canlina etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
canlina etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Kasım 2012

Mim Turşusu

Şimdi şimdi ben öncelikle bu kadar geç yazdığım için beni mimleyen çingularıma üzgün olduğumu belirtmek isterim ve zamanında beni hatırlayıp mimledikleri için çok teşekkürler.Bu kadar bekletmemin sebebi içimden yazmak geldiğinde yazayım, kuru yazılar çıkmasındı ortaya.Ama artık ne kadar biriktirdiysem turşu yapılacak kadar oldular ben de hadi hayırlısıyla bir kurayım şunu dedim;

İlk mim Irmak'tan devam etmesini istediğim filmler, diziler ve animeler?

Aslında izlediğim bir çok yapım için bunu düşünüyorum ama hepsini tek tek yazamam.Hem aslında tadında bıraktıkları için de ayrı bir severim o dizileri.Devam etselerdi bir yerden sonra eski kalitesini kaybedecekti aklımızdaki kadar güzel kalmayacaktı belki o diziler.

Ama bu mimi ilk duyduğumda aklıma Hiyokoi geldi.Sadece 22 dakikalık bir anime!Tadı damağımda kaldı dediğiniz cinsten tam o karakterleri sevmişken sizden ayrılıyorlar.Şimdi konusundan da bahsetmek isterim ama zaten o kadar kısa ki gidin izleyin bence.Hatta sizin için linkini de buldum; tık tık... Galiba mangası da var ama ben okumadım bilmiyorum.


İkinci mim Hoi Hoi'den kendini kötü hissettiğinde ne yaparsın?

Aslında bu duruma göre değişiyor.
Bazen kötü hissedince hemen geçmesini istiyorum ve bunun için uğraşıyorum.Canlı, eğlenceli parçalar dinliyorum.Hopluyorum zıplıyorum.Üşengeçliğim tutmazsa biraz yürüyorum.Komedi filmleri, dizileri tüketiyorum bol bol :D Aaa bir de o benim üzgün,kızgın olduğum anlarda yanımda yakın bir arkadaşım varsa vay haline! NŞA'da hiç konuşmayan benim çenem açılabiliyor. Beni o hale getirenler için korkunç senaryolar üretip komplo planları kurmamı dinliyorlar.Aslında benimkiler bundan pek rahatsız olmuyor gibi sanki hep desteklerler, ara ara da birlikte yazarız o senaryoları!

Bazense iyice depresyona sokuyorum kendimi :) Yani burdan ne anlıyoruz kendimizi üzen tek insan kendimiziz! Yani ben de böyle.Hiçbir şey yapmıyorum mecburi faaliyetler dışında.Dram kokan şarkılar dinleyip, nerede ağlak film var onu arıyorum.Şu ağlatan filmleri bulmak konusunda uzun zamandır başarısızım ama.Altına yorum yazmışlar ağlamaktan öldüm diye ben de tık yok!Ne oluyor Türkiye?Sorun sizde mi bende mi?


Üçüncü mim yine Hoi Hoi'ciğimden 'blogunuz sizin için tek kelimeyle ne ifade ediyor?'. Çingum şöyle güzel bir yazı yazmış ama benden o  kadarını beklemeyin.Tek kelime de söyleyemem aslında kendimce birçok sebebi var blog açmamın.Ama tek kelime dersek de ilk aklıma gelen huzur, yazmak çok rahatlatıyor beni.



Sonraki mim ise Harmony'den favorilerim nedir?Harmony şurada eğlenceli bir yazı yazmış ama kısaca cevaplayıp işin kolayına kaçıyorum:):)

Favori rengim; sanırsam mavi her tonuna bayılıyorum uçuğuna da lacivertine de^^

Favori hayvanım; bütün hayvanları uzaktan severim. Harmony'nin yazısını okuduğumda bu mevsimde sivrisinek mi olur demiştim ama ben bunu dedikten sonra sivri ile aramda düzenli bir ilişkim oldu hiç terk etmiyor beni :(

Favori sayım; Böyle bir şey de yok aslında ama sayı deyince aklıma ilk 5 geldi 5 olsun bakalım.

Stajda bizim bardaklar hiç güzel değil ama ne su ne de çay bardağı
ikisi arasında bir şey:/
Favori içeceğim; Maden suyu!Sadesi en sevdiğimdir ama meyveliler de hoş.Bir de bu yıl artık mecburiyet haline geldiğinden sürekli çay içer oldum.Birkaç yıl öncesine kadar sabahları 1 bardağı zor içirirlerdi bana.Akşamları kendime çay doldurmaya başlayınca evdekilerin şokunu görmeniz lazımdı.Ne yapabilirim ki artık bağımlı oldum ben de hala çok sevmiyorum ama içiyorum.Bu arada sebebi stajdır!Saat başı çay gelince önüne yok ben içmiyorum diyemiyorsun birinde olmasa öbüründe. Ki zaten çalışıyorsun o kadar biraz rahatlaman lazım ne yapacaksın ÇAY!

Facebook mu Twitter mı?; Aslında ikisinde de pek paylaşım yapmıyorum.Sadece bazı şeylerin takibini kolaylaştırıyor diye kullanıyorum.Ama twitter biraz daha eğlenceli istediğin kadar kendi kendine konuşman serbest sonuçta :)

Tutkum; En son bi çantaya tutulmuştum galiba ama hem ihtiyacım olmadığı hem de tuzlu olduğundan acı da olsa bu tutkuma yavaş yavaş son veriyorum.

Hediye almak mı vermek mi?; İkisinin de olumlu olumsuz yanları var.Eğer seveceğim bir şeyse hediye almak diyebilirim.

Favori günüm;Geçen yıl olsa cuma derdim çünkü ders yoku birşey yoktu mutlu ve huzurluydum.Bu yılsa hiçbir günü beğenmiyorum hepsinde de dolu ve meşgul bir insan oldum çıktım.Ne yapıyorsun deseniz onu bile anlatamam.

Favori çiçeğim; İlk aklıma papatya geldi ama biraz düşünce gelincik de çok güzel.Hem gelinciği koparmak daha zor daha doğrusu mantıksız, koptuğu anda o kırmızılıklar hemen döküleceği için.


Son mimlerimde ortak hem Hoi Hoi hem de Harmony blogumu ödüllemiş :) İkisine de çok teşekkür ediyorum ödül törenine çok geç kalıp onları beklettiğim için de üzgünüm.Bu yüzden ben de bu yazıyı okuyan birileri çıkarsa onlara ödül veriyorum hala benden haberdar oldukları için^^

En kısa zamanda tekrar yazmam ümidiyle özledim buraları;)

14 Mart 2012

Bu bir isyeeeaaaaaan yazısıdır!

Başlıktan ötürü tahmin edebileceğiniz gibi bu yazıyı tamamen kendimi rahatlatmaktan için yazıyorum çok büyük saçmalıklarla dolu olabilir o yüzden daha cümlem bitmeden buradan uzaklaşmanızı tavsiye ederim!!Zaten bu yazıyı görüp görebilecek bi iki kişi de bu cümlemden (zorlasam az paragraf bile yapardım^^) sonra koşarak uzaklaşınca kaldım yine bir başıma :D



Malumunuz olduğu gibi kış bu yıl bizleri hiç terk etmek istemedi.Ayrılığımızı uzattıkça uzattı.Benim gibi anında hasta olmaya hazır olan bir bünyeyse bu duruma aylarca direndi.Ta kiiiiiii son üç beş güne kadar!Başım,beynim,burnum,gözlerim,boğazım hep kendi havasında takılmaya başladı.Bari birimiz şu Canlina'yı rahat bırakalım demeden hem de.
İçimdeki Polyanna az bekle belki kendiliğinden geçer dedi ama bu da olmadı.Ben de 'Hadi bakalım canlina yol göründü sana.İstikamet sağlık ocağı!' dedim.İsimleri değişmişti değil mi bunun da ; aile sağlık merkezi miydi neydi...Neyse işte uzak diye biz bizimkini değiştirmiştik daha yeni,bu sefer ki de yokuşun en başında ama naparsın?En azından iniş kolay kop gel:)Ah bi de buzlu dönemlerde daha da rahattır kesin!Al yanına çöp poşetini kaya kaya artık:))
İyki iyki tek başıma gitmemişim anneciğimi de sürüklemişim oraya diyorum.Bildiğin terk edilmiş köy sağlık ocağıydı yaa!Kapılar falan gıcırdıyor üç bilemedin dört minicik oda iki de doktor var.(Önceki gittiğim yer iki katlı falandı..)Hastaları anlatmaya hiç bulaşmasam iyi.'Nereye düştüm be-eeeen?' diye az kafa yormadım değil!Küçücük bi yer olduğu için sıra girmeye falan gerek yok.Kim kimden önce kimden sonra geldiğini hemen biliyor.Ama hep olduğu gibi burda da sıra delmeye hayran insanları içeri alacak kadar yer vardı.Sırayı sallamasalar yine iyi!İçerde hasta varken odaya girip 'Benim durumum acil çok kötüyüm.' bile dediler ya!Pes artık!Bu arada ben hafifletilmiş bir şekilde yazmışım.Şahsiyet bildiğin doktora kızıyordu.İçerideki hasta çıkınca sıra bana geldi baktım hiç uğraşılmaz tipler girsinler dedim ama insan bi özür diler rica eder di mi?Yok benim sıramı alıp girdikleri halde hem tepeden bakıyorlar hem de ağzımızı açsak kavgaya girişecek moddalar.Bir de ben şu acil olan durumu anlamadım!Eğer gerçekten kötüyse orda ne işleri var niye hastaneye gitmemişler?Hem niye gelir gelmez içeri koşmamışlar?Acil ya hani!Bi de bu kadar acil ve kötü olan hasta doktorun yanından nasıl bu kadar çabuk çıktı?Ah daha diyecek çok lafım var da neyse..
Sıra geldi eczaneyeee!Hayret ki bu sefer eczanede sıra yoktu hemen aldım 5-6 kutu ilacımı hemen verdim tüm paramııııı!Cidden tüm paramı vermiş gibi hissettim.Ben ki kaç zamandır doktora gitmişim de ilaç almadığım için muayene ücretlerimi ödememişim.Daha bu ay gittiklerim de gözükmüyormuş onlarda sonra gelecekmiş öyle dedi eczacı.Aldığım bir karara göre ölecek gibi hissetmedikçe doktora eczaneye gitmemeye çalışacağım.Eskiden doktor mu varmış eczane mi?Hem ben Barış abimizi dinleyip nane limon yaparım!!

Bir de şu kara buza öfkem büyük.Hala binanın önünde buzdan zeminler mevcut.Hava durumunda da diyor ki daha kar gelecek!Gelecek gelecek de ben bıktım ama artık yaa!Şuan ki buza şükrediyorum tabi bir ara daha da beterdi bana nasıl rüyalar gördürdü bilemezsiniz.Hatta ona da bir isyeeaaan yazısı yazacaktım fırsatım olmadı kısaca şunun gibi mesela ;

Rüya değil kabus mübarek!!İnsan rüyasında;
Hoşlandığı çocuğu görer!
Kore'ye gittiğini görer!
Olmadı sıfır beden olduğunu görer!
O da olmadı en beğennndiği arayıp arayıp bulamadığı kıyafeti bulup onu alıp giydiğini görer!
Hiçbirini mi beğenmediniz peki o zaman Erdal bakkal gibi rüyasında dünyayı kurtarmak için bi kadından elmas çalınması gerektiğini görer ama ben ne gördüm kar,buz,soğuk,ayaz!!
Yok o havada bir arkadaşıma gidiyormuşum da otobüs beni yanlış yerde indirmiş de ben de napcam diye dolanırken Kemal hoca (arka sıradakiler mi ne o dizideki öğretmen ne alakaysa izlemiyorum da onu o_O hala var mı ki tv'de ) arabasıyla gelirmiş de beni durağa bırakacakmış da sonra onun arabası da bozulurmuş da buzda yokuş aşağı arabayı itermişiz de!!!Buraya kadar okuyan biri çıkarsa lütfen gülmesin halime,havalar güzelleşsin diye dua etsin yoksa ben aklıma sağlığıma mukayyet olamayacağımdan şüpheleniyorum =D =D

Kendinize dikkat edin!
Bir daha ne benim ne de başka kimselerin hasta olmaması ümidiyleee^^

21 Ocak 2012

N'apıyordum?

Daha fazla dayanamayacaktım galiba hem blogumdan uzak kalmaya hem de finallere!Bi süre bu böyle ömür boyu sürecekmiş gibi geldi bana.Neyse bitti en nihayetinde ve ben hala yaşıyorum O_o
İtiraf ediyorum tamam bloguma yazmadım ama dizilerimden filmlerden ayrılamadım.Bu kadarını da yapamazdım kendime^^Bakalım neler izlemişim;

harbiden flower boy^^

Öncelikle Flower Boy Ramyun Shop u bitirdim.Sevdim ben kendilerini.Büyük çoğunluk gibi Jung İl Woo aşkıyla başlayıp Lee Ki Woo hayranı olarak bitirdim diziyi.Yani Ruh Bekçimle hasret gidermiş Direk'imle tanışmış oldum.

seviliyorsun ne diyelim^^

atkı bile örüyor canım yaa^^

Ve Lee Ki Woo sevdamla tanışma vaktiniz!!

yeni bi dans figürü aslında bu :P

Kapıyı söktü arkadaş!

beni dinlemezseniz hepinizin bacaklarını kırarım haa!

böyle de sevimliyimdir ama^^
Sonraaa bunusevdim'in yazısından ötürü Kaichou wa Maid-sama'ya başladım.Usui aşkından yanıp tutuşuyorum.Nasıl birşeydir o yaa!Bugün izlediğim bölümünde kız 'Feremon gezegeninden gelen uzaylı sapık' demişti Usui'ye.Doğruya doğru ama böyle sapık herkesin başına :D :D Okumayan kaldıysa buyrunuz; Kaichou wa Maid-sama


Ahh ah!


yine ne diyorsun kıza Usuiiii?


Ve uçağımız Türkiye'ye iniş yapar.Şöyle az mola vereyim diye annemlerin yanına gitmiştim ki bir baktım film bitene kadar orda kalmışım :) Sınavlara çalışmaktansa mı yoksa Türkan Şoray etkisi mi emin değilim :) Filmin adı 'Bir Dağ Masalı'.Sevdim ben filmi.O cır cır sesleriyle okul şarkıları söyleyen çocukları da sevdim.Hatta on dakika içinde milyonlarca kez birbirlerini yanlış anlayıp darılıp tekrar barışan Türkan Şoray Murat Soydan çiftini bile :) Şöyle bi bakmak isterseniz; tık tık


o  ooow :)
Ve yine Kore topraklarındayız.Gülmek istiyorsanız kesinlikle 'Old Miss Diary' yi izlemelisiniz.Aslında uzuuun bi postu hak ediyor bu film ama ben ve üşengeçliğim işte.Başrollerin kim olduğunu bilmeden izlemeye başlamıştım ama şu çocukcağızımızı görünce çok sevindim nasıl da özlemişim onu!


Bu üçlüye bayıldım film boyunca!Hele de en soldakine.Dayanamayacağım azıcık bir şey anlatacağım spoi sayılmaz bu bence.İşte bu en soldaki halmeonimiz gece bir rüya görmektedir.Rüyasında Azraili görür onla gitmek istemez dediği laf şudur arkadaş: Savaşmadan şurdan şuraya gitmiyorum!! :):) Ne kadar güldüm bilemezsiniz o usta dövüş taktikleriyle kaçırttı gerçekten Azraili^^


Ayy nasıl da özlemişim yazmaya başlayınca anladım :) :) Tamam iki gıdımcık yazım olabilir ama seviyorum bi kendimin okuduğu bloguma yazmayı :D 

*Resimler alıntıdır.Birçoğu korea-fans'dan..