mutluluktan çok istediğim bir şey yok!Beni mimlediği ve bu posta sebep olduğu için EunHye'a çok çok teşekkürler:))
                                                Sağlık ve mutluluğun kimsede eksik kalmaması ümidiyle^^