5 Şubat 2012

Jae Joong ve Ankara:) bu ikisini yan yana kullanmak çok garip!

Henüz tam olarak ne olduğunu anlayamamış hissetsem de şimdi yazmazsam sonra bu da kalır gider arkadaş!Neyse ben konuyu dağıtmadan direk dalış yapıyorum; Gittim ki ben JJ'i görmeye :) :) :)




En güzeli en başından başlamak sanırım; Gayet normal ve sıradan bir gün benim 5 dakikalık bilgisayardan kalkma anımda facebook kurdu kardeşim fareyi kapmış eline dolanıyor yine.Sonra bu görsün mü Jae Joong Ankara Fan Meeting afişinin fotoğrafını^^

Anında başladı benim karamsar taraflarım;
'Sevinme hiç boşuna gerçek değildir,
yalan haberdir,
biri yine şaka falan yapmak istemiştir.'

Yalnıııız bi yandan da iyimser tarafım boş durmuyor;
'Ya gerçekse,gönder mail nolcak sanki,
ufff Moo Won'u görebilir miyim ben şimdi,
bi dakika Jae Ankara'ya geliyorsa benim her dakika dolaştığım yerlerden mi geçecek,
Vayy demek ki Türkiye diye bi ülkenin varlığından haberdar,
Ce Cuuuuuuung :D :D

İşte böylelikle dongsengimin ardından ben gönderdim maili ve de kabul edildi:)Kabul edilmediği halde gelenler de girdi içeri ama benim mesajım onaylanmasaydı gitmezdim sanırım :/ Bu arada ben inanmamaya devam ederken bu haberi bi çok yerde duyunca daha da bi sevindim.Ayrıca maili gönderdikten yazılanları okuduktan sonra yaşadığım heyecanı bugün giderken bile hissetmedim öyle diyim:)

Birisi önceden Dil Tarih'e Jae gelecek deseydi acayip güler saçmaladığını düşünürdüm.'İnanmak' kelimesinin lafını bile etmiyorum öyle yani.Ama bundan sonra Dil Tarih'teki tüüüüüm konferanslara gideceğim(beni ilgilendiren^^).

Böyle çok kopuk kopuk yazıyormuşum gibi geliyor bana ama böyle idare edeceğiz artık mantıksal sıra kurma becerim geçici süreliğine yok oldu.

Ben çok erken gitmediğim için o dışardaki güruhun ne yaptığını anlatamayacağım.Ama umarım hiçbiri hasta olmaz,sabah buz gibiydi hava.Neysem ben geldim ve de içeri girdim.Ortalara kadar dolmuştu salon ama biz boşalan yer gördükçe öne kaydık dördüncü sıraya kadar gelmişiz :) :) İşte JYJ klipleri,videoları falan izlettiler bi süre.O an içerdekileri görmeliydiniz nasıl çığlıklar bağırışlar.'Klip klip bunlar hani bilgisayardan da izlediğiniz daha gelmedi Jae Joong!' dedim ama beni duyan nerdeee :) :) :)



Jae Joong geldiğinde kopan çığlıkları da anlatamam herhalde.Zavallı Ce Cung herkes sussun diye bekledi bayağı ama baktı ben oturmazsam kimse susmayacak oturdu.Aaaa tabi bi de bu arada Türkçe 'merhaba' dedi.Çok düzgün söyledi hani çoğu yabancının söylediği gibi değildi,şaşırdım.Hoş geldiniz muhabbetinden sonra birkaç soru sordular;



Türkiye'de bu kadar hayranınız olduğundan haberdar mıydınız?
'Açıkçası bilmiyordum' dedi.O Türkiye'de çok fazla Koreli var o yüzden böyle birşey istendi sanmış.Ama neredeyse tamamı Türk dolu bi salonla karşılaştı.

Burada konser vermeyi düşünüyor musunuz?Türk yemeklerini sevdiniz mi?Türkiye'yi beğendiniz mi? gibi cevabı belli sorular da sordular.Akıl sağlığı yerinde hiç bi ünlü yok Türk yemeklerini sevmedim burası ney böyle ne diye konser vereyim der mi ki yani!Ve tabi her soruda ve her cevapta ooo diye bağırmalar alkışlar eksik olmadı.Böyle yazınca ben sıkılmışım Jae sevmezmişim gibi oldu ama abartmamakta lazım demek istiyorum.

Bildiğin Türkçe kelime var mı?
'Yeni geldiğim için pek fazla bilmiyorum.' dedi.Bir 'merhaba' demeyi bi de 'sizi seviyorum' u öğretmişler.Her şeyi geçin de o 'Sizi Seviyorum' dediği an süperdi.Allah'ım o nasıl utanmak öyle yaa o kadar eğildi ki masa örtüsüyle bütünleşecek sandım :) :D :) Kore'de bunu söylemek çok utandırıcı birşeymiş öyle dediler^^




Kendi aranızda grup üyelerine nasıl sesleniyorsunuz?Lakaplarınız var mı?
Açıkçası burda ne söyledi tam anlamadım daha doğrusu duydum ama ben de dank etmedi.Ve tabi diğer fanlarda da çünkü her dediğinde alkış koparanlar boş boş Jae Joong'a baktılar.O bile farketti 'Galiba bunlar sizin için pek bir şey ifade etmiyor.' dedi.Ama Jae Joong'a JJ (cey cey^^) diyorlarmış.


Bir arada azıcık I'll protect you'yu söyledi.Bayıldım:)Zaten çok seviyordum:):)Ama daha daha çok seviyorum artık:):):)

Hee heee size bi de iyi bir haber vereyim.Jae de bize 'Korece bilen Türk kızı var mı?' diye sordu :) :) Haydin hep beraber Korece kursunaa :D :D :D

Sonra çekiliş yapıp bazılarına JYJ imzalı In Heaven cdleri verdiler.Bazıları da Cey Cey'le fotoğraf çekindi.Bunu bu kadar kuru söylememden ötürü anladınız ki benim numaram çekilmedi :( :( Yanımızdaki bir kıza çıktı gözlerimle 'Bana ver onu bana!Benim olmalı ooo!' dedim.Ama tabi o da gözlerini elindekinden alamadığı için görmedi.



İşte böyle Uri Moo Won'u da görmek nasip oldu ya bize!Halen şaşkın halen şaşkınım o_O o_O Yalnız gerçekten çok yakışıklı yaa!Yapılır mı bu bize yaa :(  :(

Bu şarkıcanı Cey Cey'e gönderiyorum;

O bir yolcu sen bir hancı
Gördüğün en son yalancı^^


*JJ'in fotoğraflarını kendi çektiklerimden koymadım önlerde olmamıza rağmen çok iyi çekemedik.

21 Ocak 2012

N'apıyordum?

Daha fazla dayanamayacaktım galiba hem blogumdan uzak kalmaya hem de finallere!Bi süre bu böyle ömür boyu sürecekmiş gibi geldi bana.Neyse bitti en nihayetinde ve ben hala yaşıyorum O_o
İtiraf ediyorum tamam bloguma yazmadım ama dizilerimden filmlerden ayrılamadım.Bu kadarını da yapamazdım kendime^^Bakalım neler izlemişim;

harbiden flower boy^^

Öncelikle Flower Boy Ramyun Shop u bitirdim.Sevdim ben kendilerini.Büyük çoğunluk gibi Jung İl Woo aşkıyla başlayıp Lee Ki Woo hayranı olarak bitirdim diziyi.Yani Ruh Bekçimle hasret gidermiş Direk'imle tanışmış oldum.

seviliyorsun ne diyelim^^

atkı bile örüyor canım yaa^^

Ve Lee Ki Woo sevdamla tanışma vaktiniz!!

yeni bi dans figürü aslında bu :P

Kapıyı söktü arkadaş!

beni dinlemezseniz hepinizin bacaklarını kırarım haa!

böyle de sevimliyimdir ama^^
Sonraaa bunusevdim'in yazısından ötürü Kaichou wa Maid-sama'ya başladım.Usui aşkından yanıp tutuşuyorum.Nasıl birşeydir o yaa!Bugün izlediğim bölümünde kız 'Feremon gezegeninden gelen uzaylı sapık' demişti Usui'ye.Doğruya doğru ama böyle sapık herkesin başına :D :D Okumayan kaldıysa buyrunuz; Kaichou wa Maid-sama


Ahh ah!


yine ne diyorsun kıza Usuiiii?


Ve uçağımız Türkiye'ye iniş yapar.Şöyle az mola vereyim diye annemlerin yanına gitmiştim ki bir baktım film bitene kadar orda kalmışım :) Sınavlara çalışmaktansa mı yoksa Türkan Şoray etkisi mi emin değilim :) Filmin adı 'Bir Dağ Masalı'.Sevdim ben filmi.O cır cır sesleriyle okul şarkıları söyleyen çocukları da sevdim.Hatta on dakika içinde milyonlarca kez birbirlerini yanlış anlayıp darılıp tekrar barışan Türkan Şoray Murat Soydan çiftini bile :) Şöyle bi bakmak isterseniz; tık tık


o  ooow :)
Ve yine Kore topraklarındayız.Gülmek istiyorsanız kesinlikle 'Old Miss Diary' yi izlemelisiniz.Aslında uzuuun bi postu hak ediyor bu film ama ben ve üşengeçliğim işte.Başrollerin kim olduğunu bilmeden izlemeye başlamıştım ama şu çocukcağızımızı görünce çok sevindim nasıl da özlemişim onu!


Bu üçlüye bayıldım film boyunca!Hele de en soldakine.Dayanamayacağım azıcık bir şey anlatacağım spoi sayılmaz bu bence.İşte bu en soldaki halmeonimiz gece bir rüya görmektedir.Rüyasında Azraili görür onla gitmek istemez dediği laf şudur arkadaş: Savaşmadan şurdan şuraya gitmiyorum!! :):) Ne kadar güldüm bilemezsiniz o usta dövüş taktikleriyle kaçırttı gerçekten Azraili^^


Ayy nasıl da özlemişim yazmaya başlayınca anladım :) :) Tamam iki gıdımcık yazım olabilir ama seviyorum bi kendimin okuduğu bloguma yazmayı :D 

*Resimler alıntıdır.Birçoğu korea-fans'dan..

5 Ocak 2012

Semerkant'ı bilir misiniz?

         Serenad'dan bu yana okuduğum romanlar arasında en güzeli oldu Semerkant.Yapacağım şeyler olmasına rağmen umursamayıp blogları dolaştığım bir anda Sevgili Harmony'nin bloguna denk geldim.Yazısını okur okumaz bu kitabı okumalıyım tam benlik dedim :) Ama kim bilir ne zaman kitapçıya gider kim bilir ne zaman alır kim bilir ne zaman okurum diye üzülüyordum ki bi mucize gerçekleşti ve ben o uzun zaman sürecek zannettiğim kitabı almış ve okumuş ve bayılmıştım :)

Kitabın konusunu tamamen anlatabilmeyi çok isterim ama roman o kadar uzun bir dönemi,birbirine öyle uzak bir coğrafyayı,yaşadıkları zaman birbirine öyle uzak insanları anlatıyor ki nasıl toparlanır bu bilmem.Özetle bahsedersem;


            Elimizde bomboş bir defter var.Ve rubai yazmaya aşık bir Ömer Hayyam.Bu defter Ömer Hayyam'ın rubaileriyle dolarken bizde Hayyam'ın ve çevresindeki insanların hikayelerini okuyoruz.Bu insanlar Nizamülmülk ve Hasan Sabbah olunca iş değişiyor ve kendinizi tarihin içinde buluveriyorsunuz.Ayrıca güzel sayılabilecek bir aşkında...
          Rubailerle dolu yazma bitince romanda bitecek sanmayın.Bu sefer de rubailerin peşinde başka başka insanlar başka başka tarihi olaylar başka aşklar çıkıyor sahneye.Ve hepsine de bayılıyorsunuz!


Ben susayım Hayyam konuşsun;

Her gün biri çıkar,başlar,benim ben demeye,
Altınları,gümüşleriyle övünmeye
Tam işleri dilediği düzene girer,
Ecel çıkıverir pusudan:Benim ben diye.

...

Kalk haydi,ebediyen uyuyacağız zaten!

...


Şu alacalı bulacalı yeryüzünde bir adam dolaşır,ne zengin ne yoksul,ne mümin ne kafir,yaltaklanmaz hiçbir hakikate,saygısı yok hiçbir kanuna...Şu alacalı bulacalı yeryüzünde,bu yiğit ve hüzünlü adam kim ola?

...

Sevmeyi bilmiyorsan şayet,neye yarar güneşin doğması ve batması?



Yaa ben bunları yazmayacaktım!Aslında Serenad ve Semerkant'ın birbirine ne çok benzeyen iki kitap olduğundan bahsedecektim!En azından birazcık değineyim;

İkisi de
  • tarihin ışığında seyreden aşk hikayelerini
  • birbirine çok uzak mekanları yani farklı kültürleri
  • bu farklılığa rağmen aslında hepimizin aynı şeyleri isteyebileceğini (tamam buna istisna karakterler var Semerkant'ta^^)
  • devlet politikalarının,ülkelerin çıkarlarının altında ezilen halkı  
  • tüm bu düzene rağmen bunu umursamayan sadece aşkı,mutluluğu isteyen insanları konu alıyor..


Serenad'ı daha çok olmak üzere ikisini de çok sevdim.
Seranad'ı daha çok sevmemin sebebi daha yakın bir tarihi ele aldığından içinde geçen bazı olaylardan haberdar olmam,mekanların daha tanıdık gelmesi olabilir.Yoksa ikisi de çok güzel :) :) Şiddetle önermekteyim!

2 Ocak 2012

Geç Olsun Güç Olmasın^^

Sevgili EunHye hissetmiş olacak ki bloguma yazı yazacağım yok,birilerinin beni harekete geçirmesi, 'hadi hadi' demesi lazııım!
Ve beni şu yazısında mimlemiş,yeni yıldan beklentilerimiz dileklerimiz hakkında.
Bu yazı için baya geç bir tarih olacak ama bana 'ne istersin?' dendiğinde 'yok,sağol' deyip susacağımı beklemeyin.
Sıralıyorum o zaman;
Herkes gibi aşk,sevgi,sağlık,mutluluk,para,başarı,rahat,huzur,heyecan,enerji,umut gibi bilumum şeyler bekliyorum artık hayatımdan,boş boş geçip gitmesin zaman istiyorum.Aslında bazen zaman dursun da istiyorum ama bu gerçekleşebilecek bir dilek olmadığı için isteyemiyorum ya neyse:)
Birazcık daha belirgin isteklerime gelirsek;

  • Önceden de söylemiş bulunduğum gibi kırmızı bir bavul istiyorum.
  • Sonra o bavul çok işe yarasın,ben bol bol gezeyim istiyorum.
  • Ben bol bol gezersem fotoğraf çekmek isterim(gezmesem de istiyorum ama olsun^^),Bundan ötürü profesyonel fotoğraf makinem olsun istiyorum.
  • Ve ben cidden kaliteli fotoğraflar çekebileyim istiyorum.
  • Bi gün Kore'ye gitmek istiyorum diyeceğim ama bunu yazmama gerek bile yok sanırım:)
  • İngilizce öğreneyim artık ve bu sorunum olmaktan çıksın istiyorum.Bu yıl değil ama sonraki yıl erasmus merasmus istiyorum:)
  • İnternetten çıkmasam da film izlemeyi bırakmasam da blogları okumayı kesmesem de finallerde başarılı olayım istiyorum.(Zaten kendileri yakında başlayacak,beni de çok özlemişler çağırıyorlar gitmemek ayıp olur di mi?)
  • Saçlarım dökülmesin,beni sinir etmesin istiyorum.
  • Okumak istediğim tüm kitapları okuyabileyim istiyorum.

    Hayır!Hayır!Sen değil!!

  • Gökten 3 elma yerine burs düşse 3ü de benim olsa istiyorum:)Hem de nasıl istiyorum=)
Bu kadar da istemedim yani!
     

  • Herşeyi kafama takmayım kendi kendimi üzmeyeyim istiyorum.
  • 'Tembellik' beni terketsin istiyorum!
  • Aaa bi de telefonum ikide bir donmasın lütfen!Bilgisayarım yeterince çok donuyor,bu bana yeter!
Bunların hepsi bir yana ben,çevremdekiler hatta herkes için sağlık ve mutluluktan çok istediğim bir şey yok!Beni mimlediği ve bu posta sebep olduğu için EunHye'a çok çok teşekkürler:))
                                                Sağlık ve mutluluğun kimsede eksik kalmaması ümidiyle^^

23 Aralık 2011

db - birlikte

Bitmesinin daha uzun süreceğini tahmin ettiğim,otuz bölüm diye biraz da olsa gözümü korkutan ' Can You Hear My Heart? 'ı bitirmiş bulunmaktayım^^



Adına bakınca ' bu ağlatır! ',ilk bölümlerini izleyince 'başı öyleyse dizi bitince ben yaşamam heralde.' diye düşündürttü beni.Ama hiç ağlamadım ben!Hatta bazen az biraz gülümseyim diye düşünerek açtım bölümleri.Umarım sorun ben de değil dizinin türüne dram diyenlerdedir:):) Yok yok dramdı türü ama ağlatmayanından^^
Dizinin konusu birçok yerde bulunduğundan ben yazmıyorum ama izlerken çektiğim birkaç fotoğrafı ve spoiyi paylaşmadan edemeyeceğim ;

Çocuğun teninin beyaz olması konusunda yapılmadık espri bırakmadılar arkadaş!Beyaz olduğum için bunalıma sokacaktı beni Cha Dong Joo!
Seung Chul; 'Bayılırsa falan çağır hastane götüreyim.' dedi yaa.Burası bittiğim noktadır :( Kardeşimi çağırıp sordum bu kadar beyaz mıyım diye.Sağ olsun onunda objektifliği tuttu uzun bir karşılaştırmanın sonunda evet dedi...
En çok gözlerini sevdim ama kocaman açıp şaşkın şaşkın bakışı yok mu!Koreliler gözlerini açınca yine küçük görünürdü ama bunun ki başka =)
Kız işaret dilinde 'aptalsın' dediğinde bunu 'havalısın,yakışıklısın' diye düşünmesineyse hiç bişey demiyorum!
Evlenme teklif edişi de sadeydi ama çok orijinaldi doğrusu,sevdim.




Başka bir rolde ya da uzun saçlı haliyle falan görsem hiç sevmezdim galiba bu kızı.Yüzü tam kötü kadın rollerine gidecekmiş gibi duruyor bence.Ama CYHMH da o kadar sevimli,şeker,saf,masum ve de iyi yürekli duruyor ki sevmeden edemiyor insan.
'' db '' mesajını da çok sevdim.Birlikte demek olduğunu öğrenince şaşırmıştım.Bong Woo Ri'cik mesajlarda bile işaret dili kullanıyor artık^^
Dizide çeşit çeşit kıyafet giydirmemelerini de çok doğru buldum.Aynı kıyafeti giydi çokça.Son bölümlere doğru değişti bu durum sanki ama olsun o kadar Cha Dong Joo'yla evlenecek kız.


16 yıldır onu bekleyen ailenin Bong Ma Ru'su ne sinir ettin beni bi bilsen!Seni sevsem mi sevmesem mi kırk kez düşündüm yani.Sonra millet affetmiş ben sevmesem kaç yazar diyip sorunu çözdüm ama ne vardı bu kadar geç dönecek.Hadi geç geldin diyelim şu 'lezzetli pirinç' i yemek için niye bu kadar bekledin!Sırf sen o pirinçten yiyesin diye kaç bölüm izledim haberin var mı?Bu çocuk o pirinci yemeden yine ortadan kaybolucak diye ne kadar düşündüm haberin var mı?Ma Ru'ya hiç üzülmedim dersem yalan olur şimdi.Anne berbat,baba katil,üvey anne psikopat intikam manyağı,diğer baba desen ayrı bir alem..Bunlar bu işin içinden nasıl çıkacak diye çok merak ediyordum.Neyse ki sizin şu intikam olayı Bad Guy 'daki gibi sonuçlanmadı benimde içim rahat kaldı.



 Bu kadını görür görmez bittim davranışlarına :) En çok sevdiğim oyuncular arasında yerini aldı.

'Aydınlık gökyüzünü seyretmek istiyorum.'
Bu cümleyi şu gözlüklerle birleştirirsek mecaz yaptığını anlamak zor olmasa gerek.Dünyam karanlık beni kurtarın diye bağırıyor Mi Suk.

' sevmek mi? gitmek mi? '
Çok havalı sözleri var değil mi?

Young Gyu ile konuşmaları da çok zevkliydi.Mi Suk geldikçe Young Gyu'nun onu kovması,makyaj yapmadan durmasını istememesi süperdi:)


Şu yandaki sahnede sevdiklerimden :) Mi Suk-shi sevmiş bi kere gitmiyor artık:)

Dizi de en sevdiğim karakterden biri de Seung Chul'un babasıydı.Young Gyu ile arkadaş olması onu kıskanması,olaylara verdiği tepkiler hepsi mükemmeldi bence!O olmasa sanki eksik kalırdı bu dizi.






Ve tabi ki Seung Chul!!
Allah'ım onlar nasıl esprilerdi öyle!
'dram mı?o da ne?komediydi bu!' dememin sebebidir kendisi.Bir başrol olsa da doya doya izlesem...Dong Joo'yla arkadaş da oldular ya!Aslında Woo Ri'nin en büyük hatası uri Seung Chul'u umursamaması.Yok şu üzgün yanına git,yok bu üzgün onu teselli et,zavallı Seung Chul yalnız kalsın.Yapılacak şey mi bu!!

Dong Joo'yla içtiklerinde 'her istediğini yapacağım,söyle yavrucum' diyen Dong Joo'ya cevabı;

Ne dediğine dikkat etmek lazım Dong Joo Bey^^
Woo Ri ile aralarında geçen bir konuşma;
-Madem paran var borcunu öde.
-Sana borcunu asla ödemeyeceğim!
-Neden?
-Woo Ri sevgili bile zamanla unutulabilir.Ya borçlu biri?Ölsen bile alacaklarını unutmazsın.


Seung Chul yaa seviyorum seni :D
Halmeoni'nin sözüyle de bitiriyorum;

' Yaşamak için 3 öğün yemek ve konuşacak birileri yeter. '

~ db ~


20 Aralık 2011

NEDEN?-kesin bir cevabı verilemeyen belki saaadece kendimize açıklayabileceğimiz soru cümlesi!

Şu gördüğünüz kişilik ne zaman sinemaya gitmek istese ya zaman bulamaz ya adam bulamaz ya da ikisini de bulur izlenecek film bulamaz!Fakat nolduysa oldu,dünya tersine döndü bi gün arayla iki süper filme gitti!Hem de hiç aklında yokken!Fragmanlarını bile gitmeye karar verdikten sonra izlemişken!Elimden geldiğince konudan olan bitenden uzak duracağım gidiniz izleyiniz :):)

DEDEMİN İNSANLARI


Başladığı dakikadan itibaren bayıldım filme!
'neden?' ile 'kim?'  'nerede?'  'ne zaman?' sorularının cevapları arasındaki farklılığa!



Oyuncu kadrosu mükemmeldi başta!Çetin Tekindor,Hümeyra,Mert Fırat,Ezgi Mola izlemeye doyamadığım oyuncular.Başka Dilde Aşk'tan sonra Mert Fırat'ın yeri ben de daha bi başkadır :) :) 




Ayrıca o küçük çocuktaki nasıl yetenektir arkadaş kıskandım resmen!Hem güldürdü hem sinir etti.Ve neden böyle davrandığını da iyi anlattı.Başta annesi olmak üzere herkese karşı isyanlarda olması 'nasıl sabredilir bu çoçuğa?' diye az düşündürtmedi.Ama çok da şeker ablaları abileri :)


Çağan Irmak içinse söyleyecek sözüm yok.Filmde olaylar kadar renkler de o kadar sıcak ve samimiydi ki.Video çekmekle bile ilgilenmeyen ben 'bu filmi ben çeksem nolurduuu?' diye haykırdım içimden.


Bakın ben sözümü tuttum.Söylemek istediklerimi içime attım.Sırf bunu okuyanlar spoilersiz izlesin bu filmi diye! Gerçi vizyona gireli çok oldu izlemişsinizdir ama olsun!
Belki yorumlarda hevesimi alırım diye umuyorum^^
Fragman için tık tık!

Yalnız aklıma takılan bir şey var mübadeleyi anlatan bi sürü filmdir dizidir olmuştur.Ama ben hiç burdaki gibi Yunanistan'dan gelen Türkleri konu alanlarını hatırlamıyorum.Sadece giden Yunanlıların gösterildiğini hatırlıyorum.Eğer bildiğiniz bi film varsa bana söyler misiniz?Yoksa yok mu gerçekten?
Şunu da söyleyim ağlarım diye de korkmayın benim gibi her şeye ağlayan birisi bile ağlamadı Dedemin İnsanları'nda^^


SHERLOCK HOLMES - Gölge Oyunları





Romantik komedi ya da dram izleye izleye bi hale gelmiş bünyeme bu film çok iyi geldi.Yalnız benim yavaş,sakin,duygusal sahnelere alışan beynim burda sahnelerin hızına zor yetişti.Sherlock'un o düşünürken hızlı bakış atışları sırasında...
Sırf aksiyon sahneleri değil espriler de güzeldi :) 
Sherlock ve John daha bi :) 
Ve ve vee ben uzak doğuyu takip edeceğim diye amerikan dünyasını iyice boşlamışım onu fark ettim.Yoksa bu iki başrolü hele ki Doktor John Watson'ı nasıl olur da şimdiye kadar gözden kaçırırım.Çok çok kızdım kendime.Bunları da söylerken belirteyim ben ilk filmi izlemedim ne yazık ki.Aralarında bilinmesi gereken bir bağlantı olmadığı için sorun olmadı ama.
Benim bu saçma yazımdan dolayı belki ilginizi çekmez ama hiç bir şey için değilse bile sırf o son sahnesi ve Jude Law(John) için gidilir bu filme^^
Fragman için tık tık!


18 Aralık 2011

Bir 'mim' Var Burda^^

Bir süredir bloglarda 'çok yönlü blogger ödülleri' veriliyordu.Ben de şöyle uzaktan uzaktan bakarken farkettim ki benim blogumda almış bir ödül :) :) Beni bu ödüllerde unutmadığı için sadecedeniz'e çok çok teşekkür ederim :) Üstelik bu ilk mimim olduğu için daha bir sevinçliyim.Kamsahamnida sadecedeniz=))

Şimdi mimin kuralından bahsedersek;

  • Bu ödülü bize layık gören kişiye teşekkür edip blogunun linkini paylaşıyoruz.Tekrardan çok teşekkürler sadecedeniz^^
  • Ve hakkımızda bilinmeyen yedi gerçek yazıyoruz;
1)İnanılmaz derecede kararsız bir insanımdır.Bir şeye karar vermeden önce kırk defa düşünür ve hala karar verememiş olduğumdan akışına bırakırım.Dışardan komik görünsede ben hiç sevmiyorum kararsızlığı.Boş yere zamanımı yiyor.Ne yazık ki elimde değil bundan kurtulmak!

2)Sadece ilk sezonunu izlememe rağmen odamda bir Merlin posteri var:)O kadar güzel gülümsüyor ki ona bakınca ister istemez gülümsüyor insan:)) Colin Morgan aşkım tuttu yine bakın!Umarım diğer sezonlarını izleyebilirim yakın bir zamanda.Ve işte nerdeyse bendekinin tıpkısının aynısı bu fotoğraf^^




3)Sonraaa birazcık daha klasik birşeyden bahsedersek sobanın üzerine mandalina,portakal kabuğu bırakıp kokularının eve yayılmasına bayılıyorum.Şimdi bu mümkün değil ama olsun ben de peteklerin üzerine bırakırım:))

4)Dizileri çevrilirken izlemeyi seviyorum.Hem pat diye bitirmeme engel oluyor hem de daha bi sindire sindire izliyorsun:) Yalnız şöyle bir durum var ki bi sonraki bölüm çevrilmemişse önceki bölümü izlemiyorum.Diğeri çevrilene kadar bekliyorum.Nolur nolmaz aniden o diziyi izlemek isterim diye^^Biraz manyakça bişey sanki ama napalım ben de böyleyim.

5)Yaklaşık bir yıldır kırmızı bavul istiyorum(evet evet 'My Princess' izledim.Bu şarkısı da çok güzeldir.Zaten Taru da severim^^).Yaşadığım şehirde okuduğumdan bavula ihtiyacım yok ne yazık ki.Bundan ötürü alamıyorum :( 

-Lee Seul almak için 2 yıldır para biriktirdiği bavulla mağazada fotoğraf çekinirken-

Sevdiğini arkasında bırakıp savaşa giden asil asker modunda:)

6)İnsanlar pek sevmez ama ben Ankara'yı çok seviyorum.Sevmenin sebebi olmaz ama düşünürsek biraz bir sürü anım olduğu içindir belki.Ya da muhalefet olucam ya belki ondan seviyorumdur :) Bir de sadece samimi olduğum kişilere karşı yapsam da muhalefet olmaya da bayılırım.Sevdiğin insanları sinir etmek çok eğlenceli bi şey :):)

7)Ve şu aralar acayip unutkanım.Mesela sonuncuya ne yazacağımı bulmuştum ama altıncıyı yazana kadar geri unuttum.Nefret ediyorum bi şeyleri unutmaktan.O kadar sık olmaya başladı ki 'A moment to remember' ı hatırlayıp korkmaya başladım :/

Ve şimdi sıra benim dağıtacağım ödüllerde :) Zaten birçoğu ödül almıştır ama fazla ödül göz çıkarmaz diyerek ben de veriyorum,sıralama karışıktır ;

1-Kendi kendine beni bulup bloguma üye olan ilk blog 2zler^^
2-Yazılarını okumaya çok sevdiğim mydestiny^^ Yeah Pandaa!!
3-So Ji Sub deyince ilk akla gelen blogger makinosev^^
4-İlk takip etmeye başladığım blog.Muhteşem hikayeleriye tanıdığım sonra da yazılarını okumayı bırakamadığım hikaruivy^^
5-Benim gibi yeni bir blogger olan fakat benim gibi çok az değil sık sık blogunu güncelleyen,yazılarını okumayı sevdiğim eunhye^^
6-Okumaya bayıldığım bir diğer blogger neo^^Çok yorum bırakmasam da okuyorum yazılarını:)
7-Uzun bir süredir yazılarını takip ettiğim Lee^^ 
8-Yazıları kadar adını da sevdiğim mavi^^Blogunu bulamadığım sıralarda kapattı diye üzülmüştüm neyse ki sadece mekan değiştirmiş:))
9-Adını çok sevdiğim egosantrikrapsody^^Sadece adını değil yazılarını okumayı da seviyorum:)
10-Ve son olarak da masalevi^^ Senin bloguna yazmaya fırsatım olmadı ama tarifin sayesinde ben de balık keki yaptım.Yani tek başıma değil 3 kişiydik ama olsun ben yaptım sayılır :) Zaten onlarla uğraşmaktan yorum bırakamadım.En azından şunu söyleyim çok sevdim balık kekini bi de ayıklamaya uğraştırmasa süper :))

Ve işte böyleeee :)