Kore dizisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kore dizisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Haziran 2012

Sevimli bir bebek için baba aranıyor!!



Bilgisayarımda bir komedi fırtınası saklanıyormuş da haberim yokmuş.Bir ara arkadaşımdan 3 Baba 1 Anne'nin bölümlerini almıştım ama aşağı yukarı konusunu biliyorum ben bunun diye hep erteliyordum geçen gün başladım.İyi ki de başlamışım sıcacık bir komediyle karşı karşıya kaldım.Konusuna değinirsek istendiği kadar sıradan yazılırsa yazılsın komik olacağı anlaşılır ;

Na Yeong-Seong Min

Jeong Seong Min ve Song Na Yeong evli şeker mi şeker bir çift.Çift demek biraz eksik sayılabilir zira her hafta evlerine  Seong Min 'in üç arkadaşı geliyor.Oyun oynayıp,çamaşırlarını makinede yıkatıp yani evi dağıtıp gidiyorlar.Ama bir yandan da o kadar düşünceliler ki kızamıyorsun bile :)

Na Yeong'a tam bir bebek hastası diyebiliriz.Sanırsam bizim başbakanı duymuş olacak 3 çocuk istiyor.Ama doktora bile gitmelerine rağmen bir türlü çocukları olmuyor.Na Yeong'un bu haline dayanamayan  Seong Min 'in aklına ise ilginç bir fikir geliyor ve en yakın arkadaşlarından spermlerini istiyor.Bu olaylar yaşandıktan sonraysa Na Yeong hamile kalıyor.Fakat daha bebekleri doğmadan  Seong Min'i kaybediyoruz.Na Yeong'la ilgilenecek kimse olmadığından ve bebeğin babası olma ihtimalleri bulunduğundan dolayı bu üç arkadaş Na Yeong'la ilgileniyor.Vee bu üçününde birbirinden ilginç kişilikleri olunca işler gittikçe komik bir hal almaya başlıyor:):)





Han Soo Hyun



Bir şirkette finans danışmanı olarak çalışıyor.Ben hep öyle yerlerde çalışanların işlerinden zevk alamayacağını düşünürdüm ama öyle değilmiş galiba.Kendisini tek kelimeyle anlatacak olursak CİMRİ!!Dakika başı para hesabı yapıyor.Bir yerden bir şey alırken yani eli cüzdanına her gittiğinde 'ÇOK PAHALI' ymış repliğini kullanmadan geçemiyor.Hadi kendin harcarken anladık da millete de laf sokuyor o derece manyak 'çok pahalı gereksiz bir şey o, çok mu paran var? ' :) :) Başlarda beni delirtiyordu ama şimdi alıştım artık tutumlu çocuk sadece :D :D Aaa bu arada tahmin edersiniz ki en büyük hayali de zengin bir kadınla evlenmek :D Eğer zenginseniz kaçırmayın bence cimriliği dışında başka bir kusuru yok iyi kalpli bir insan^^Dıştan böyle gerçekçilikle kuşatılmış gibi görünse de düşünceli.



Choi Kwang Hee



Bu şekerliğimle ben manga karakteri olamıyorsam bari mangaka olayım demiş bir kişi.Dizi boyunca mimiklerine ,o gözlerini koca koca açmasına ,kafasını sallaya sallaya konuşmasına bayıldım bayıldım bayıldım!Bir de diken diken duran saçlarına :) Sizce de çok tatlı değil mi çingular? Son bölümlere doğru sanki değişti ama ilk bölümlerdeki o garip konuşma şekli de çok eğlenceliydi :D :D Helyum gazı yutmuş gibi ciyak ciyak vızıldayan sesi hala kulaklarımda diyebilirim.Mangaka olduğu için en rahat çalışma saatleri onun bu yüzden bebek doğunca en çok o ilgileniyor.Bense bir bebeğin şekerliğine bir Kwang Hee'ye baka baka gülümsüyorum.Ve tabi Kwang Hee'mizinde bir kusuru var acayip ÇAPKIN!Bebeğe bağlanmadan önce her gün bir kızla date'e gidiyordu :) Odasında kaç farklı kızla çekilmiş fotoğraf çerçevesi var sayamadım yani,bir de sıralamış arka arkaya hangisi gelirse onu öne koyacak herhalde :D Her neyse işte insanın görünce 'ayy sen ne tatlı şeysin!' diyerek yanaklarını çekiştiresi gelen biri.


Na Hwang Kyung Tae 


Veee işte en çok sevdiğim:) Kwang Hee ile arasında çok kararsız kaldım ama bu adamın saflığına hayranım ne yapayım? :D Bir şey yaparken diğerleri gibi akılcı düşünmüyor o an aniden ne yapmak isterse onu yapıyor.Başlar da polis merkezinde -kendisi polis- adını deliye çıkarsalar yeriydi bence!Diğerlerine çok iyi kalpli dedim ama iyi kelimesi tamamen Na Hwang Kyung Tae'de anlamını buluyor (evet adı bayaaa uzun^^).Onun bu içtenliği doğallığı olmasaydı diğerleri de çocuğa bu kadar bağlanmazdı bence.Polis olarak ne kadar başarılı güçlüyse ingilizce konusunda da o kadar kötü.Bir türlü ingilizce kelimeleri tam söyleyemiyor (hahahahhaah belki de içim bu yüzden çok ısınmıştır sana Kyung Tae-shiii ^^).Dolayısıyla İngilizceden nefret ediyor denilebilir.Ama tabi biz onun İngilizce söyleyemediği kelimelere bayılıyoruz.Zaten sevimli bir kişilik daha da sempatik oluyor bence.Hmmm Kyung Tae'ye de bir sorun bulmalıysak o da ayak kokusu sayılabilir (Adam polis abi ordan oraya koşuyor bütün gün kokacak tabi ayağı ne sandınızdı!).Yanlış anlama ve abartma konusunda da üstüne yok.Söylenilen şeyin altında acaba bir gönderme var mı diye düşünebiliyor.Saflığından ya da mesleğinden kaynaklı olabilir.Ayrıca ben saf saf derken bu kelimeyi iyi anlamda kullanıyorum sakın yanlış anlamayın!Son olarak; İşte adam gibi adam tanımına uyan şahsiyet :D :D :D Ahhh bi de kıskanç halleri :):)


Çok hafiften spoiler;

Cimrimizin zengin kızı tavlayacağım diye sanat galerisine gidip temizlikçinin kovasını sanat esri sanması...Uzaktan inceleyip inceleyip çok bir şey anlamış gibi wonderful diye bağırmıştı:)Ahh yavrum neyine gerek zengin kız onu tavlayacağım diye yalancılar padişahı kesildin başımıza.
WONDERFUL :D
Sen de hemen pes edecektin Kwang Hee'm ya!Biri sana çöp dedi diye bu da yapılmaz ki :) :)


Doğum günü partisinde söyledikleri çok güzeldi.Fakat Kwang Hee bu gözlükler ne!Ivana Sert görse 'bizimle değilsin!' der.Hangi dolmuşçunun gözünden aldın onu bakiyim?


Bu sahne çok güzeldi.Neden bu kadar iyisin Kyung Tae?


Ahhh sizin yanlış anlamalarınız beni öldürecek savaşa gidermiş gibi:)Bir de kucakta bebek :))


Bebeğin aklı karışmasın tabi; appa,dady,papa...Kyung Tae dady olmayı kabul etmemişti.İngilizceyi sevmediğini bilmiyorlar mı yani? :D :D


Şekeri Kwang Hee'ye verince diğerlerinin bozulması :):) Neye bozuluyorsunuz ama hak etti çocuk hep uğraştı onunla!


Şimdi ise sıra geldi Ha Seon'a :)):)) Hala izlemeye ikna olmadıysanız buyrunuz efendim;



*Fotoğrafların bir kısmı alıntı bir kısmı bana aittir.

4 Mayıs 2012

Padam Padam^^

    Yine bir diziyi daha bitirmiş bulunmaktayım:):):) Açıkçası bitti diye çok mutluyum daha fazla çekemeyecektim.Tamam dram olduğunu biliyordum ama her bölüm ağlayıp bir yanda da hüzünlü bir sırıtışla ortalarda dolaşınca siz, dayanamıyordum ben sevgili Padam Padam oyuncuları.Hem bu nedir abi hepinizin geçmişten gelen bir travması vardı.Sorunsuz bir insan evladı göremedim ben dizide.




    Böyle bir paragrafla başlayınca diziden nefret ettiğim beğenmediğim sanılmasın sevdim ama ne bileyim bir yerlerde bir şeyde eksiklik vardı sanki o_O Hem sadece Kim Bum'un melek hallerini görmek her şeye değerdi o ayrı :D :D Spoilere adım atmadan önce dram olsun fantastik olsun benim olsun diyenler varsa işte bu dizi sizin için çingular buyrun izleyin^^

Spoiler (bence pek de spoi yok ama neyse kendimi durduramayabilirim^^)


Sevip sevmemekte karar veremediğim başarılı olup olmadığını anlamakta güçlük çektiğim şahsiyet!Bazen beni güldürdü bazen sinir etti bazen 'vaooow tüm erkekler bu kadar duygusal olsa nolurduuu?' dedirtti.Normal şartlar altında benim bu role ölüp bitmem gerekirdi ama bazen dizide o kadar aptalca baktı ki!Hani dünyanın en saf insanı işte benim dercesine.Evet bir mahkumu oynuyor böyle olması normal sayılabilir fakat bazı sahnelerde de o kadar mantıklıydı ki anlayamadım ben...


Bazı yerlerde de senariste gıcık oldum kız burada hep narin,zayıf,güçsüz,öylesine Kang Chil mutlu olsun diye uydurulmuş bir rol gibi gösterilmiş.İşte Kang Chil'de güçlü,kuvvetli,her işi yapan aktif insan olmuş.İlk bölümlerde kızla polisten kaçıp parka mı ne gitmişlerdi,Ji Na 'sana yıldızların adlarını öğreteyim mi?' dedi.Kang Chil beyefendi sinirlendi neymiş bunu onun yapması gerekirmişmişmiş.Bu Kang Chil'in düşüncesi olarak normal karşılanabilir tabi ama yine de dizi genelinde öyle bir hava hissettim.Bilemiyorum belki böyle hissetmemin sebebi artık bir çok dizide kadın başrollerin güçlü olmasındandır.Hem fotoğraftaki cümleye de bakarsak kıza sen bunları anlamazsın olayının dalgayla da olsa ortada olduğu belli.Ya da Kang Chil'in suçsuzluğunun ispatı sırasında gelişen olaylar!Kızın bunların hiçbirinden haberi yoktu.Bir ara umutlandım avukata falan gitti ama sonra noldu bıraktı peşini!Bir çocuğu rahat bırakmadı o da kendine eziyet çektirmeyi sevdiğinden sanırsam.Akıl ve mantık çerçevesi içinde hangi kız hapisten yeni çıkmış,beş parasız,kanser,yaşlı annesi,kocaman oğlu olan bir adamı sever?


Dizide Ji Na'nın tek sevdiğim şeyi kıyafetleriydi.Bir çoğunu çok beğendim.





Hmmm aslında burda da kızı küçük,sevimli bir yaratık olarak gösterme mevcuttu ama en azından bir hediyeyle kurtardılar kendilerini benim sinirli tavrımdan :D :D




Allah'ım Kim Bum yaaa =) =) =) Sana ne manyak bir rol vermişler böyle.Düşünsenize 'ben meleğim ben meleğim ' diye ortalarda gezinen, elindeki deftere iyi şeyler yaptığında beyaz kötü şeyler yaptığında siyah yıldız  basan bir kişilik ^^ Zayıflamış çok çirkin olmuş kilo alsın gibisinden şeyler okudum internette ama ben sevdim ki bu halini!Ve BOF'taki çömlekçiyle buradaki Melek Gook Soo bambaşka varlıklar gibi onu söyleyebilirim.Bir de şimdiye kadar hiç böyle bir melek görmemiştim dizilerde,filmlerde.Genelde kadın,ayaklarına kadar uzun saçlı ve iyilikten başka şey düşünmez olurlardı.Ama Gook Soo bunlardan hiçbirine uymuyor.Bir kere şekil-a kendisi erkek :P :P  İyilik kısmındaysa sadece Kang Chil'in iyiliğini düşünüyor.Diğer hiç kimseyi umursamıyor.Adam öldürmeye bile gitti daha ne!



Sonra Kang Chil'in annesi!Kadın bir yandan dırdır ediyor hiç birşeyi takmıyormuş hiçbir şeye üzülmüyormuş numarası çekiyor, diğer taraftan acayip duygusal ikide bir ağlıyor.Şimdi diyeceksiniz 'o ağlamasın da ben mi ağlayım?' tabi haklısınız o da haklı istediğin kadar güçlü ol kim kaldırabilir şu yaşananları.Yalnız bu kadın bu çektiklerinden ziyade o balık satarken yanında satış yapan dengesiz yüzünden göçüp gider.Benden söylemesi :) Nasıl bir insan o balıkçı ahjumma!Sürekli bir çemkirme sürekli bir sataşma sürekli  bir aşağılama!Ve bütün bunları da art niyetinden değil saflığın yapıyor ya o daha da beter!Resmeeeeeeeeen insanı hayattan bezdirme uzmanı!!Anne zaten üzgün oğlum hasta diye o da gelmiş daha neler neler diyor; yok insanlar kanserden kurtulabilirmiş ama onunla iyi savaşmalı yaşam umudu olmalıymış,Kang Chil umudunu çoktan yitirmiş de mişmiş...Sus be kadın artık!Dizi boyunca o dedikodudan bu dedikoduya geçtin ona buna şuna laf yetiştirdin yetmedi mi artık?


Yazacak daha birçok lafım vardı ama bu yazıyı uzun bir süre taslakta bekletince Unutkan Canlina tarafından unutuldular.Fotoğraflarla kısa kısa değineceğim artık;

Hayır ben daha çok severim^^


Fotoğraftakinin Kang Chil olması gerekir ama nedense bu kareyi veteriner beyimize ayırmışlar.Dizi boyunca en az çile çeken en mantıklı davranan kişiydi kendisi.Hmmm mantıklı davrandığı konusunda şüphelerim var aslında çek git oradan veterinerciğim niye çekiyorsun onca derdi?Sorun senin sorunun mu?Yok yok vazgeçtim sen de mantıklı değilmişsin.Kızı seven kimse yokken değerini bilme aldat sonra da birisi çıkıp gelince 'Yok seni seviyordum ben.' de!Neydi o tam olaraaak...Geçti Bor'un pazarı..yoksa Bolu'nun muydu??Her neyse anladınız siz beni sonuçta :) :)




Kang Chil'in oğlu sandıkları çocuğu bir de eski arkadaşını da sevdim.İkisi de olması gerektiği gibi düşündüler.Gerçek babasını bulma arayışları ya da kızın Kang Chil'den umudu kesince Gook Soo'yu sevmesi gibi.Gook Soo'yla ikisinin ilişkilerine bayıldım.




'Ben meleğim nuna aşık olamam!' deyip durdu ya kız için üzgünüm ama kendim için sevinmiş olabilirim,beni sevemiyorsan kimseyi de sevme Gook Soo :):):)




Bu yüzüğü ve kolyeyi veriş şekline düşüncesine hayran kaldım.Ben değil Kang Chil ve Ji Na konuşsun;


Bir elmas alacaktım.Ama hoşuma gitmedi...

Düşünüp duruyordum neden bugünlerde insanlar,birbirlerini özensizce seviyorlar.
-Nedenmiş?
Hep elmaslar yüzünden.
-Yok canım.
Öyle vallahi :)
-Nedenmiş?
Elmas kolaylıkla kırılamaz.Yani,onlar sanıyorlar ki,aşk da kolaylıkla kırılamaz.Bu yüzden de bazen birbirlerini ihmal ediyorlar.Ama bu ahşap yüzük,kolayca kırılabilir.Dikkat etmezsen eğer.Yani,aşkımızın kıymetini her gün bilmek zorundayız.Ve aşkımızı korumalıyız.Yoksa kırılır.Tıpkı bu yüzük ve kolye gibi.


Dizide görsel olarak hoşuma giden o kadar çok şey vardı ki!İkide bir durdurup fotoğraf yaptım.Bunlarda en sevdiklerimden;);)




En son kısımlarda şu sahnelerde çok duygusaldı.Ama Canlina kişisi hatırladığım kadarıyla bu dizide hiç ağlamadı.Unutkan olduğumu söylemiştim değil mi? :):)












12 Kasım 2011

Bayılıyorum,Seviyorum,Hastasıyım^^

Ben bir dizi izlermişim hem tarihi hem romantik!Uzuuuun bir zamandır The Princess'man ile yatar The Princess'man ile kalkarmışım.Nasıl olur da hala hakkında konuşmadan içimi dökmeden durabilirmişim bilmem:)Hahaa durmuyordum ki sadece sizi rahat bırakıyordum!Yoksaaa kore dizisi izlemeyen arkadaşlarım bile dizinin en can alıcı sahnelerinden haberdar:))
Peki nedir bu dizi nasıl bişeydir?Neden seversin Canlina?
Moon Chae Won


Şu kadar zamanlık dizi kariyerim boyunca böyle kadın başrol görmedim ben arkadaş.İzlediğim bölümler içinde şu kızcağızın bi defa aptalca davrandığını görmedim.Ne yapsa takdirimi kazanıyor kendisi.Kararlı,cesur,zeki,düşüncelerinin arkasından gidiyor,lafta değil gerçekten aşık,bi zamanlar neşeliydi de...Daha ne sayayım.Aaaaa dizideki rolüne gelirsek :)Büyük Prens'in kızı Se Ryung.Babasının düşmanı olacak bir ailenin oğluna aşık oluyor.Ufffff bu kız kelimelerle anlatılmaz ya izleyin görün!!









Park Shi Ho
Kim Seung Yoo başbakanın oğlu ve sarayda öğretmen,prensesin dersine giriyor.Neşeli,saf,iyi yürekli bir kimseydi fakat yaşadıkları onu zamanla savaşçı,cesur,kötülere karşı acımasız biri yapıyor.Ne kadar yakışıklı olduğu hakkındaki düşüncelerimi yazmama gerek yok sanırım görünen köy kılavuz istemez:)
Hadi bi foto daha koyayııım;



şunun tatlılığa bak yaa:))
İşte bu kızımızda kralın kızı ve dolayısıyla Se Ryung'un kuzeni.Birbirleriyle iyi anlaşsalar da Se Ryung'un babası gözünü tahta diktiği için aralarında bir soğukluk hakim oluyor bir dönem.
Bu adam ise başımızın belası sorunlarımızın kaynağı Büyük Prens Su Yang!Kardeşinin tahtında gözü vardı,kral ölünce de yerine daha çocuk sayılacak oğlu geçince işleri iyice kolaylaşıyor.

Bu ikisi ise Kim Seung Yoo'nun arkadaşları onlar hakkında söyleyeceklerimi sonraya saklıyorum yoksa kendimi tutamayıp spoi verebilirim.

Konuyu biraz karman çorman anlatmış gibi hissediyorum ama eminim siz anlamışsınızdır;Lee Se Ryung ve Kim Seung Yoo herşeyden habersiz birbirlerini sevmeye başlayan fakat gerçekleri farkettikçe aralarında ne kadar büyük bir uçurum olduğunu gören 2 aşık.Peki bu uçurumu görünce korkup kaçacaklar mı dersiniz?Yoksa kendilerinin bile zor yürüyeceği ince bir köprü kurmayamı uğraşacaklar??Yoksa yoksa tamam biz seviyoruz birbirimizi ama diğer masum insanları da düşünmeliyiz mi diyecekler???Yoksa yoksa yoksa başka bir yol mu bulacaklar????

Bittim şu sahneye:))