Kore etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kore etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Mayıs 2012

Neler İzliyormuşum Ki Ben? (mim)

           Vakti zamanında Hoi Hoi beni şurada mimlemişti.Ben de şu aralar hiçbir şey izleyemiyorum ki diye boool boool dizi izleyeceğim finaller sonrasını beklemeye karar vermiştim bu mimi yazmak için ama o günler yakın görünmeyince gözüme şimdi yazmaya karar verdim ;))
          Bir de arada bana hatırlatırsanız çok sevinirim noktayı daha sık kullanmak istiyorum!Sınavlarda hocalar cümleden bir şey anlamasın beni de çok biliyor sansın diye böyle cümleler kurmak bağışıklık yaptı bende de.Ahhh bir de yazının büyüklüğü mevzusu var!Dua edin ki klavyede yazıyorum yoksa bu paragraf çoktan bir sayfa olmuştu.Tamam tamam abarttım ;) Henüz o kadar büyük yazmayı başaramadım ancaaaaak bu konuda emin adımlarla ilerliyorum.Ama ne yapayım hocalar ek sayfa vermeye bayılıyorlar :D :D Yalnız farkettim ki ben konuyu bayağı dağıtıyorum.Dönelim dizilerimeee;

Leyla ile Mecnun

        Okumakta olduğunuz Canlina kişisi bu süper diziye ancak bu yıl başlayabilmiştir.Ve her takıntılı insan gibi yok ben ortasından başlamam diye düşünerek ilk bölümünden başlamıştır.Şimdilerde 34. bölüme henüz ulaşmıştır.Tahminler göreyse bir daha ki sezona yeni bölümlerini izlemeye yetişecektir.
        Konusuna dair hiçbir şey bilmeyen varsa şuradan okuyabilir hatta izlemeye başlasın direk  :):) Mecnun'a İsmail  Abi'ye bayılacaksınız,Canlina garantisi ;)) Ama niye verdim ki ben link?Yazmayı bıraktım izlemeye daldım.



      Bir de Leyla gittikten sonra beğenenler beğenmeyenler durumu var.Ben Leyla'nın gideceğini bildiğim için etkilenmedim dizide onun olmayışından.Hatta zaten Leyla'yı pek sevmiyordum Şirin'i hiç hiç sevmesem de Sedef tam Mecnun'luk bir kız.Hele ki Sedef'in anneannesi!!

ben daha gelemedim bu bölümlere ama olsun;)

Bu daaaa İsmail Abi'nin en sevdiğim iş görüşmesi;
                                   
                                         Pazar bana denk geldi!Valla ben çalışmam yatarım :))




I Need Romance

      Bu diziyi uzun uzun yazmak istiyorum çok sevdim.O yüzden şimdi ayrıntısına girmeyeceğim.Tek cümleyle anlatacak olursam üç arkadaşın aşk durumlarını konu alıyor.Normalde dizilerdeki kadın başrollere uyuz olan ben burdakiler için hiç öyle düşünmedim.Tamam itiraf ediyorum bir tanesi hariç ;) Erkek başrollerse oldukça yakışıklılar.Dizi 16 bölümden oluşuyor ama bir bölüm 45 dakika civarında olduğu için hemencecik bitiyor bir bölüm.Bakmayın haftalardır elimde sürünüyor ama normal şartlar altında bir günde bitirirdim ben bu diziyi!Ah kader utansın ne diyim?! :):)

Sana katılmaktayım canım...

      Ara ara baktığım dizilerde var; Yalan Dünya, Avrupa Avrupa,İki Yaka Bir İsmail gibi...Yalan Dünya'yı hepiniz biliyorsunuzdur zaten.Eğer vaktiniz olursa diğer iki diziye de şans verin derim çok eğlenceliler...
     
      İnanamıyorum dramdan drama koşan ben kendimi tamamen komediye vermişim bunu şu an fark ettim!!!Acilen çetrefilli bir Kore dizisine falan başlamam lazım.Ama nedense de hiç içimden de gelmiyor ki dram izlemek.

    Bir de sayılır mı bilmem ama yemek falan yerken televizyondaki günlük saçma sapan dizilere bakıyorum.Önceleri anneme kızardım niye izliyorsun diye ama ne yapsın ki başka izleyebileceği bir seçenek yok.Mecburen mecburen mecburiyetten...

Beni mimlediği için Hoi Hoi'ye nomu nomu teşekkür ederim.Sıra geldi mimi göndermeye,seni seçtim Makinooo^^ Dizi izleyebiliyor musun pek emin değilim ama aklıma ilk sen geldin.


*Leyla ile Mecnun fotoğrafları alıntıdır.

9 Şubat 2012

Only You ve Acılar Prensi

Ve işte sonunda izledim :) :) :) Filmi taaaa çekim aşamasında duyup bugünlere kadar spoilersiz kalmak benim için çok zor oldu.Merak merak merak hep aramızda kaldı ama bugün izledim sonunda Ji Sub'umu :D Merakı arttırma konusunda makinosev'in katkıları da unutulamaz :):)



Konusunu bilmeyen kalmış mıdır emin değilim ama tek bir cümleyle anlatılacak olursa 'eski bir boksör ve kör bir kızın yaşadıkları aşk hikayesi'  denilebilir.Romantik ve biraz dram içeren filmlere sevginiz varsa ya da ufacık bir Ji Sub sevdasına sahip olmanız bile bu filme beğeneceğiniz anlamına gelir^^

Spoiler


Filmin başlarına bayıldım resmen!Zaten So Ji Sub görür görmez sırıtan ben kızla tanışma eğlenme sahnelerini kahkahkah kihkihkih diyerek izledim :D


Ama kader ağlarını ördü bu kadar mutluluk sana hele ki Ji Sub'a imkansız dedi ayırdı onları.Televizyondaki herşeyi gerçekmiş gibi düşünüp 'Yapma yapma yapma!' 'Etme etme etme!' Dur!Sakın açma o kapıyı!!' diyen yaşlılar gibi seslendim Ji Sub'a ; 'Gitmeeeee gitmeeeee!!' Ama duymadı beni ve gitti o dövüşe.Ah o sahneler!! 'Ölecek şimdi.....Vurma SJS'a......Ya çık ordan çık...' gibi nidalarıma sebep oldu.Bir yanımda kardeşim gözlerini kapatmış başına diğer tarafa çevirmiş.'Abla ben diyim şimdiden bu seferde Ji Sub kör olacak' gibi yorumlar yapmakta.Diğer yanımda arkadaşım 'Canlina seninkini öldürecekler git de yardım etsene!' diyor.Tabi arada da 'ıyy iğrenç' diyerekten başını çeviriyor.
Ji Sub da kör olup beni güldürmedi tabi ama şimdi de 'Konuşamıyor mu acaba?' sorusuyla baş başa bıraktı.Ama bence yaşadıklarından ötürü geçici bir durum bu biz görmeyeceğiz ama bi süre sonra konuşmaya da başlayacak o :)benden söylemesi sıkmayalım canımızı :):)

Bi de bazen çok saf oluyorum ben daha kızın doğuştan değil sonradan kör olduğunu anladığım anda bu kazanın yakınlarından Ji Sub geçiyor demeliydim.Ama kız anlatırken farketmeminde iyi bir yanı var; şaşırıyorsun :)

Sonunu genelde sevmemişler sanırım her şey havada kalmış gibi bir görüntü bıraktığından ama ben sevdim.Neden sevdim;
Bir an Ji Sub ölecek film bitecek sandım korktum ondan
Bir an hiç karşılaşamayacaklar 'turn left turn right'a dönecek bu iş diye korktum ondan
Bir an kız cidden evlendi gitti sandım ondan
Bir an köpek, SJS yi tanıdıktan sonra Ji Sub boynunu büküp gidince üzüldüm ondan
Ve benim düşündüğüm en berbat son kızın Ji sub'u bulamayınca çığlıklar attığı sahneydi ondan
Veee So Ji Sub var ki ya niye sevmeyeyim :D :D




*Şu kısacık yazıyı kaç saatte yazdım ne siz sorun ne ben söyleyeyim yani!Ben yazmaya başladıktan sonra misafirler geldi bende bırakamadım yazmayı ama yazamadım da.Etrafımda birileri olunca benim yazdığıma bakınca iki kelimeyi yan yana getiremiyorum çingular :/ Aklımdaki her şey kuşlar misali başka diyarlara uçuyor.Sınavlarda tepemize dikilip yazdıklarımıza bakan ya da bakmasa bile yanımızdan yöremizden ayrılmayan hocalar olur yaa misafir çocuklarda benim için bununla eşdeğer oldu.Biraz kötüyümdür ben sıkılsınlar gitsinler diye uzuuun uzuuun yazılar okudum.Ama yok sadece gidip gidip geldiler.İyi sabır varmış onlarda ne diyelim :) :)

5 Şubat 2012

Jae Joong ve Ankara:) bu ikisini yan yana kullanmak çok garip!

Henüz tam olarak ne olduğunu anlayamamış hissetsem de şimdi yazmazsam sonra bu da kalır gider arkadaş!Neyse ben konuyu dağıtmadan direk dalış yapıyorum; Gittim ki ben JJ'i görmeye :) :) :)




En güzeli en başından başlamak sanırım; Gayet normal ve sıradan bir gün benim 5 dakikalık bilgisayardan kalkma anımda facebook kurdu kardeşim fareyi kapmış eline dolanıyor yine.Sonra bu görsün mü Jae Joong Ankara Fan Meeting afişinin fotoğrafını^^

Anında başladı benim karamsar taraflarım;
'Sevinme hiç boşuna gerçek değildir,
yalan haberdir,
biri yine şaka falan yapmak istemiştir.'

Yalnıııız bi yandan da iyimser tarafım boş durmuyor;
'Ya gerçekse,gönder mail nolcak sanki,
ufff Moo Won'u görebilir miyim ben şimdi,
bi dakika Jae Ankara'ya geliyorsa benim her dakika dolaştığım yerlerden mi geçecek,
Vayy demek ki Türkiye diye bi ülkenin varlığından haberdar,
Ce Cuuuuuuung :D :D

İşte böylelikle dongsengimin ardından ben gönderdim maili ve de kabul edildi:)Kabul edilmediği halde gelenler de girdi içeri ama benim mesajım onaylanmasaydı gitmezdim sanırım :/ Bu arada ben inanmamaya devam ederken bu haberi bi çok yerde duyunca daha da bi sevindim.Ayrıca maili gönderdikten yazılanları okuduktan sonra yaşadığım heyecanı bugün giderken bile hissetmedim öyle diyim:)

Birisi önceden Dil Tarih'e Jae gelecek deseydi acayip güler saçmaladığını düşünürdüm.'İnanmak' kelimesinin lafını bile etmiyorum öyle yani.Ama bundan sonra Dil Tarih'teki tüüüüüm konferanslara gideceğim(beni ilgilendiren^^).

Böyle çok kopuk kopuk yazıyormuşum gibi geliyor bana ama böyle idare edeceğiz artık mantıksal sıra kurma becerim geçici süreliğine yok oldu.

Ben çok erken gitmediğim için o dışardaki güruhun ne yaptığını anlatamayacağım.Ama umarım hiçbiri hasta olmaz,sabah buz gibiydi hava.Neysem ben geldim ve de içeri girdim.Ortalara kadar dolmuştu salon ama biz boşalan yer gördükçe öne kaydık dördüncü sıraya kadar gelmişiz :) :) İşte JYJ klipleri,videoları falan izlettiler bi süre.O an içerdekileri görmeliydiniz nasıl çığlıklar bağırışlar.'Klip klip bunlar hani bilgisayardan da izlediğiniz daha gelmedi Jae Joong!' dedim ama beni duyan nerdeee :) :) :)



Jae Joong geldiğinde kopan çığlıkları da anlatamam herhalde.Zavallı Ce Cung herkes sussun diye bekledi bayağı ama baktı ben oturmazsam kimse susmayacak oturdu.Aaaa tabi bi de bu arada Türkçe 'merhaba' dedi.Çok düzgün söyledi hani çoğu yabancının söylediği gibi değildi,şaşırdım.Hoş geldiniz muhabbetinden sonra birkaç soru sordular;



Türkiye'de bu kadar hayranınız olduğundan haberdar mıydınız?
'Açıkçası bilmiyordum' dedi.O Türkiye'de çok fazla Koreli var o yüzden böyle birşey istendi sanmış.Ama neredeyse tamamı Türk dolu bi salonla karşılaştı.

Burada konser vermeyi düşünüyor musunuz?Türk yemeklerini sevdiniz mi?Türkiye'yi beğendiniz mi? gibi cevabı belli sorular da sordular.Akıl sağlığı yerinde hiç bi ünlü yok Türk yemeklerini sevmedim burası ney böyle ne diye konser vereyim der mi ki yani!Ve tabi her soruda ve her cevapta ooo diye bağırmalar alkışlar eksik olmadı.Böyle yazınca ben sıkılmışım Jae sevmezmişim gibi oldu ama abartmamakta lazım demek istiyorum.

Bildiğin Türkçe kelime var mı?
'Yeni geldiğim için pek fazla bilmiyorum.' dedi.Bir 'merhaba' demeyi bi de 'sizi seviyorum' u öğretmişler.Her şeyi geçin de o 'Sizi Seviyorum' dediği an süperdi.Allah'ım o nasıl utanmak öyle yaa o kadar eğildi ki masa örtüsüyle bütünleşecek sandım :) :D :) Kore'de bunu söylemek çok utandırıcı birşeymiş öyle dediler^^




Kendi aranızda grup üyelerine nasıl sesleniyorsunuz?Lakaplarınız var mı?
Açıkçası burda ne söyledi tam anlamadım daha doğrusu duydum ama ben de dank etmedi.Ve tabi diğer fanlarda da çünkü her dediğinde alkış koparanlar boş boş Jae Joong'a baktılar.O bile farketti 'Galiba bunlar sizin için pek bir şey ifade etmiyor.' dedi.Ama Jae Joong'a JJ (cey cey^^) diyorlarmış.


Bir arada azıcık I'll protect you'yu söyledi.Bayıldım:)Zaten çok seviyordum:):)Ama daha daha çok seviyorum artık:):):)

Hee heee size bi de iyi bir haber vereyim.Jae de bize 'Korece bilen Türk kızı var mı?' diye sordu :) :) Haydin hep beraber Korece kursunaa :D :D :D

Sonra çekiliş yapıp bazılarına JYJ imzalı In Heaven cdleri verdiler.Bazıları da Cey Cey'le fotoğraf çekindi.Bunu bu kadar kuru söylememden ötürü anladınız ki benim numaram çekilmedi :( :( Yanımızdaki bir kıza çıktı gözlerimle 'Bana ver onu bana!Benim olmalı ooo!' dedim.Ama tabi o da gözlerini elindekinden alamadığı için görmedi.



İşte böyle Uri Moo Won'u da görmek nasip oldu ya bize!Halen şaşkın halen şaşkınım o_O o_O Yalnız gerçekten çok yakışıklı yaa!Yapılır mı bu bize yaa :(  :(

Bu şarkıcanı Cey Cey'e gönderiyorum;

O bir yolcu sen bir hancı
Gördüğün en son yalancı^^


*JJ'in fotoğraflarını kendi çektiklerimden koymadım önlerde olmamıza rağmen çok iyi çekemedik.

23 Aralık 2011

db - birlikte

Bitmesinin daha uzun süreceğini tahmin ettiğim,otuz bölüm diye biraz da olsa gözümü korkutan ' Can You Hear My Heart? 'ı bitirmiş bulunmaktayım^^



Adına bakınca ' bu ağlatır! ',ilk bölümlerini izleyince 'başı öyleyse dizi bitince ben yaşamam heralde.' diye düşündürttü beni.Ama hiç ağlamadım ben!Hatta bazen az biraz gülümseyim diye düşünerek açtım bölümleri.Umarım sorun ben de değil dizinin türüne dram diyenlerdedir:):) Yok yok dramdı türü ama ağlatmayanından^^
Dizinin konusu birçok yerde bulunduğundan ben yazmıyorum ama izlerken çektiğim birkaç fotoğrafı ve spoiyi paylaşmadan edemeyeceğim ;

Çocuğun teninin beyaz olması konusunda yapılmadık espri bırakmadılar arkadaş!Beyaz olduğum için bunalıma sokacaktı beni Cha Dong Joo!
Seung Chul; 'Bayılırsa falan çağır hastane götüreyim.' dedi yaa.Burası bittiğim noktadır :( Kardeşimi çağırıp sordum bu kadar beyaz mıyım diye.Sağ olsun onunda objektifliği tuttu uzun bir karşılaştırmanın sonunda evet dedi...
En çok gözlerini sevdim ama kocaman açıp şaşkın şaşkın bakışı yok mu!Koreliler gözlerini açınca yine küçük görünürdü ama bunun ki başka =)
Kız işaret dilinde 'aptalsın' dediğinde bunu 'havalısın,yakışıklısın' diye düşünmesineyse hiç bişey demiyorum!
Evlenme teklif edişi de sadeydi ama çok orijinaldi doğrusu,sevdim.




Başka bir rolde ya da uzun saçlı haliyle falan görsem hiç sevmezdim galiba bu kızı.Yüzü tam kötü kadın rollerine gidecekmiş gibi duruyor bence.Ama CYHMH da o kadar sevimli,şeker,saf,masum ve de iyi yürekli duruyor ki sevmeden edemiyor insan.
'' db '' mesajını da çok sevdim.Birlikte demek olduğunu öğrenince şaşırmıştım.Bong Woo Ri'cik mesajlarda bile işaret dili kullanıyor artık^^
Dizide çeşit çeşit kıyafet giydirmemelerini de çok doğru buldum.Aynı kıyafeti giydi çokça.Son bölümlere doğru değişti bu durum sanki ama olsun o kadar Cha Dong Joo'yla evlenecek kız.


16 yıldır onu bekleyen ailenin Bong Ma Ru'su ne sinir ettin beni bi bilsen!Seni sevsem mi sevmesem mi kırk kez düşündüm yani.Sonra millet affetmiş ben sevmesem kaç yazar diyip sorunu çözdüm ama ne vardı bu kadar geç dönecek.Hadi geç geldin diyelim şu 'lezzetli pirinç' i yemek için niye bu kadar bekledin!Sırf sen o pirinçten yiyesin diye kaç bölüm izledim haberin var mı?Bu çocuk o pirinci yemeden yine ortadan kaybolucak diye ne kadar düşündüm haberin var mı?Ma Ru'ya hiç üzülmedim dersem yalan olur şimdi.Anne berbat,baba katil,üvey anne psikopat intikam manyağı,diğer baba desen ayrı bir alem..Bunlar bu işin içinden nasıl çıkacak diye çok merak ediyordum.Neyse ki sizin şu intikam olayı Bad Guy 'daki gibi sonuçlanmadı benimde içim rahat kaldı.



 Bu kadını görür görmez bittim davranışlarına :) En çok sevdiğim oyuncular arasında yerini aldı.

'Aydınlık gökyüzünü seyretmek istiyorum.'
Bu cümleyi şu gözlüklerle birleştirirsek mecaz yaptığını anlamak zor olmasa gerek.Dünyam karanlık beni kurtarın diye bağırıyor Mi Suk.

' sevmek mi? gitmek mi? '
Çok havalı sözleri var değil mi?

Young Gyu ile konuşmaları da çok zevkliydi.Mi Suk geldikçe Young Gyu'nun onu kovması,makyaj yapmadan durmasını istememesi süperdi:)


Şu yandaki sahnede sevdiklerimden :) Mi Suk-shi sevmiş bi kere gitmiyor artık:)

Dizi de en sevdiğim karakterden biri de Seung Chul'un babasıydı.Young Gyu ile arkadaş olması onu kıskanması,olaylara verdiği tepkiler hepsi mükemmeldi bence!O olmasa sanki eksik kalırdı bu dizi.






Ve tabi ki Seung Chul!!
Allah'ım onlar nasıl esprilerdi öyle!
'dram mı?o da ne?komediydi bu!' dememin sebebidir kendisi.Bir başrol olsa da doya doya izlesem...Dong Joo'yla arkadaş da oldular ya!Aslında Woo Ri'nin en büyük hatası uri Seung Chul'u umursamaması.Yok şu üzgün yanına git,yok bu üzgün onu teselli et,zavallı Seung Chul yalnız kalsın.Yapılacak şey mi bu!!

Dong Joo'yla içtiklerinde 'her istediğini yapacağım,söyle yavrucum' diyen Dong Joo'ya cevabı;

Ne dediğine dikkat etmek lazım Dong Joo Bey^^
Woo Ri ile aralarında geçen bir konuşma;
-Madem paran var borcunu öde.
-Sana borcunu asla ödemeyeceğim!
-Neden?
-Woo Ri sevgili bile zamanla unutulabilir.Ya borçlu biri?Ölsen bile alacaklarını unutmazsın.


Seung Chul yaa seviyorum seni :D
Halmeoni'nin sözüyle de bitiriyorum;

' Yaşamak için 3 öğün yemek ve konuşacak birileri yeter. '

~ db ~


8 Aralık 2011

İki Farklı Aşk Hikayesi ''Perhaps Love,First Snow''

Belki Belki Aşk??

Hayat çok karmaşık bir şey arkadaş!Sen inanmak istiyorsun ona inanıyorsun da sonra öyle kala kalıyorsun.Ya da güvenemiyorsun ve büyük bir hata yapıyorsun.Aynen böyle düşündürtüyor beni şu yandaki şahsiyet.Filmin en başında da çok ilginç sözleri vardır kendisinin.Tamamını hatırlamıyorum ama örnek olarak şunu vermişti; Bu küçük bebek muhtemelen annesinin hayatının başrolü.Peki ya bebek için annesi öyle mi olacak?
Bunu bilemem ama bu film klasik kelimesiyle ne kadar zıt onun farkındayım.Çok fazla anlatıp tadını kaçırmak istemiyorum.Bu yüzden eğer müzikal havasında hem romantik hem gerçekçi bi film izlemek isterseniz işte o budur.Ya da sadece Takeshi Kaneshiro için :) Turn Left Turn Right'dan beri bayılıyorum kendisineee^^




First Snow

Lee Jun Ki-Aoi Miyazaki


Şöyle aşırı melankolik,dram yüklü bir film bekliyordum bunu izlemeden önce.İlk kar deyince 'ahhhh kesin biri hasta ölecek' gibi düşünceler sardı beynimi.Galiba 'Bir Milyonerin İlk Aşkı' nı hala bilinç altımda saklıyorum ben :) 
Ama böyle değildi.Hatta en başları beni sürekli bir sırıtma haline soktu.Lee Jun Ki sen ne tatlı şeysin öyle =) Sürekli gülüp,güldürüp durdu Jun Ki,aklı bi karış havada lise bebesi haliyle^^
Filmin konusuysa;babasının işi nedeniyle Min (Jun Ki) koreden japonyaya geçici olarak taşınır.Ve Nanae'yi tanıyınca kaptırır gönlünü ona.
Nanae'yi nerden tanıdığımı ben başta çıkaramadım ama şöyle bir araştırınca 'Cennet Ormanı'nda herkesi ağlatan kız olduğunu görünce ufak çaplı bir şok yaşamadım değil hani.Ordaki kız nerde burdaki kız nerdeeee O_o

Bir iki de söylemeden edemeyeceklerim (spoi barındırabilir!) ;
Perhaps Love'ın başrolü olan kız adını unuttum ama seni unutmayacağım.Nasıl yaparsın sen bunu yaaaa!Takeshi seni bırakıp gittiğinde ne kadar sevinmiştim oh olsun bu dengesize demiştim.Neden geri döndü ki sanki!Kalıp gitseydin o buzun üstünde biz de en azından acırdık sana.Bak hatırladıkça sinirleniyorum!!


Allah'tan Jun Ki var da sakinleştirdi beni.O japon ve kore usulü söz verme sahnesini çok sevdim bennn :)


 

Jun Ki Jun ki derken ,nasıl bir danstır bu =) başını oynatışı falan :) :)





    


12 Kasım 2011

Bayılıyorum,Seviyorum,Hastasıyım^^

Ben bir dizi izlermişim hem tarihi hem romantik!Uzuuuun bir zamandır The Princess'man ile yatar The Princess'man ile kalkarmışım.Nasıl olur da hala hakkında konuşmadan içimi dökmeden durabilirmişim bilmem:)Hahaa durmuyordum ki sadece sizi rahat bırakıyordum!Yoksaaa kore dizisi izlemeyen arkadaşlarım bile dizinin en can alıcı sahnelerinden haberdar:))
Peki nedir bu dizi nasıl bişeydir?Neden seversin Canlina?
Moon Chae Won


Şu kadar zamanlık dizi kariyerim boyunca böyle kadın başrol görmedim ben arkadaş.İzlediğim bölümler içinde şu kızcağızın bi defa aptalca davrandığını görmedim.Ne yapsa takdirimi kazanıyor kendisi.Kararlı,cesur,zeki,düşüncelerinin arkasından gidiyor,lafta değil gerçekten aşık,bi zamanlar neşeliydi de...Daha ne sayayım.Aaaaa dizideki rolüne gelirsek :)Büyük Prens'in kızı Se Ryung.Babasının düşmanı olacak bir ailenin oğluna aşık oluyor.Ufffff bu kız kelimelerle anlatılmaz ya izleyin görün!!









Park Shi Ho
Kim Seung Yoo başbakanın oğlu ve sarayda öğretmen,prensesin dersine giriyor.Neşeli,saf,iyi yürekli bir kimseydi fakat yaşadıkları onu zamanla savaşçı,cesur,kötülere karşı acımasız biri yapıyor.Ne kadar yakışıklı olduğu hakkındaki düşüncelerimi yazmama gerek yok sanırım görünen köy kılavuz istemez:)
Hadi bi foto daha koyayııım;



şunun tatlılığa bak yaa:))
İşte bu kızımızda kralın kızı ve dolayısıyla Se Ryung'un kuzeni.Birbirleriyle iyi anlaşsalar da Se Ryung'un babası gözünü tahta diktiği için aralarında bir soğukluk hakim oluyor bir dönem.
Bu adam ise başımızın belası sorunlarımızın kaynağı Büyük Prens Su Yang!Kardeşinin tahtında gözü vardı,kral ölünce de yerine daha çocuk sayılacak oğlu geçince işleri iyice kolaylaşıyor.

Bu ikisi ise Kim Seung Yoo'nun arkadaşları onlar hakkında söyleyeceklerimi sonraya saklıyorum yoksa kendimi tutamayıp spoi verebilirim.

Konuyu biraz karman çorman anlatmış gibi hissediyorum ama eminim siz anlamışsınızdır;Lee Se Ryung ve Kim Seung Yoo herşeyden habersiz birbirlerini sevmeye başlayan fakat gerçekleri farkettikçe aralarında ne kadar büyük bir uçurum olduğunu gören 2 aşık.Peki bu uçurumu görünce korkup kaçacaklar mı dersiniz?Yoksa kendilerinin bile zor yürüyeceği ince bir köprü kurmayamı uğraşacaklar??Yoksa yoksa tamam biz seviyoruz birbirimizi ama diğer masum insanları da düşünmeliyiz mi diyecekler???Yoksa yoksa yoksa başka bir yol mu bulacaklar????

Bittim şu sahneye:))