mim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Kasım 2012

Mim Turşusu

Şimdi şimdi ben öncelikle bu kadar geç yazdığım için beni mimleyen çingularıma üzgün olduğumu belirtmek isterim ve zamanında beni hatırlayıp mimledikleri için çok teşekkürler.Bu kadar bekletmemin sebebi içimden yazmak geldiğinde yazayım, kuru yazılar çıkmasındı ortaya.Ama artık ne kadar biriktirdiysem turşu yapılacak kadar oldular ben de hadi hayırlısıyla bir kurayım şunu dedim;

İlk mim Irmak'tan devam etmesini istediğim filmler, diziler ve animeler?

Aslında izlediğim bir çok yapım için bunu düşünüyorum ama hepsini tek tek yazamam.Hem aslında tadında bıraktıkları için de ayrı bir severim o dizileri.Devam etselerdi bir yerden sonra eski kalitesini kaybedecekti aklımızdaki kadar güzel kalmayacaktı belki o diziler.

Ama bu mimi ilk duyduğumda aklıma Hiyokoi geldi.Sadece 22 dakikalık bir anime!Tadı damağımda kaldı dediğiniz cinsten tam o karakterleri sevmişken sizden ayrılıyorlar.Şimdi konusundan da bahsetmek isterim ama zaten o kadar kısa ki gidin izleyin bence.Hatta sizin için linkini de buldum; tık tık... Galiba mangası da var ama ben okumadım bilmiyorum.


İkinci mim Hoi Hoi'den kendini kötü hissettiğinde ne yaparsın?

Aslında bu duruma göre değişiyor.
Bazen kötü hissedince hemen geçmesini istiyorum ve bunun için uğraşıyorum.Canlı, eğlenceli parçalar dinliyorum.Hopluyorum zıplıyorum.Üşengeçliğim tutmazsa biraz yürüyorum.Komedi filmleri, dizileri tüketiyorum bol bol :D Aaa bir de o benim üzgün,kızgın olduğum anlarda yanımda yakın bir arkadaşım varsa vay haline! NŞA'da hiç konuşmayan benim çenem açılabiliyor. Beni o hale getirenler için korkunç senaryolar üretip komplo planları kurmamı dinliyorlar.Aslında benimkiler bundan pek rahatsız olmuyor gibi sanki hep desteklerler, ara ara da birlikte yazarız o senaryoları!

Bazense iyice depresyona sokuyorum kendimi :) Yani burdan ne anlıyoruz kendimizi üzen tek insan kendimiziz! Yani ben de böyle.Hiçbir şey yapmıyorum mecburi faaliyetler dışında.Dram kokan şarkılar dinleyip, nerede ağlak film var onu arıyorum.Şu ağlatan filmleri bulmak konusunda uzun zamandır başarısızım ama.Altına yorum yazmışlar ağlamaktan öldüm diye ben de tık yok!Ne oluyor Türkiye?Sorun sizde mi bende mi?


Üçüncü mim yine Hoi Hoi'ciğimden 'blogunuz sizin için tek kelimeyle ne ifade ediyor?'. Çingum şöyle güzel bir yazı yazmış ama benden o  kadarını beklemeyin.Tek kelime de söyleyemem aslında kendimce birçok sebebi var blog açmamın.Ama tek kelime dersek de ilk aklıma gelen huzur, yazmak çok rahatlatıyor beni.



Sonraki mim ise Harmony'den favorilerim nedir?Harmony şurada eğlenceli bir yazı yazmış ama kısaca cevaplayıp işin kolayına kaçıyorum:):)

Favori rengim; sanırsam mavi her tonuna bayılıyorum uçuğuna da lacivertine de^^

Favori hayvanım; bütün hayvanları uzaktan severim. Harmony'nin yazısını okuduğumda bu mevsimde sivrisinek mi olur demiştim ama ben bunu dedikten sonra sivri ile aramda düzenli bir ilişkim oldu hiç terk etmiyor beni :(

Favori sayım; Böyle bir şey de yok aslında ama sayı deyince aklıma ilk 5 geldi 5 olsun bakalım.

Stajda bizim bardaklar hiç güzel değil ama ne su ne de çay bardağı
ikisi arasında bir şey:/
Favori içeceğim; Maden suyu!Sadesi en sevdiğimdir ama meyveliler de hoş.Bir de bu yıl artık mecburiyet haline geldiğinden sürekli çay içer oldum.Birkaç yıl öncesine kadar sabahları 1 bardağı zor içirirlerdi bana.Akşamları kendime çay doldurmaya başlayınca evdekilerin şokunu görmeniz lazımdı.Ne yapabilirim ki artık bağımlı oldum ben de hala çok sevmiyorum ama içiyorum.Bu arada sebebi stajdır!Saat başı çay gelince önüne yok ben içmiyorum diyemiyorsun birinde olmasa öbüründe. Ki zaten çalışıyorsun o kadar biraz rahatlaman lazım ne yapacaksın ÇAY!

Facebook mu Twitter mı?; Aslında ikisinde de pek paylaşım yapmıyorum.Sadece bazı şeylerin takibini kolaylaştırıyor diye kullanıyorum.Ama twitter biraz daha eğlenceli istediğin kadar kendi kendine konuşman serbest sonuçta :)

Tutkum; En son bi çantaya tutulmuştum galiba ama hem ihtiyacım olmadığı hem de tuzlu olduğundan acı da olsa bu tutkuma yavaş yavaş son veriyorum.

Hediye almak mı vermek mi?; İkisinin de olumlu olumsuz yanları var.Eğer seveceğim bir şeyse hediye almak diyebilirim.

Favori günüm;Geçen yıl olsa cuma derdim çünkü ders yoku birşey yoktu mutlu ve huzurluydum.Bu yılsa hiçbir günü beğenmiyorum hepsinde de dolu ve meşgul bir insan oldum çıktım.Ne yapıyorsun deseniz onu bile anlatamam.

Favori çiçeğim; İlk aklıma papatya geldi ama biraz düşünce gelincik de çok güzel.Hem gelinciği koparmak daha zor daha doğrusu mantıksız, koptuğu anda o kırmızılıklar hemen döküleceği için.


Son mimlerimde ortak hem Hoi Hoi hem de Harmony blogumu ödüllemiş :) İkisine de çok teşekkür ediyorum ödül törenine çok geç kalıp onları beklettiğim için de üzgünüm.Bu yüzden ben de bu yazıyı okuyan birileri çıkarsa onlara ödül veriyorum hala benden haberdar oldukları için^^

En kısa zamanda tekrar yazmam ümidiyle özledim buraları;)

16 Ağustos 2012

En Eski Anım (mim)

Şimdi çok zevkli ve aylardır düşünmediğim kadar düşünmeme sebep olan bir mimle karşınızdayım:)Başlıktan da anlayacağınız gibi mimin konusu hatırladığım en eski anım.Ben de balık hafızalı bir insanım.İkisi birleşince benim baya baya düşünmem gerekti.Aslında hiç şikayetçi değilim eskiyi düşünmek çok eğlenceli geldi.Hatırlayım diye de biraz fotoğraflara falan bakınca gülme krizine girecektim az daha.Evet bundan önce de kırk defa bakmışımdır onlara ama her bakışımda başka bir şeyler buluyorum :D Beni mimlediği için egosantrikrapsody'ye çok teşekkür ederim!

Yine de ne kadar uğraşsam da ben 4-5 yaşımdan geriye gidemedim.Eskiden oturduğumuz yerde bir dut ağacı vardı.Bütün mahalleli işi bitince orada oturur çene çalardı.Biz çoluk çocuklarda oralarda oynardık.Evlerden bebekleri oyuncakları kap gel hemen!Çamurdan az yemek yapmadım hani :) İşte orada kardeşim, arkadaşı(Esra) ve ben ayakta durmuşuz.Esra'nın babası Beşiktaş'lıdır.Esra da öğrenmiş birkaç bişey ben beşiktaşlıyım şöyle de böyle de diye anlatıyor.Babam o zamanlar futbolla pek ilgilenmezdi.O yüzden kardeşimle ben de bildiğimiz tek takım olduğundan BJKliyiz biz diye dolanırdık.Bir gün teyzemlere gittik.Kuzenim de bize sormuş hangi takımı tutuyorsunuz diye.Bizim cevap belli zaten.O da diyor GS'ı tutun.Bizdeki de inat değil mi beşiktaşlıyız diye diretiyoruz.Sonra hatırladığım tek şey beni balkondan aşağı salladığı!Cimbomlu olmazsanız atarım sizi bak tehditleri!Beşiktaş canımdan kıymetli değil ya o günden beri Galatasaray'ı tutuyorum :) E tabi buna tutmak denirse maçları falan pek takip etmem de yalnız yendiğimiz zaman Fenerlileri kızdırma kısmını seviyorum ;)


Sonra küçükken ben sık sık hastalandığımı hatırlıyorum.O yüzden sürekli babamın iş yerinin doktoruna giderdik.Dönüşte de yakın diye Samanpazarı'ndan yürüyorduk bir kaç silik fotoğraf gibi bir şeyler var aklımda.Ama dönüşte otobüsün hep kalabalık olduğunu unutmuyorum.Her seferinde başka bir teyzenin amcanın kucağında olurdum.Ve tabi klasik soru 'Sen benim kızım olur musun?Götüreyim seni bize?'


Bu sefer tam yaşımdan eminim.İnsanın doğum günü her yıl uğramayınca naparsın?! 4. yaşımı kutlamak için teyzemler dayımlar falan hep bize gelmiş.Herkes de doğal olarak bebek almış bana.Benim ağzım kulaklarımda tabi.Düşünün babam da üçlü bebek seti almış ; annesi var,ablası var,küçük kardeşi var!!Daha ne olsun :D :D Bütün hepsini bebek arabasına bindirip bahçede dolaştırdığımı hatırlıyorum.Evde sıkılıyorlardır temiz hava onlara da lazım.Ama tabi bebeklerim için hayat hep böyle güllük gülistanlık geçmedi.Bir gün ne için hatırlamıyorum kardeşimi evde arıyorduk bi türlü ortalarda görünmüyor.Acaba dışarı mı gitti bu kız nerde falan derken yakaladım onu!Hanımefendi benim bebeklerimi almış annemlerin yatağının duvar tarafında biraz boşluk vardı oraya girmiş oturmuş benimkileri parçalıyor.Etraf bi sürü kol bacakla dolu!!Bir süre ortalarda görünmedi mi artık nerde ne yaptığını biliyorduk.Kıskançlık falan diye değildi bence, bir şeyleri karıştırmayı pek seviyor kendileri.Zaten kolu falan çıkardıktan sonra takmaya uğraşıyordu galiba.Ama onun bu huyu yüzünden bebeklerim hep en üst rafa kondu ulaşıp alamasın diye ama ben de alamazdım ki bunu nasıl unuturlar o_O


Son olarak da kağıdı kalemi çok sevdiğimi hatırlıyorum.Kömürlüğümüzün tam yanında asma vardı.Ona basaraktan kömürlüğün çatısına çıkar otururdum.Orada kendimce bir şeyler karalıyordum resim falan çiziyordum.Bu arada resim falan deyip hafife almamam lazım sonuçta babamın iş yerindeki duvarlarda sergileniyordu :)
Okula başladıktan sonra da hikaye kitaplarımı alıp çıkardım çatıya.Babamlar da bahçede otururlardı ciddiyetle onlara okurdum hikayeleri.Bir de ben tam hatırlamıyorum ama annem diyor okula gitmeden önce kendi adımı, dedemin, babaannemin adını falan yazmayı öğrenmişim.Evin duvarlarını isimle doldurmuşum.Deli etmişim annemi.Bence güzel bir şey bu annem açısından olmasa da :D :D


Sıra geldi mimi paslamaya yazmak istersen merakla bekliyorum yazını Hoi Hoi ^^


Fırat çok zeki yaa ;));))

10 Ağustos 2012

Ben? (mim)

Sanırsam görüp görebileceğim en kısa postum bu olacak :) Çingu Patapuff beni işte şuracıkta mimlemiş.Anladığım kadarıyla bu yazıyı okuyan sizler beni bana anlatacakmışsınız.O zaman soruyorum nasıl bilirsiniz beni?Aaa bir de tek kelimeyle olacakmış.

Hadi,tamam bakmıyorum ben :)

Unutmadan mimlenen çingular; Harmony , Egosantrikrapsody , Hoi Hoi , Irmak , Mydestiny ...Hadi size kolay gelsin^^

5 Ağustos 2012

Rüzgar Gülünün Ucunda ;) -mim:içimdeki ses-

İşte dem bu demdir:) Şimdi yazdım yazdım yoksa benim elim gitmeyecek bir türlü klavyeye.Uzuuuuuun uzuuuuun yıllar önce develer tellal pireler berber iken inekler hendekten atlayıp balıklar su içerken...Bir saniye galiba yanlış kanala bağlandık!Ama ne yapalım uzun uzun deyince insanın aklı masallara gidiyor :) Özetle uzun bir süredir ortalarda görünmeyen Canlina kişisi artık bağını bahçesini özledi ve geri geldi :D Gitmeden önce Agasshi beni mimlemiş içimdeki sesi sormuştu.O zamanlar sadece merak merak vardı.Staj nasıl olacak?Sıkılır mıyım ki orada?Kendi başıma niye iş açtım?Otur oturduğun yerde Ankara'da yap stajı!Yok yok emin ol oradaki staj buradan iyidir.O olmadı gezer eğlenirsin!Vik vik vik vik vik vik :D Bakalım neler diyor şimdi bu içimdeki ses?

İyi ki gitmişim diyor tabi :D Zaten elimden gelse dönmeyecektim ben! Çok yalvardım otobüsçü amcaya at beni buraya sen yoluna devam et dedim.Bak tekerini patlatırım dedim.Hangi insan evladı birine bunu yapar dedim.Önce sevdir kendini sonra ayır!İşin şakası gerçekten sevdim orayı.Mezun olunca Canlina'yı sıkıysa bulun Ankara'da.Zaten hain planlarımı yaptım bile.Bir ilde 1-2 yıl falan çalıştıktan sonra tayin isteyeceğim vermezlerse de onları sinir edip sürdürürüm kendimi yine ulaşırım amacıma.O kadar güzel yer beni beklerken ben hep aynı yere çakılıp kalmamalıyım.Beim kişiliğimi düşünürsem hayalim pek gerçekçi değil fakat imkansız da değil.Olumsuz-bağlı-üşengeç tarafımı ara ara izne gönderebiliyorum sonuçta.Bakınız kanıtı ^^


Rüzgar gülünün ucuna binip dönesim vardı.Her şeyi oradan izleyesim vardı.
Mantıklı değil mi ama?Önün deniz zihnin ferah dert yok tasa yok birazcık adrenalin.Hmmm yalnız adrenalinin birazcık olacağı konusunda şüphelerim var ya neyse.Lunaparka gitmeyi mi özlemişim ne :)


O kadar sessiz sakin güzel bir yer ki!Ama öğrendiğime göre bir şirket çevresini yavaş yavaş satın almaya başlamış.Bir otel yapıp para kırmak için süper yer!Umarım daha uzun süre dokunamazlar buraya.Ve isteyen istediği gibi gidip gelebilir.Üstteki kemer de hemen yakınında.

Elime bi kitap verip beni şu banka oturtunca bundan güzel kare olmaz.

Leyla'nın babası gibi bir gün piyangodan çok para çıkarsa ben de bu kaleyi alıp içinde yaşasam mı ne?

Güzel olduğunuz kadar tuzlusunuz da!
Yani ölmeyeceğimi bilsem tam şurdan atlayasım var.Çok eğlenceli olurdu:)Zaten filmlerde falan insanların neden böyle yerlerden atladığını anlamış bulunuyorum.Amaç intihar falan değil inanmayın sakın!Rüzgar uç deniz yüz diye bağırıyor ondan^^
Don Kişot burada yaşayamazdı sanırsam hangi birinizle savaşacak.

İşte ben bunları bırakıp evdeki LYS tercih dönemini kucakladım.Ne kadar hoş değil mi?Cadı -kardeşim olur kendileri- bu yıl sınava girdi de.Ben kendi tercih zamanımda bu kadar stres olduğumu hatırlamıyorum arkadaş!Benimki karambole geldi daldan budaktan bir liste oldu bari Cadı aynı şeyi yapmasın diye uğraşıp durdum.Peki başarabildim mi?Tabi ki hayır.Babamın bu tercihlerin bitmesine bir saat kala değişiklikleri bizi öldürecek bu gidişle.Bende de bu seferde aynısını yaptı.Emin değilim benim için değiştirmiş olmam iyi oldu galiba da bakalım bu sefer ne olacak.Değişmeseydi Cadı'yı endüstri mühendisliği okuyacaktı bu sefer uluslararası ilişkiler gelecek tahminimce.Ahh farkettiniz değil mi birbiriyle çok bağlantılı bölümler!Babamdan kaynaklı sanmayın ikisine de kardeşim düşünüyor.Neden geldikten sonra bu kadar geç yazdığımı da anlamışsınızdır herhalde burayı sinir boşaltma alanına çevirmeyeyim dedim.Neyse ki geçti gitti bitti!Umarım hangi bölüm daha hayırlıysa o gelir benim Cadıma ;)

Bunların dışında içimdeki ses hala kafan karışık senin diyor.Kaç tane diziye animeye başladım yakında sayısını unutacağım.Bir de artık ders mers sorunu olmadığından Cadıyla birlikte izliyoruz ortak birşey bulmak da zor olabiliyor.Ben diyorum komedi o diyor aksiyon ben diyorum ben diyorum kaliteli o diyor çerezlik.Tabi o çerezlik demiyor ben diyorum onun izlemeyi düşündüklerine :D İyi ki çok uyuyor da o uyurken bakıyorum ben de.Bu sabah Poongsan'ı izledim.Kim Ki Duk filmi olduğu için ben bile kendimi o ruh haline hazır hissettiğimde bakıyorum.O yüzden Cadıya sormadım bile.İzleyemez sıkılır sıkılmazsa üzülür.Çok fazla Kim Ki Duk filmi izlemedim ama bence onun filmleri yalnız izlenmeli.Hem filmin içine daha rahat girersin hem filmdeki sessizlik,huzur bozulmaz hem de yanındakilerin saçma yorum yapma ihtimali olmaz. 

Poongsan'a gelirsek beklediğimi fazlasıyla buldum.Kısa bir an aşk üzerinden mi gidecek sadece diye şüphelendim ama yanıldığımı hemencecik ortaya koydu.Kuzey Kore-Güney Kore durumuna da süper yorumlarda bulunmuş.İzlemeyen varsa şiddetle tavsiye ediyorum.


Boş Ev'den sonra beklediğimden çok fazla replik vardı (Bir zamanlar şöyle yazmışım Boş Ev hakkında).Ama yine inatla erkek başrolü konuşturmadı.Böyle daha mı havalı diye düşünüyor ki?Böyle düşünüyorsa da doğru düşünüyor tabi :) Ve yine adamın geçmişi ile ilgili hiçbir şey yok.Siz düşünün bu insanlar nasıl bu hale geldi diyor.Aslında yine doğru düşünüyor bence.Kaç yüz bin tane geçmiş yazdım zihnimde ben :) Ve ben hala şaşkınlıklar içindeyim.Başrolün Yoon Kye Sang (yani The Greatest Love'daki doktorcuğumuz) olduğunu internetten bakmasam anlamayacaktım.Ne kadar farklı durmuş filmde.Film boyunca gözüm bir yerden ısırıyor seni diye düşündüm sonra insan insana benzer deyip önceden izlemediğime kanaat getirmiştim.Piiiiiiii bana!

Ve kendisine de bir daha hayran olduğumu söylemeden geçemeyeceğim.Bu kadar yetenekli olduğunu bilmiyordum.
Ama sizce de çok başka durmuyor mu?
Mime uydu mu uymadı mı emin değilim ama şu an içimdeki sesler bunları düşünüp tartışıyorlardı.Ve mim zaten çok dolaştığı için direk birine paslamıyorum.Eğer bu yazıyı okuyup yazmamışsanız buyrunuz mimlendiniz çingular^^

Burayı filmi izlemediyseniz okumayınız!Benden söylemesi ;)

-SPOİ-

Filmin sonu neydi öyle?!Umutluydum ben bu kurtarır kızı da diyordum.Ama kızı kurtarmış olsaydı da film anlatmak istediğini anlatamayacaktı.Kuzeyli ve Güneylileri aynı yere atmaya başladığında benim saf tarafım onlar kişi olarak çoğalıyor naptın çıkarlar diye 2 saniye isyanda kaldı.Sonraysa fark ettim ironiyi.Onlar açısından düşünürsek düşman aynı düşman hedef desen yine aynı.Ama senle ben sebepsiz yere zıttız birbirimize gıcığız!!Ortak nokta bulmak mı imkansız!!!Çokça benzesek de birbirimize kabul etmeyiz asla bunu.Düşününce sırf Kore'de değil tüm dünyada böyle bu.Aynı olduğumuzu fark ederiz umarım bir gün.

Kuzeylilerin elinden kurtardığı Güneyli ajanın da son sahnelerde yine çıkması şu benim yazdıklarımı onlara anlatmaya çalışması da mantıklı güzel bir nokta olmuş.Yine anlamadılar ama ;



"Mücadele etmemizin sebebi dünyayı değiştirmek için değil..Dünyanın bizi değiştirmesine izin vermemek için.."

Silenced filminin sonunda yazmıştı o zamandan beri de zihnimde.Boşa kürek çektiğimi düşündüğümde kürekleri atmamı engelliyor ;)

15 Haziran 2012

Silmeden ; Bir o daldan bir bu budaktan (mim)

Uzuuuun uzuuuun bir zaman önce Mikal Zia çingu beni mimlemişti.Silmeden bir şeylerden bahsetmeliydim ama ben ne yazsam onu mu yazsam bunu mu yazsam diye düşünmekten bir türlü yazamadım gitti.Bir de silmeden yazıyorum ya ben de acayip bir gerginlik oldu galiba :) Zaten uzun anlamsız düşük cümle kullanan biriyim bir de silmeden nasıl olacak ki vb. düşünceler sardı gitti beni.En sonunda biraz işin kolayına kaçıp kısa kısa aklımdakilerden bahsetmeye karar verdim.Aslında bunları çok önceden bir yazı yapmak istiyordum ama kısmet şimdiyeymiş^^Yani bu silmeden işi nereye götürür bilmiyorum ama bir o daldan bir bu  budaktan bir yazı olacak diye tahmin ediyorum.



Nell diye süper bir grup var.Blogcular arasında biliniyor tahminimce ama genelde olması gerektiği kadar fazlaca dinlenmeyen bir grup.Hala adını sanını duymayanlarınız çıkarsa şuradan birkaç şarkılarını dinlesinler efendim tanışmak lazım onlarla.Ben de galiba bir buçuk sene falan önce şu şarkılarıyla tanıdım kendilerini.Hala en sevdiğim şarkılarıdır.Hatırlıyorum da ilk dinlediğimde günde onbinyüz kez döndürüp döndürüp onu dinliyordum :) Ama çok güzel ne yapayım! :):)

Sonra...Geçen yıl ramazanda TRT Yamak Ahmet diye bir dizi veriyordu.Belki karşılaşmışsınızdır.Galiba Osmanlı zamanını bu yönüyle anlatan tek dizi ya da ben öyle biliyorum.Ahmet küçüklüğünden beri bir baharatçı dükkanında çalışır sonra saray mutfağında işe girer.Ama şöyle bir durum vardır.Ahmet'in çırak olduğu dönemlerde baharatçıya sürekli gelen bir kız vardır.İkisi de birbirlerini severler fakat bir zaman sonra kız baharatçıya gelmeyi bırakır.İşte Ahmet bu kızı ,yanılmıyorsam adı Dilruba'dı, sarayda görür.Ama her aşığın başına geldiği gibi onların önünde engeller vardır.Geçen ramazan ben Aaaaamet başlayacak ameeet diye diye erkenden koşardım televizyonun başına.Bu yıl yine ramazanda ikinci sezonu verilecek dört gözle beklemekteyim ben de.Hmmm bu arada yazmamışım ama Ahmet baharatın piridir.Yemeği bir koklasın içinde ne var ne yok hepsini bilir.Yok şu yemeğe bunu katalım yok buna şunu ekleyelim ustam diye diye tatlı tatlı konuşur.Ama durun ben şimdi Ahmet sevdamı anlatmaya başlarsam bu mim bitmez.Seri yazı bile yaparım Valla bu kısacık diziye :):):) Galiba tüm bölümleri internette var bu yıl ki başlamadan izlemenizi tavsiye ederim.Ya da hiç yoktan bunu izleyin en sevdiğim kısımlarından;





İkinci video biraz uzun ama tamamını izleyemem derseniz ilk bir dakikasını izleseniz yeter .Ahmet'im çok güzel konuşuyor ;) Ve şu hikaye ve şu dua da çok güzel :D :D yok ben daha ayrıntı isterim derseniz bir blogu bile var bakınız ;)

Eurovision geçeli çok oldu ama o zamanlar yazmaya zaman bulamamıştım.Benim favorim Roman Lob'du.Pek bir derece yapamadı ama şarkısı gerçekten güzel.Hmmmm kendi de oldukça yakışıklı :) :)  Bence dereceye girememelerinin sebebi sahneyi çok boş tutmaları Lena da olduğu gibi yapalım demiş yine Almanya ama tutmadı bu sefer.Neyse efendim dinleyin şarkı çok hoş ;



Bir deee Nil'in yeni albümünden haberdar mısınız? Bir dakika civarında 9 tane de mini klipleri var.Bazıları cidden çok güzel neden bu kadar kısa diye insanı deli edecek cinsten.Üstelik klipleri de çok şeker.Hepsini de bir bakmalısınız.Mesela benim sevdiklerim;







Nil şarkılarına bakınırken bir de yanda Mehmet Erdem çıktı.Şu aralar sık sık karşıma çıkıyor kendileri nedendir bilmem.Eğer hiç dinlemediyseniz şu ve şu şarkılarına bir bakın.Aaa hatta kendileri Leyla ile Mecnun'da Ali Atay'ın söylediği Yalan'ı tekrar söylemiş.Ben hep ilk dinlediğimi sevdiğim için pek ısınamadım o haline ama seven tanıdıklarım var bakınız; Mehmet Erdem-Yalan...Leyla ile Mecnun demişken geçenlerde Erdal Bakkal'ın filmine gittim-Öz Hakiki Karakol.Orta düzey bir komedi filmiydi.Benimki gibi gidecek hiç film bulamazsanız gitseniz yeter.Bir grup hırsız mı diyim ne diyim işte onlar bir otelin kumarhanesini soymak için sahte bir karakol kuruyorlar.Filmde sadece iki üç şeye güldüm.Staja gelen polislere mesela,o kadar da yapılmaz ki olmayan karakola nasıl stajyer gönderilir.Bu yaz ben de staj yapacağım yaa hahahahha bana da böyle birşey yapıyorlarmış,beklenir cidden bu karmaşık düzenden ;D ;D ;D Asıl ne diyecektim filmle ilgili Allah belanı vermesin senin e mi palyaço!!!Gıcır gıcııır gıcıııır başıma ağrılar saplandı sen o sandalye de döndükçe.Sinir krizinden sinir krizine atladım resmen!Pis tuvalet terliği seni!





Bugün bir arkadaşım bu şarkıyı bir dinle demişti.Ben de size dinleteyim.Belki biliyorsunuzdur zaten çokça izlenmiş ama televizyondan uzak kalınca benim hep sonra sonra haberim oluyor.Yanlış hatırlamıyorsam adamımız İspanyol sesi de kendi de şarkısı da çok tatlı.Hatta bakınız sizin için İngilizce çevirisini vereyim. Maalesef Türkçe'si yok henüz :/ Yalnızca Sen;




Demişken demişken diye diye bu mim bitmeyecek :) Son olarak size bir Cecung fotoğrafı göstereyim.Çok şeker bir şey bu Jae yaaa neden seviyorum ki onu bu kadar^^Jae ve Ankara yazımı okumak isterseniz de sizi şöyle alabilirim; JJ




Hmmm az kalsın mimi paslamayı unutuyordum.Gözümden kaçmadıysa yazmadınız bu mimi Hoi Hoi ve Agasshi :) Kolay gelsin şimdiden size!

Not; resimler alıntıdır.
Daha önemli not; sizi düşünerek okuduğunuzu anlamanız için sildim ben bazen kusura bakmayın.Yalan olmasın di mi?^^

9 Haziran 2012

Pek Sevmiştim Sizi^^ (mim)

Ben daha bir yazı yazamadan Hoi Hoi çingu beni tekrar mimledi süper kahramanlarla ilgili çok şeker bir mimle :) Hepimizin mutlaka vardır çocukken hayran kaldığı aşık olduğu bir karakter :) Benim aklıma direk 3 isim geldi; Ay Savaşçısı'dan Mamoru,Zorro,bir de süper kahraman sayılır mı bilmiyorum ama benim kalbimin kahramanlarından olan Beyblade'de acayip mi acayip sevdiğim Kai!Adını hatırlamam diyenler için mavi saçlı çocuk^^







Şimdi oturup Mamoru'yu anlatmaya gerek yok.Siyah pelerini,gözlükleri,şapkası ve kötülere fırlatıyormuş gibi yapıp bizim kalbimize attığı kırmızı gülleri...Usagi'yle dalga geçmesine,her ihtiyacı olduğunda yardıma koşmasına falan 'ahh ah!' diyerek az izlemedim ben onu :) Şimdilerde tekrar en baştan izlemeyi düşünüyordum ama son bölümleri dışında tüm bölümleri silinmiş internetten :/ Sen yanlış biliyorsun hala var diyen olursa lütfen linkini bıraksın efendim çok çok çok sevinirim :)):))





evet bu çizgi filminden değil ama sizce de çok
karizma durmuyor mu:)






Zorro'ya ise yaptığı her şeyden sonra Z işareti bırakmasından ötürü hayran kaldım galiba.Çok hoşuma gidiyordu üç hareket ve Z :) ''İşte yine ben kazandım nolduuuuuuu?'' der gibi.Zorro'nun asıl olayı tam aklımda kalmamış o yüzden şöyle bir araştırdım kendisini.Zorro'cuğumuz okumak için İspanya'ya gitmiş.Fakat California'da işler kötüye gidip iktidar zalim birinin eline geçince tekrar ailesinin yanına dönmüş.Ama kimliğini belli ederek onlarla savaşamayacağını anlayınca kendine ikinci bir kimlik oluşturur.Bu arada gerçek adı Don Diego De La Vega imiş.Bu ada sahipken kendini biraz saf hiçbir şeyden anlamaz birisi olarak gösteriyor.Lakabı olan Zorro ise tilki anlamına geliyormuş.Ve tabiki olmazsa olmazım pelerini,şapkası,maskesi mevcut.




Hmm geldik Kai'ye.Aslında bu çizgi film yanlış hatırlamıyorsam ben biraz büyüyünce gösterilmeye mi başlandı ne?Konuyu tam hatırlamıyorum zaten kendisini de çok sevmiyordum ellerinde bir topaç döndür dur gitsin bir şeyler işte.Amaaa iş Kai'yi görmeye gelince televizyonda her rastlayışımda bakmadan da edemiyordum.Benim mavi saç manyaklığım küçüklüğümde de varmış demek ki.(Galiba bundan blogumda hiç bahsetmedim ben uzun bir süredir en azından saçımın bir kısmını mavi yapmak istiyorum fakat yıpranacak saçlarım diye kıyamıyorum.) Neyse tek hayran kaldığım şeyi mavi saçları da değildi o cool tarzı yok mu?! :) Çok az konuşur, en son görünür, boş laf etmez, umursamaz görünür ama duygusaldır falan filan...Beyaz atkısının uçuşması saçlarının dalgalanışı...Off baya yanıkmıymışım ne ben Kai'ye :P

Aslında mimin konusu 'En sevdiğiniz süper kahraman ve neden?'di.Fakat ben bir ayrım yapmak istemedim hepsini hepsini seviyorum.Sonuçta hepsi de kötüleri yenmeye uğraşmıyor mu?Eğer yazmadılarsa ve isterlerse bu mimi Mikal Zia ve Harmony'e paslıyorum.Kolay gelsin çingular^^

6 Haziran 2012

Röportaj (mim)

Uzun zamandır sırtını mimlere dayamış bir blogger olarak yine mimle buralardayım ;) Şimdi yine Hoi Hoi tarafından şurada mimlendim.İyi ki varsın Hoi Hoi sen olmasan kim bilir ne zaman hatırlayacağım yazı yazmam gerektiğini çok teşekkürler^^

Başlayalım bakalım;

1.Blog deyince aklına ne geliyor?
Bir sürü insan bir sürü farklı dünya...Bir çeşit su altı dünyası ya da galaksi falan bile diyebiliriz neyin nerde olduğu bilemediğimiz fark etmediğimiz çok şey olabileceği için.O kadar değişik konuda o kadar çok blog var ki!Saçmaladığımı düşünüyorsanız da bir çeşit rahatlama aracı da diyebiliriz.Yazmak mutlu ediyor insanı sonuçta :)


2. Sence bloglarda en çok ne paylaşır?
Benim takip ettiklerimde en çok diziler filmler kitaplar paylaşılıyor.


3.Paylaşımlarda bir sınır olmalı mıdır?
Canın ne istiyorsa paylaşabilirsin senindir sonuçta o alan.İstemeyen beğenmeyen girmez okumaz.Zorla bir şey yapılmıyor ki.


4.Sence neyi paylaşırsan aşırıya kaçmış olursun?
Blogların türüne göre değişir ki bu.Sürekli kitap tanıtımı yapan bir blogda kişi özel hayatına girerse saçma olur mesela.


5.Blogunun ismi nereden geliyor ve hangi konularda yazıyorsun?
Hmmm...Can kısmı adımdan ve de kullanmayı da çok sevdiğimden geliyor,lina kısmı da bana kalsın bence güzel bir anlamı var ama şimdi sizi güldürmenin alemi yok :P Aklıma eseni yazıyorum ama ağırlık dizi ve filmlerde...


6.Benim blog yazarlığım hakkında ne düşünüyorsun?
Bence gayet güzel yazıyorsun.Son zamanlarda sen de bana benzeyip boşlamaya başladın ama finallerin gözü kör olsun çingu! (Kendime laf ; ben senin finalin olmadığı zamanları da bilirim!)


7.Blogumu takip ediyor musun ? İtiraf et!
Ediyorum ediyorum yoksa nereden bileyim mimlendiğimi :)


8.Bloguma 10 üzerinden kaç puan verirsin ? Gelecek için bana tavsiyelerin neler?
10 üzerinden not kalmadı ki bu dünyada 100 üzerinden vericem ben hem daha çok görünüyor.Veeeee veriyorum 99.975 :)) Şaka bir yana seviyorum senin blogunu çingu mim dışındaki yazılarını da bekliyorum galiba yazmadın sen de uzun zamandır.


Sıra geldi mimi göndermeye yazmadın galiba sen Patapuff'cum vaktin olursa yazmaya kolay gelsin şimdiden;)

30 Mayıs 2012

Neler İzliyormuşum Ki Ben? (mim)

           Vakti zamanında Hoi Hoi beni şurada mimlemişti.Ben de şu aralar hiçbir şey izleyemiyorum ki diye boool boool dizi izleyeceğim finaller sonrasını beklemeye karar vermiştim bu mimi yazmak için ama o günler yakın görünmeyince gözüme şimdi yazmaya karar verdim ;))
          Bir de arada bana hatırlatırsanız çok sevinirim noktayı daha sık kullanmak istiyorum!Sınavlarda hocalar cümleden bir şey anlamasın beni de çok biliyor sansın diye böyle cümleler kurmak bağışıklık yaptı bende de.Ahhh bir de yazının büyüklüğü mevzusu var!Dua edin ki klavyede yazıyorum yoksa bu paragraf çoktan bir sayfa olmuştu.Tamam tamam abarttım ;) Henüz o kadar büyük yazmayı başaramadım ancaaaaak bu konuda emin adımlarla ilerliyorum.Ama ne yapayım hocalar ek sayfa vermeye bayılıyorlar :D :D Yalnız farkettim ki ben konuyu bayağı dağıtıyorum.Dönelim dizilerimeee;

Leyla ile Mecnun

        Okumakta olduğunuz Canlina kişisi bu süper diziye ancak bu yıl başlayabilmiştir.Ve her takıntılı insan gibi yok ben ortasından başlamam diye düşünerek ilk bölümünden başlamıştır.Şimdilerde 34. bölüme henüz ulaşmıştır.Tahminler göreyse bir daha ki sezona yeni bölümlerini izlemeye yetişecektir.
        Konusuna dair hiçbir şey bilmeyen varsa şuradan okuyabilir hatta izlemeye başlasın direk  :):) Mecnun'a İsmail  Abi'ye bayılacaksınız,Canlina garantisi ;)) Ama niye verdim ki ben link?Yazmayı bıraktım izlemeye daldım.



      Bir de Leyla gittikten sonra beğenenler beğenmeyenler durumu var.Ben Leyla'nın gideceğini bildiğim için etkilenmedim dizide onun olmayışından.Hatta zaten Leyla'yı pek sevmiyordum Şirin'i hiç hiç sevmesem de Sedef tam Mecnun'luk bir kız.Hele ki Sedef'in anneannesi!!

ben daha gelemedim bu bölümlere ama olsun;)

Bu daaaa İsmail Abi'nin en sevdiğim iş görüşmesi;
                                   
                                         Pazar bana denk geldi!Valla ben çalışmam yatarım :))




I Need Romance

      Bu diziyi uzun uzun yazmak istiyorum çok sevdim.O yüzden şimdi ayrıntısına girmeyeceğim.Tek cümleyle anlatacak olursam üç arkadaşın aşk durumlarını konu alıyor.Normalde dizilerdeki kadın başrollere uyuz olan ben burdakiler için hiç öyle düşünmedim.Tamam itiraf ediyorum bir tanesi hariç ;) Erkek başrollerse oldukça yakışıklılar.Dizi 16 bölümden oluşuyor ama bir bölüm 45 dakika civarında olduğu için hemencecik bitiyor bir bölüm.Bakmayın haftalardır elimde sürünüyor ama normal şartlar altında bir günde bitirirdim ben bu diziyi!Ah kader utansın ne diyim?! :):)

Sana katılmaktayım canım...

      Ara ara baktığım dizilerde var; Yalan Dünya, Avrupa Avrupa,İki Yaka Bir İsmail gibi...Yalan Dünya'yı hepiniz biliyorsunuzdur zaten.Eğer vaktiniz olursa diğer iki diziye de şans verin derim çok eğlenceliler...
     
      İnanamıyorum dramdan drama koşan ben kendimi tamamen komediye vermişim bunu şu an fark ettim!!!Acilen çetrefilli bir Kore dizisine falan başlamam lazım.Ama nedense de hiç içimden de gelmiyor ki dram izlemek.

    Bir de sayılır mı bilmem ama yemek falan yerken televizyondaki günlük saçma sapan dizilere bakıyorum.Önceleri anneme kızardım niye izliyorsun diye ama ne yapsın ki başka izleyebileceği bir seçenek yok.Mecburen mecburen mecburiyetten...

Beni mimlediği için Hoi Hoi'ye nomu nomu teşekkür ederim.Sıra geldi mimi göndermeye,seni seçtim Makinooo^^ Dizi izleyebiliyor musun pek emin değilim ama aklıma ilk sen geldin.


*Leyla ile Mecnun fotoğrafları alıntıdır.

10 Mayıs 2012

Ne Olurdum??? (mim)

Uzun bir süredir blogları dolaşan 'ne olurdum?' mimi şimdi de geldi benimkine kondu.Beni mimlediği için Hoi Hoi 'ye teşekkür ederim^^Biraz geç yazdığım içinse üzgünüm çingu kusura bakma :/ ...

Hmm biraz ilginç bir mim bakalım ben ne olurmuşum?


1 - Yemek olsan hangisi olurdun?
Ben yemek olmayacağım ya canım yaz helvası çekiyor onu olsam?

2 - Müzik aleti olsan hangisi olurdun? 
Yan flüt...İstersen sakin istersen canlı bir ses!!


3 -Araba olsaydın hangisi olurdun?
Arabalardan hiç anlamam ama Atatürk'ün kullandığı arabalardan biri olabilirim mesela!


4 - Aylardan hangisi olurdun?
Baharı severim.Bahar aylarından biri olabilir.Kar buz yok etraf çiçek açmış ağaçlarla dolu rüzgarlar var ohh daha ne!Mayıs oluyum ben ya mayıs :)



5 - Ayakkabı olsan hangisi olurdun?
Aslında ben spor ayakkabı tercih ederim ama ayakkabı ben olacağıma göre giyene zarar vermem lazım di mi?Bir süre sonra bana dayanamaması :) O yüzden şunları olabilirim sanki;

ama çok şekerleeer^^


6 - Kıyafet olsan ne olurdun?
Pijamaaaa :D :D :D


7 - Renk olsan hangisi olurdun?
Tabi ki mavi^^Nedensizce çok seviyorum ben bu rengi!

8 - Hayvan olsan hangisi olurdun?
Kelebek oluyum renkli renkli!


Hem zaten bu sakarlığımla ancak onun ömrü kadar yaşayacağım gibi geliyor bana!Şu günlerde cidden bana ne oluyor bilmiyorum önüme çıkan hatta çıkmayan her şeye çarpabilme kendimi yaralayabilme yeteneğim oluştu.Sonum hayrola o_O


9 - Şu an okuduğun kitabın 137. sayfasında ne var?

''Öğretmenle öğrenci arasındaki ilişkiye köle sahibi ve köle arasındaki ilişkiler,birinin diğerinden üstün olması temeline dayanır.Öğretmenin çıkarıyla öğrencinin çıkarı aynı doğrultudadır.Öğretmen,öğrenciyi ileriye götürmeyi başarırsa mutlu olur;bunu başaramadığında , başarısızlık, hem kendisinin hem de öğrencinindir.....''


Sayfa boyunca bayağı bir anlamsız ya da anlamlandırmak için saatlerce düşünmemiz gereken cümle vardı.Bakınız en anlaşılırı buydu.


Bir mimin daha sonuna geldik.Yapmayan mimlenmeyen kalmadı tahminimce o yüzden kimseyi mimlemiyorum.Sağlıcakla kalınızzz :D :D :D


16 Şubat 2012

2011 Enleri^^

Sevgili hikaruivy beni şu yazısında mimlemiş.Mimimizin konusu geçtiğimiz yılın favorileriiiiiii;

Yılın Amerikan Dizisi;

Hmmm bu benim için öyle zor bir soru ki!Kore sularına adım attığımdan beri diğer yabancılarla pek ilgilenmemekteyim.Çoğu dizinin adını konusunu biliyorum ama hiç bir amerikan dizisini düzenli olarak izlemiyorum.O yüzden bu alana ne yazsam ne kadar doğru olur emin değilim.En çok kulağıma gelenler şunlar ama; The Walking Dead,The Secret Circle,The Mentalist,Being Human..


Yılın Uzak Doğu Dizisi;

İşteeee tamam burda kalalım bence siz söyleyin ben anlatıyım hangisi nasıldı?Şunda n'oldu?Bunda n'oldu? diye diye :D :D :D Protect the Boss,City Hunter.The Greatest Love ,Can You Hear My Heart?,Scent of Woman en beğendiklerimden...Kesinlikle izlemelisiniz dediklerimse 49 Days ve The Princess' Man!Bu ikisi beni benden alan diziler :)) 49 Days'te  üç damla gözyaşını meraklı bekleyişler,ruh bekçimizin hali ne olacaklar...The Princess' Man izlediğim zamanlarda Se Ryung ve Seung Yoo diye yatıp Se Ryung ve Seung Yoo diye kalkıyordum.Kim yaklaşsa yanıma tutup diziyi anlatıyordum.Zavallı okul arkadaşlarım ne anlatıyor bu canlina diye garip garip bana bakıyorlardı :D :D Ayrıca iki dizinin de OSTu çok güzel izleyemesiniz bile dinlemenizi tavsiye ederim :)) Mesela bu ve bu ve bu ve belki en çok da bu






Yılın Amerikan Filmi;
O kadar az Amerikan filmi izlemişim ki ben Sherlock deyip uzaklaşıyorum buradan :D


Yılın En İyi Erkek Oyuncusu; 

tamam tamam Dok Go!
Kontenjan kısıtlamasından ötürü haremime almadığım için çok üzülen ya da çok sinirlenen mi desem(?) Cha Seung Won nam-ı diğer Dok Go Jin'i seçerek azda olsa çektiğim vicdan azabımı hafifletmek istiyorum çingular.



Fotoğrafları gördükçe tekrar The Greatest Love izleyesim geldi.Ama hayır hayır benim daha izlemeyi düşündüğüm bir sürü şey var.Yapma bunu bana Dok Go Jin!!


Yılın En İyi Kadın Oyuncusu;


Bunun cevabı için diğer hepsinden daha az düşündüm,cevap belli Moon Chae Won!!My Fair Lady'de sevmiştim onu ancak o The Princess' Man deki rolüyle resmen beni kendine hayran bıraktı.Eğer hala onu hiç izlemediyseniz çok yazık size.Her ne kadar TPM'nin finali diğer bölümleri kadar harika olmasa da mutlaka izlenmeli.Üstelik klasik tarihi kore dizilerinde olduğu gibi sönük bir kadın rolü yok bu dizide.Sessiz sakin her denileni yapan en saçma zamanda en saçma davranışıyla sizi sinir eden demek istiyorum.















Yılın Kitabı; 
Zülfü Livaneli'den Serenad :) Teeeee blogumu ilk açtığım sıralarda okumuştum.Hatta şöyle de bir şey yazmıştım.Yetmemiş Semerkant'ı okuduğumda bloguma yazarken yine araya girmiş.Bir türlü beni rahat bırakmıyor bu kitap geldi burda da gösterdi kendini.

Yalnız ne sıkıcı insanmışım ben piiiiii herşey tarih tarih tarih kokuyor.Şöyle eğlenceli bi kitap öneriyim dedim orda da Shakespeare çıkıyor karşıma.Hep diyorum zaten ben yanlış çağda doğmuşum ama n'apalım elden gelen bişey yok.Sanırsam zaman makinasının icadına daha çok vardır :D :D Bu arada kitabın adı Aniden Shakespeare.Konusuna gelirsek günümüzde yaşayan bir kızın bir sihirbaz tarafından geçmişe gönderilmesi ve kendini Shakespeare'in bedeni içinde bulması diyebiliriz.Klasik bir konu gibi duruyor ama işlenişi çok güzeldi bence.Hele ki kız ve  Shakespeare arasında geçen diyaloglar atışmalar :D :D

Vazgeçilmezler; 
Leyla ile Mecnun..Bir gün bir Türk dizisi bu kadar komik bu kadar kaliteli olacak deselerdi inanmazdım arkadaş!Televizyondan izlemiştim önce ama hep kopuk kopuktu.Şu günlerde ilk bölümlerinden tekrar  başladım.Mecnun'un o 'nasııııl?!' diye bağırışları bile izlemek için yeterli sebep!
Bir de Zülfü Livaneli kitapları diyelim :)Serenad dışında sadece Mutluluk'u okudum ama o da çok iyiydi ben n'apim :D Mutluluk'un filmini çok önce izlediğim için kitapla çok karşılaştıramıyorum sanki filmi eksik hatırlıyorum gibi geliyor bana.Biliyorsanız söyleyiverin bana filmde kitaptaki bazı şeyler değiştirilmiş miydi?


Tutunamayanlar;
Eminim bi çok vardır ama benim aklıma sadece Heartstrings geliyor.Öyle güzel başlayan diziye öyle güzel OSTa bu devam bu son mu yakışırdı yani??

Ben ne yazcağım ki hepsine birer cümle ancak bulurum diye dert yapıyordum meğer ne çok söyleyecek şeyim varmış.Daha da üşenmesem yazacağım:) Çok sağol hikaruivy ^^

*Şarkıyı altyazılı koymayacaktım aslında ama herşey bi anlamı varsa güzeldir diye düşünüyorum.Çeviren kişinin yolu eğer bi gün buralara düşerse çok çok teşekkür ediyorum kendisine^^

2 Ocak 2012

Geç Olsun Güç Olmasın^^

Sevgili EunHye hissetmiş olacak ki bloguma yazı yazacağım yok,birilerinin beni harekete geçirmesi, 'hadi hadi' demesi lazııım!
Ve beni şu yazısında mimlemiş,yeni yıldan beklentilerimiz dileklerimiz hakkında.
Bu yazı için baya geç bir tarih olacak ama bana 'ne istersin?' dendiğinde 'yok,sağol' deyip susacağımı beklemeyin.
Sıralıyorum o zaman;
Herkes gibi aşk,sevgi,sağlık,mutluluk,para,başarı,rahat,huzur,heyecan,enerji,umut gibi bilumum şeyler bekliyorum artık hayatımdan,boş boş geçip gitmesin zaman istiyorum.Aslında bazen zaman dursun da istiyorum ama bu gerçekleşebilecek bir dilek olmadığı için isteyemiyorum ya neyse:)
Birazcık daha belirgin isteklerime gelirsek;

  • Önceden de söylemiş bulunduğum gibi kırmızı bir bavul istiyorum.
  • Sonra o bavul çok işe yarasın,ben bol bol gezeyim istiyorum.
  • Ben bol bol gezersem fotoğraf çekmek isterim(gezmesem de istiyorum ama olsun^^),Bundan ötürü profesyonel fotoğraf makinem olsun istiyorum.
  • Ve ben cidden kaliteli fotoğraflar çekebileyim istiyorum.
  • Bi gün Kore'ye gitmek istiyorum diyeceğim ama bunu yazmama gerek bile yok sanırım:)
  • İngilizce öğreneyim artık ve bu sorunum olmaktan çıksın istiyorum.Bu yıl değil ama sonraki yıl erasmus merasmus istiyorum:)
  • İnternetten çıkmasam da film izlemeyi bırakmasam da blogları okumayı kesmesem de finallerde başarılı olayım istiyorum.(Zaten kendileri yakında başlayacak,beni de çok özlemişler çağırıyorlar gitmemek ayıp olur di mi?)
  • Saçlarım dökülmesin,beni sinir etmesin istiyorum.
  • Okumak istediğim tüm kitapları okuyabileyim istiyorum.

    Hayır!Hayır!Sen değil!!

  • Gökten 3 elma yerine burs düşse 3ü de benim olsa istiyorum:)Hem de nasıl istiyorum=)
Bu kadar da istemedim yani!
     

  • Herşeyi kafama takmayım kendi kendimi üzmeyeyim istiyorum.
  • 'Tembellik' beni terketsin istiyorum!
  • Aaa bi de telefonum ikide bir donmasın lütfen!Bilgisayarım yeterince çok donuyor,bu bana yeter!
Bunların hepsi bir yana ben,çevremdekiler hatta herkes için sağlık ve mutluluktan çok istediğim bir şey yok!Beni mimlediği ve bu posta sebep olduğu için EunHye'a çok çok teşekkürler:))
                                                Sağlık ve mutluluğun kimsede eksik kalmaması ümidiyle^^