4 Mayıs 2012

Padam Padam^^

    Yine bir diziyi daha bitirmiş bulunmaktayım:):):) Açıkçası bitti diye çok mutluyum daha fazla çekemeyecektim.Tamam dram olduğunu biliyordum ama her bölüm ağlayıp bir yanda da hüzünlü bir sırıtışla ortalarda dolaşınca siz, dayanamıyordum ben sevgili Padam Padam oyuncuları.Hem bu nedir abi hepinizin geçmişten gelen bir travması vardı.Sorunsuz bir insan evladı göremedim ben dizide.




    Böyle bir paragrafla başlayınca diziden nefret ettiğim beğenmediğim sanılmasın sevdim ama ne bileyim bir yerlerde bir şeyde eksiklik vardı sanki o_O Hem sadece Kim Bum'un melek hallerini görmek her şeye değerdi o ayrı :D :D Spoilere adım atmadan önce dram olsun fantastik olsun benim olsun diyenler varsa işte bu dizi sizin için çingular buyrun izleyin^^

Spoiler (bence pek de spoi yok ama neyse kendimi durduramayabilirim^^)


Sevip sevmemekte karar veremediğim başarılı olup olmadığını anlamakta güçlük çektiğim şahsiyet!Bazen beni güldürdü bazen sinir etti bazen 'vaooow tüm erkekler bu kadar duygusal olsa nolurduuu?' dedirtti.Normal şartlar altında benim bu role ölüp bitmem gerekirdi ama bazen dizide o kadar aptalca baktı ki!Hani dünyanın en saf insanı işte benim dercesine.Evet bir mahkumu oynuyor böyle olması normal sayılabilir fakat bazı sahnelerde de o kadar mantıklıydı ki anlayamadım ben...


Bazı yerlerde de senariste gıcık oldum kız burada hep narin,zayıf,güçsüz,öylesine Kang Chil mutlu olsun diye uydurulmuş bir rol gibi gösterilmiş.İşte Kang Chil'de güçlü,kuvvetli,her işi yapan aktif insan olmuş.İlk bölümlerde kızla polisten kaçıp parka mı ne gitmişlerdi,Ji Na 'sana yıldızların adlarını öğreteyim mi?' dedi.Kang Chil beyefendi sinirlendi neymiş bunu onun yapması gerekirmişmişmiş.Bu Kang Chil'in düşüncesi olarak normal karşılanabilir tabi ama yine de dizi genelinde öyle bir hava hissettim.Bilemiyorum belki böyle hissetmemin sebebi artık bir çok dizide kadın başrollerin güçlü olmasındandır.Hem fotoğraftaki cümleye de bakarsak kıza sen bunları anlamazsın olayının dalgayla da olsa ortada olduğu belli.Ya da Kang Chil'in suçsuzluğunun ispatı sırasında gelişen olaylar!Kızın bunların hiçbirinden haberi yoktu.Bir ara umutlandım avukata falan gitti ama sonra noldu bıraktı peşini!Bir çocuğu rahat bırakmadı o da kendine eziyet çektirmeyi sevdiğinden sanırsam.Akıl ve mantık çerçevesi içinde hangi kız hapisten yeni çıkmış,beş parasız,kanser,yaşlı annesi,kocaman oğlu olan bir adamı sever?


Dizide Ji Na'nın tek sevdiğim şeyi kıyafetleriydi.Bir çoğunu çok beğendim.





Hmmm aslında burda da kızı küçük,sevimli bir yaratık olarak gösterme mevcuttu ama en azından bir hediyeyle kurtardılar kendilerini benim sinirli tavrımdan :D :D




Allah'ım Kim Bum yaaa =) =) =) Sana ne manyak bir rol vermişler böyle.Düşünsenize 'ben meleğim ben meleğim ' diye ortalarda gezinen, elindeki deftere iyi şeyler yaptığında beyaz kötü şeyler yaptığında siyah yıldız  basan bir kişilik ^^ Zayıflamış çok çirkin olmuş kilo alsın gibisinden şeyler okudum internette ama ben sevdim ki bu halini!Ve BOF'taki çömlekçiyle buradaki Melek Gook Soo bambaşka varlıklar gibi onu söyleyebilirim.Bir de şimdiye kadar hiç böyle bir melek görmemiştim dizilerde,filmlerde.Genelde kadın,ayaklarına kadar uzun saçlı ve iyilikten başka şey düşünmez olurlardı.Ama Gook Soo bunlardan hiçbirine uymuyor.Bir kere şekil-a kendisi erkek :P :P  İyilik kısmındaysa sadece Kang Chil'in iyiliğini düşünüyor.Diğer hiç kimseyi umursamıyor.Adam öldürmeye bile gitti daha ne!



Sonra Kang Chil'in annesi!Kadın bir yandan dırdır ediyor hiç birşeyi takmıyormuş hiçbir şeye üzülmüyormuş numarası çekiyor, diğer taraftan acayip duygusal ikide bir ağlıyor.Şimdi diyeceksiniz 'o ağlamasın da ben mi ağlayım?' tabi haklısınız o da haklı istediğin kadar güçlü ol kim kaldırabilir şu yaşananları.Yalnız bu kadın bu çektiklerinden ziyade o balık satarken yanında satış yapan dengesiz yüzünden göçüp gider.Benden söylemesi :) Nasıl bir insan o balıkçı ahjumma!Sürekli bir çemkirme sürekli bir sataşma sürekli  bir aşağılama!Ve bütün bunları da art niyetinden değil saflığın yapıyor ya o daha da beter!Resmeeeeeeeeen insanı hayattan bezdirme uzmanı!!Anne zaten üzgün oğlum hasta diye o da gelmiş daha neler neler diyor; yok insanlar kanserden kurtulabilirmiş ama onunla iyi savaşmalı yaşam umudu olmalıymış,Kang Chil umudunu çoktan yitirmiş de mişmiş...Sus be kadın artık!Dizi boyunca o dedikodudan bu dedikoduya geçtin ona buna şuna laf yetiştirdin yetmedi mi artık?


Yazacak daha birçok lafım vardı ama bu yazıyı uzun bir süre taslakta bekletince Unutkan Canlina tarafından unutuldular.Fotoğraflarla kısa kısa değineceğim artık;

Hayır ben daha çok severim^^


Fotoğraftakinin Kang Chil olması gerekir ama nedense bu kareyi veteriner beyimize ayırmışlar.Dizi boyunca en az çile çeken en mantıklı davranan kişiydi kendisi.Hmmm mantıklı davrandığı konusunda şüphelerim var aslında çek git oradan veterinerciğim niye çekiyorsun onca derdi?Sorun senin sorunun mu?Yok yok vazgeçtim sen de mantıklı değilmişsin.Kızı seven kimse yokken değerini bilme aldat sonra da birisi çıkıp gelince 'Yok seni seviyordum ben.' de!Neydi o tam olaraaak...Geçti Bor'un pazarı..yoksa Bolu'nun muydu??Her neyse anladınız siz beni sonuçta :) :)




Kang Chil'in oğlu sandıkları çocuğu bir de eski arkadaşını da sevdim.İkisi de olması gerektiği gibi düşündüler.Gerçek babasını bulma arayışları ya da kızın Kang Chil'den umudu kesince Gook Soo'yu sevmesi gibi.Gook Soo'yla ikisinin ilişkilerine bayıldım.




'Ben meleğim nuna aşık olamam!' deyip durdu ya kız için üzgünüm ama kendim için sevinmiş olabilirim,beni sevemiyorsan kimseyi de sevme Gook Soo :):):)




Bu yüzüğü ve kolyeyi veriş şekline düşüncesine hayran kaldım.Ben değil Kang Chil ve Ji Na konuşsun;


Bir elmas alacaktım.Ama hoşuma gitmedi...

Düşünüp duruyordum neden bugünlerde insanlar,birbirlerini özensizce seviyorlar.
-Nedenmiş?
Hep elmaslar yüzünden.
-Yok canım.
Öyle vallahi :)
-Nedenmiş?
Elmas kolaylıkla kırılamaz.Yani,onlar sanıyorlar ki,aşk da kolaylıkla kırılamaz.Bu yüzden de bazen birbirlerini ihmal ediyorlar.Ama bu ahşap yüzük,kolayca kırılabilir.Dikkat etmezsen eğer.Yani,aşkımızın kıymetini her gün bilmek zorundayız.Ve aşkımızı korumalıyız.Yoksa kırılır.Tıpkı bu yüzük ve kolye gibi.


Dizide görsel olarak hoşuma giden o kadar çok şey vardı ki!İkide bir durdurup fotoğraf yaptım.Bunlarda en sevdiklerimden;);)




En son kısımlarda şu sahnelerde çok duygusaldı.Ama Canlina kişisi hatırladığım kadarıyla bu dizide hiç ağlamadı.Unutkan olduğumu söylemiştim değil mi? :):)












12 Nisan 2012

Canlina iftaharla sunar; KORE DİZİ ÖDÜLLERİ!!

Sevgili çingu Hoi Hoi beni şu yazısında mimlemiş.Ben o güzel diziciklerim arasında seçim yapmak zorunda kaldım hadi bir de seni görelim demiş.Her bir kategoriye en az beş-on dizi yazasım var ama elimden geldiğince tek ödül vermeye çalışacağım ;) ;)

Başlamadan önce üzülmesinler,kırılmasınlar,ağlamasınlar,hepsini sevdiğimi bilsinler diye ;

HEPİNİZ BENİM BEBEKLERİMSİNİİİİİİZ!!  
                         
                                                                               diyesim var :D

En Şaşırtıcı

The Greatest Love

Aslında 'The Greatest Love' ın birkaç fotoğrafına bakınca diznin ne kadar komik ne kadar eğlenceli olduğu anlaşılıyor.Burda beni şaşırtan Cha Seung Won nam-ı diğer Dok Go Jin'i bu kadar çok sevmem!Bu diziden başka bir yerde izlemediğim için onu,o garip bana -önceden- tipsiz gelen fotoğrafları görünce yok izlemeyim başka oyuncu mu kalmış ona oynatmışlar gibi oldukça saçma düşüncelerim vardı.Ama bikaç bölüm izleyince Dok Go Jin manyağı oldum çıktım.Şeytan tüyü var sen de Dok Go Jin yoksa imkansız bir durum bu!Başta hiç sevme sonra hayran kal!Demek ki neymiş ön yargıya hayır ; DİNG DONG ^^


En Sıkıcı

Heartstrings

Heartstrings!Bu kadar eğlenceli başlayan bu kadar renkli tanıtım fotoğrafları olan bir diziyi neden sıkıcı bir hale getirip saçma bir şekilde sonlandırırlar anlam veremedim.Yong Hwa ve Min Hyuk olmasa devam edermiydim bilmiyorum.Düşünün ilk bölümlerinde sonraki bölümler çevrilsin diye sabırsızca beklerdim.


En Şeker

My Princess
Bu ödülümüzse My Girlfriend is a Gumiho ve My Princess'a gidiyor.Gumiho'ya neden ödül verdiğimi açıklamama gerek yok sanırsam :)) My Princess ise beni kırmızı bavul hastası yapan dizidir hem de bakın şu poza yaaa!!Çooooook şeker^^


En Sürükleyici

Bad Guy



Aman Allah'ım nasıl bir diziydi bu yaaa!İyi ki çevirisi bittikten sonraları izlemişim yoksa ben o geçirdiğim sinir krizlerini uzun bir sürece yaymak, meraktan çatlayıp yok olmak gibi durumlarla karşılaşabilirdim!Ahhhh neden hatırladım ki sanki!Neyse kendileri blogumun ilk yazılarından da olurlar burada;Bad Guy!


Cain and Abel ve Chuno'ya da bu ödülü vermeden geçemeyeceğim.Sırf Ji Sub için başladığım Cain and Abel=sürükleyici olarak tanımlanabilir.Nerdeyse her bölüm So Ji'ciğim öldürülmek üzere kalıyor ve kurtuluyordu :D Chuno ise bambaşka bir olay yavaş yavaş dizi izlemeyi planladığım bir dönem bu tarihi bu sıkıcıdır diyerekten başlamıştım.Ama sonuç hiç öyle olmadı dizinin ve Dae Gil (Jang Hyuk)'in hayranı oluverdim^^



En Klişe Yıkıcı

Secret Garden

Bütün klişeler Secret Garden sayesinde kırılmaya başladı bence.Offf yine Hyun aşkım tuttu yaaa!!
Ayrıca Sungkyunkwan Scandal'da tarihi dizi demek dram demek değildir klişesini yıkmıştır.

En Komik

Pasta

Pasta'da Şeppp ve kızımız yeterince komiklerdi bence.İletişim biçimlerine hayran kalmıştım,hele ki birbirlerini sevdiklerini söyleme biçimleri !! (Kesme tahtamdan kalkamazsın :P )


En Acıklı



Buna verilecek tek cevap vardır; MİSA!

Eğer Japon dizileri de işin içine girmiş olsaydı 1 Litre Gözyaşı'nı da katardım o ayrı.Yalnız dizinin adını iyi bulmuşlar tamamen izleyiciyi yansıtıyor bence.Hatta ben acaba bir litreyi geçmiş olabilir mi diye de düşünüyorum:)

En Yakışıklısı Bol

Pasta-aslında bu çocukcağızlar daha yakışıklı ama üçünün olduğu daha hoş bir fotoğraf bulamadım...


CYHMH-üçü de birbirinden yakışıklı abi hangisini görsem ona aşık oluyorum :)  

BOF-yakışıklı bol denirse Kim Bum'un Min Ho'nun olduğu dizi en olmaz mı ?
En Güzeli Bol

Düşündüm düşündüm düşündüm düşündüm düşündüm düşündüm düşündüm düşündüm düşündüm düşündüm amaaaaa böyle bir dizi olmadığına karar verdim!!
Çok objektifim di mi?
 ;););)

En Klasik


Full House
Bu ödülü deeee Full House ve Personal Taste'ye veriyorum.İki dizi de aynı evde zorunlu olarak yaşayan kişileri ele aldığı için...Yalnız klasik derken sevmiyorum diyemiyorum bu iki diziyi de ayıla bayıla izlemiştim.Çok şeker diziler ama yaa ;););)

En Değişik


Bir çok olayıyla her şeyi tersine çevirmişler bence Protect The Boss'ta.Kızımız daha güçlü,kıvırcık saçlı patronumuz bebek gibi,düşman olması gerekenler iyi anlaşır,kötü olması gerekenler kötüden çok komik ve sevimli!Daha sayayım mı?Bence hala izlememişseniz koşun izleyin hemen derim :) Daha da mı ikna olmuyorsunuz sizi şöyle alalım birde ;))

En Felsefik

Farkettim ki ben felsefik birşeyler pek izlememişim ama içinde geçen cümlelere en bayıldıklarımdan biri;
The Princess' Man

En Umut Verici-Gaza Getirici
Hmmmm ben umut verici bir dizi de izlememişim.Kore değil Japon versek olma mı?Sürüsüne bereket hem de :)) İzlediğim tüm Japon dizileri böyle :))
meselaaa ;
Perfect Girl Evolution


En Tatlı Çift

Can You Hear My Heart? , Capital Scandal , Taming Of Heir ,Gumiho , Pasta , The Greatest Love 'ın ilk çiftleri ve Protect The Boss'daki ikinci çiftimiz :) :) :)



En Tatlı Birinci Erkek
Hmmm benim Protect The Boss aşkım mı tuttu nedir?!Bu ödülde onlara gidiyor:
Cha Ji Heon (Ji Sung)



En Tatlı Birinci Kız

Hadi bu da CYHMH'a gitsin!Tebrikler Bong Woo Ri-shi ;))



En Tatlı İkinci Erkek

Tatlı ve malesef ikinci erkek deyince akla kim gelir?
Tabi kii sevgili Direk'imiz Lee Ki Woo!!
:):):)




En Tatlı İkinci Kız

Cevap belli düşünmeye bile gerek yok tabiki Protect The Boss'daki Na Yoon rolüyle kendini bize hayran bıraktıran Wang Ji Hye!!


pufff :P


En Akıllı Kız

Hiç zorlanmadığım bir diğer ödülde bu oldu.The Princess' Man'deki rolüyle Moon Chae Won^^


En Katil Olunası Kadın

Shin Min Ah diyelim ve unutalım kendisini lütfen!

En Güzel Kostümler
Protect The Boss'ta kızın çantalarına bitmiştim mesela..
Ya da My Princess da kızımız ilk bölümlerde kırmızı bir elbise giymişti hala unutamadım onu:)
Mary Stayed Out All Night'ta da kızın o dağınıklığı savruk hali o atkıları beni kendilerine özlemle baktırmıştı^^
Ama şimdi tam şudur tam budur diyemeyeceğim.

En Gerçekçi
Bu diziyse 'Ahhh o tango sahnesi!!!' diyerekten bana kendini hatırlattıran Scent Of A Woman oluyor!!



En Masalsı
Hmmmm buna da 49 Days,Secret Garden ve Gumiho diyebiliriz:)


Dudaklara bak yaa :D


En Action'ı Bol


Cain And Abel !!!Zavallıcım So Ji Sub'cum nerdeyse her bölümde ölme tehlikesi yaşadı yaşadı kurtuldu demiştim ya!Onun yüzünden ben kalpten gidecektim haberi yok!


Bu bu bu işte bu!
Hmm kızın bu kıyafetinin aynısını göreniniz duyanınız bileniniz olursa anında bana versin.Normalde pek elbise giyinmem ama bayıldım üstündekilere acaba bunları Ji Sub aldı diye olabilir mi??

En Güzel Müzikler

İzlediğim dizilerin yarısından fazlasını yazmamak için bunu es geçmek zorundayım :(:( Ama şu şarkıdan kendinizi mahrum etmeyiniz!İnsanı dertlendirmek için birebir!

En başarılı ve en keyifli diziler içinde aynını yapıyorum.Kızmayın bana napim hepsini seviyorum ;) ;);) Ama karşılık olaraktan bi tane de ben bi şey ekleyeyim;

En İzlerken Kalbinin Ortasına Öküz Oturtan Dizi :P

Şimdi burda ne demek istiyorum di mi?Diyorum ki hani izlersiniz izlersiniz de ağlanacak bi yerler geldiğinde ağlarsınız rahatlarsınız ya!Burda işte o anın tam tersinden bahsediyorum!Berbat bi haldesinizdir,üzülürsünüz,çok kötüsünüzdür ama gözlerinizden dökülmez o yaş,kalbinize saplanır bir ağrı!Hah işte tam da bunu diyorum!!
Şimdi spoi olmasın diye Chuno'nun hangi sahnesinden bahsettiğimi söylemeyeceğim ama sanırsam izleyen varsa anlar beni!Zaten üstteki şarkıyı dinlemek bile yeter ama..

Ahh Dae Gil ahhh!!

Beni mimlediği için Hoi Hoi'ye teşekkür ederim ne kadar zor olsa da eğlenceli bir mimdi.Galiba bu mimi yazmayan kalmadı ama eğer varsa seve seve mimleyebilirim kendilerini :)

*Görsellerin büyük çoğunluğu alıntıdır.

7 Nisan 2012

~~ maNga ~~

Teeeee temmuzdan beri Manga'nın yeni albümünü bekleyen bir Canlina vardı.Konserde söyledikleri şarkıya bayılmış ama sadece konser kaydıyla yetinmek zorunda kalmıştı.Aylarca dolandı internette ufacık bir haber bile bulamadı.Sonra sonra evet dediler yakında çıkacak.Sardı bu Canlina kişisini bir heves!Ve beklenen albüm geldi hemen ardından da vizeler.Hal böyle olunca bu yazıda şimdiye kaldı....



Albümün adı '' e-akustik ''...


Hoş Geldin
Rezalet Çıkarasım Var
Hayat Bu İşte
Hani Biz
Her Aşk Ölümü Tadacak
Beni Benimle Bırak
We Could Be The Same
Bir Kadın Çizeceksin
Lunapark
Ben Bir Palyaçoyum
Dursun Zaman
Fly to Stay Alive
Yalan
Cevapsız Sorular
Güle Güle


15 parçadan oluşuyor ; 3'ü enstrümantal 9'u eski parçaların akustik versiyonu yani geriye kaldı üüüüüüç! (Matematiğim acayip kuvvetli benim yaaa :D :D )....Neyse işte diyeceğim o ki sadece üç yeni şarkımız var :( :( Bakalım nasıllarmış ;

**Şarkıların sözleri hep anlamlı olduğu için anlayarak kavrayarak yavaşça okumanızı ümit ediyorum^^

REZALET ÇIKARASIM VAR!!


Klibi olmadığından bunu koydum,Ferman dururken albüm kapağına bakıp dinlemek kimsenin hoşuna gitmez herhalde :D :D Şarkının sözleriyse yazdan beri beklememe sadece konser kaydıyla yetinmeme değecek derecede güzel ;



Herkes koyun her şey yolunda
Taşkınlık yapan suçlu illa
Sesini alçalt ama bağırma
Gıcık oldum itirazım var.


Trafikte arabayı bırakıp uzayasım,
Hesabı ödemeden basıp kaçasım,
Oy sandığına aşk mektubu atasım,
Tabularını başlarına yıkasım var!

Rezaleeet rezalett rezalett çıkarasım vaaar!!

Rezaleeet rezalett rezalett çıkarasım vaaar!!

Elimde içki her yeri dolaşasım,

Damsız almayana kafa atasım,
Birine dik dik bakıp çıldırtasım,
Serserilere kafa tutasım var!

Yüzüme bakmayana tokat atasım,

Bana yol vermeyene çelme takasım,
Cin olmadan adam çarpasım,
Tabularını başlarına yıkasım var!


Rezaleeet rezalett rezalett çıkarasım vaaar!!
Rezaleeet rezalett rezalett çıkarasım vaaar!!


BEN BİR PALYAÇOYUM



ımmm...Bu şarkının sözlerine ne denir ki!...Manga, Hrant Dink ve diğer faili meçhul cinayetler için yazdığını söylemiş;


Duman olur lodosta bütün hayallerim
Yağmur yağar sel olur yüzer evim
Gider kaldırımdaki çukurları bulurum
Yüzümde bir tebessümle kırılır boynum
Kaderim patlak frenli tekerleri
Bulur durakta bekleyen beni
Dokuz canımdan sekizi çoktan gitti
Kalan teki de kimvurduya gitti

Ben bir palyaçoyum
Yüzüm gülerken içim ağlar aslında!
Ben bir palyaçoyum
Güldürürken ben ağlarım aslında!

Bir ocak ayında sokakta vurulurum
Ya da ondokuzunda bir kahraman olurum
Saçımı göstermezsem okulumdan kovulurum
Ya da kalemim kırılır mahkum olurum
Kimse dinlemezken bu söylediklerimi
Bir tek telefonum dinliyor şimdi beni
Taştan oyulmuş olsa da boyun posun
Bir çift sözle yıkılır ucube ruhum

Ben bir palyaçoyum
Yüzüm gülerken içim ağlar aslında!
Ben bir palyaçoyum
Güldürürken ben ağlarım aslında!

Beklerken hayatı tek ayak üstünde
Oyun bozan derler hep bana

Ben bir palyaçoyum
Yüzüm gülerken içim ağlar aslında!
Ben bir palyaçoyum
Güldürürken ben ağlarım aslında!


HANİ BİZ



Yıldız Tilbe'yi sevmediğimden midir nedir başta bu şarkıya ısınamadım.Ama klibi izleyip Ferman'ı gördükçe, şarkının sözlerini dinledikçe bayıldım o ayrı :) :) Klibin rengi,tonlaması,mekan çok hoşuma gitti.Immm en çok hoşuma gideninse ne (?!) olduğu malumdur herhalde :P :P



**Maviyle yazılmışları Ferman, pembeyi ikisi birlikte, işte öbürlerini de Tilbe söylüyor...



Hani biz mecazi aşkların buruk özlemiydik
 
Hani biz her gün ilk kez gibi sevişirdik

Şimdi sabahları neden bir tek kelime bile etmez olduk
 
Işıklar söndüğü zaman sırtımızı dönüp uyur olduk
 
İstersen ağla istersen bağır
Döndürebilsek bile zamanı geriye
Aşk bitmiş be aşk pas tutmuş hazla
Yarınsız dünlerle nereye kadar
 
Hani biz hiç kimseye öyle benzemezdik
 
Hani biz hiçbirşeyi bizden gizlemezdik
 
Şimdi herkes kadar kolay bir bir yalanları süsler olduk
 
Çırılçıplak yan yana küsmez barışmaz olduk
 
İstersen ağla istersen bağır
Döndürebilsek bile zamanı geriye
Aşk bitmiş be aşk pas tutmuş hazla
Yarınsız dünlerle nereye kadar?





Bayıldım bunlaraaa!Bu kadarcık bana yetmez derseniz de şurdan bütün albümü dinleyebilirsiniz;)) 

Hadi bir de son olarak her aşka ölümü tattıralım ;D Eski halini de severdim ama bu hali de çok hoş olmuş!


4 Nisan 2012

N'apıyordum?-2

Vakti zamanında bir blogu olan ve onu çok seven bir Canlina varmış.Ne var ki Canlina severmiş severmiş de sevdiği şeylerle ilgilenmez/ilgilenemezmiş.Ve bugün durmuş durmuş yine dönmüş kürkçü dükkanına=D

Geçen ay hiçbir şey yazmadığım için bir o daldan bir bu budaktan gideceğim.Yani önceki bi çok şeyi bir arada çıkartma yazımın ikincisi^^

En başta balık hafızalı bana yardımcı olacak 'Olmayan Kelimeler' ajandamdan bahsedeyim.Bir arkadaşım hediye olarak aldı.İyi ki de almış çok sevdim ben kendisini.Twitter modunda kullanıyorum ben onu.''O gün ne oldu?Ne öğrendim? Dikkatimi ne çekmiş?'' yazıyorum:))

mavi kalem yine ajandamı alan B'ciğimden bana kaldı^^

Bu arada adından da anlaşılacağı üzere ajandanın içi Türkçe'de kullanılmayan tam karşılığı bulunmayan ilginç kelimelerle dolu.Şimdiye kadar okuduklarımdan en güzeli bahab^^Ajanda da ve şurda uzunca yazmışlar ama kısaca değinirsek

         Bahab;beklenmeyen ama belki uzun süre düşü kurulmuş,belki önceden hayal bile edilememiş bir karşılaşma anından duyulan geniş ve derin sevinci imliyor.


Martta sadece Sizi Tekrar Görmek ve Jane Eyre'i okumuşum.Ortaokul hocam övüp durmuştu Jane'i o zamandan beri okumak aklımdaydı ama ancak sıra geldi Jane'e.Düşünün ne kadar meşgul birisiyim ben! :)) Bir sürü arkadaşımda çok sevmiş bu kitabı ben de hadi dedim okuyum o zaman,ama sevmedim pek.Yani güzel bir kitaptı genel olarak sıkıcı falan da değildi ama Jane bana saçma bir kişilik gibi geldi sevemedim onu.Davranışları konuşma ve düşünüş tarzı mesela.''Yok ben güzel bir kız değilim çekici bir yanım yok.Rochester da yakışıklı değil vırt zırt...'' kırk defa döndü durdu bu cümlenin çevresinde.Belki de iki sayfada bir bunu hatırlatmasından sıkılmışımdır...Sizi Tekrar Görmek'e gelince bence hoş çerez hemencik okunacak sıcacık bi kitaptı.Keşke Gerçek Olsa'nın devam kitabıdır kendisi.İlki kadar başarılı bulmasam da sevdim bunu da.Hatta Keşke Gerçek Olsa 'Cennet Gibi' adıyla filme de çekilmişti.Hatırlarsınız bence^^


Hazır konu filmlere gelmişken 1453'e tekrar gittim ve de dün Açlık Oyunları'nı izledim.1453 hakkında söylencek birşey kalmadı bence zira orada burda şurda heryerde herkes birşeyler dedi.Ben de filmi genel olarak çok seven ama bilgisayarda hazırlanan sahnelerdeki görüntüleri komik bulanlardanım.Ahhhhh bi de Hasan'a hayran kalanlardan =D =D =D


İbrahim Çelikkol












Tebrik ediyorum kendimi az kaldı Hasan diye Giustiniani'in fotoğrafını koyacaktım.Sonra bir baktım dank etti.Zaten filmdeki yan yana sahnelerinde üzerlerindeki kıyafet farklı olmasa ayıramayacaktım ikisini:))

Cengiz Coşkun
Açlık Oyunlarına gelirsek beğendim ama kitaptan uyarlandığı için eksik olduğunu hissettiğim çok şey oldu.Kitabını okumayı düşünüyorum ama bakalım ne zaman?Jane gibi olmasa da :))

Dizi dünyasına da bi bakış atarsak ; Açıkçası yaklaşık bir buçuk aydır Kore dizisi izlemiyorum.Belki bir iki film izlemişimdir o!Beğenmemek ya da sıkılmak değil sebep,zaman kısıtlığı ve zaten pek bir şey izlemiyor olmak.Bir de Japon dizisi izliyorum o bitsin öyle başlayım düşünce şekli...Ama bunu söylemekten utanıyorum 10 bölümlük diziyi bile bitiremedim bir aydır.Üstelik dizi sıkıcı falan da değil gayet de sevdim Youkai Ningen Bem'i.Zaten Kamenashi Kazuya'nın olduğu bir diziyi sevmemek nasıl mümkün!!

Kamenashi Kazuya
Zaten diziyi izlemeye başlamama da Kame ve şapkası neden oldu.Benim yine kendimi kaybedip internette dolandığım bi gündü.Sonra bir gif gördüm!!Evet Kazuya ve şapkası!!Anında aşık oluş gerçekleşti ve ara bakalım ara bul bakalım bul başladı.Tanıyorum bu oyuncuyu ama kimdi ki bu adı neydi çıkartamadım.Bütüüüüün Japon oyuncuların tek tek biyografilerine baktım.Dizilere baktım.Yok ama yok!!Ona sor bilmiyor bunu sor bilmiyor.Elimde bir gif dolanıp duran ben :'(( Tam ümidimi yitirdim vazgeçmek üzereyim izlemekten Yeppudaa'dan bi arkadaşıma sordum.Onunda bilmeyeceğini düşünüyordum ama o da ne bildi!!Hatta Kame'nin adını duyan ben şoklarda o_O ''Nasıl tanımadım ben onuuuuuu!!'' diyerekten dolaştım bi süre.Bu arada sırf Kamenashi'yi değil diziyi de biliyormuş.Nasıl mutlu oldum ben anlatamam size =D Bu arada ben böyle bir giyim tarzı görünce tarihi bir dizi falan sanmıştım.Oysa ki dizimiz fantastikmiş.Konusuna kısaca değinirsem;

    Yapay insan yapma deneyleri esnasında bazı olaylar olur ve insan yerine 3 tane canavar oluşur.Bem,Bela,Belo...Ama onlar bizim bildiğimiz canavarlardan değildir.Şu sokakta gördüğümüz bir çok kişiden daha fazla insani duyguya sahip yaratıklardır.Ve neden bu durumda olduklarını anlamak,insan olabilmek için kendilerini yapan bilim adamlarını ararlar.Bu sırada da yardıma muhtaç insanların imdadına koşarlar.Bakalım insan olabilecekler mi?

BEM
BELA


Ben de henüz bitirmediğim için bilemiyorum.Fakat böyle canavara can kurban =D

Bem'in dışında cumaları Yalan Dünya'yı izliyorum.Ama yakında sırf özetini izler ya da sadece Orçun sahnelerini izler kaçabilirim.Dizilere belli saatlerde bağlanmayla ilgili problemlerim var sanırsam =D Zaten Leyla ile Mecnun'u internetten izliyorum^^25. bölümdeyim yanlış hatırlamıyorsam,yaklaşık bir aydır onu da izlemedim de..Çok özledim ben İsmail Abi'yi Kore dizilerindeki saftirik kızları,yakışıklı çocukları :'( Ama az kaldı döneceğim bugün,olmadı yarın eski formuma =) =)

Bahabınız bol olsun çingular^^

14 Mart 2012

Bu bir isyeeeaaaaaan yazısıdır!

Başlıktan ötürü tahmin edebileceğiniz gibi bu yazıyı tamamen kendimi rahatlatmaktan için yazıyorum çok büyük saçmalıklarla dolu olabilir o yüzden daha cümlem bitmeden buradan uzaklaşmanızı tavsiye ederim!!Zaten bu yazıyı görüp görebilecek bi iki kişi de bu cümlemden (zorlasam az paragraf bile yapardım^^) sonra koşarak uzaklaşınca kaldım yine bir başıma :D



Malumunuz olduğu gibi kış bu yıl bizleri hiç terk etmek istemedi.Ayrılığımızı uzattıkça uzattı.Benim gibi anında hasta olmaya hazır olan bir bünyeyse bu duruma aylarca direndi.Ta kiiiiiii son üç beş güne kadar!Başım,beynim,burnum,gözlerim,boğazım hep kendi havasında takılmaya başladı.Bari birimiz şu Canlina'yı rahat bırakalım demeden hem de.
İçimdeki Polyanna az bekle belki kendiliğinden geçer dedi ama bu da olmadı.Ben de 'Hadi bakalım canlina yol göründü sana.İstikamet sağlık ocağı!' dedim.İsimleri değişmişti değil mi bunun da ; aile sağlık merkezi miydi neydi...Neyse işte uzak diye biz bizimkini değiştirmiştik daha yeni,bu sefer ki de yokuşun en başında ama naparsın?En azından iniş kolay kop gel:)Ah bi de buzlu dönemlerde daha da rahattır kesin!Al yanına çöp poşetini kaya kaya artık:))
İyki iyki tek başıma gitmemişim anneciğimi de sürüklemişim oraya diyorum.Bildiğin terk edilmiş köy sağlık ocağıydı yaa!Kapılar falan gıcırdıyor üç bilemedin dört minicik oda iki de doktor var.(Önceki gittiğim yer iki katlı falandı..)Hastaları anlatmaya hiç bulaşmasam iyi.'Nereye düştüm be-eeeen?' diye az kafa yormadım değil!Küçücük bi yer olduğu için sıra girmeye falan gerek yok.Kim kimden önce kimden sonra geldiğini hemen biliyor.Ama hep olduğu gibi burda da sıra delmeye hayran insanları içeri alacak kadar yer vardı.Sırayı sallamasalar yine iyi!İçerde hasta varken odaya girip 'Benim durumum acil çok kötüyüm.' bile dediler ya!Pes artık!Bu arada ben hafifletilmiş bir şekilde yazmışım.Şahsiyet bildiğin doktora kızıyordu.İçerideki hasta çıkınca sıra bana geldi baktım hiç uğraşılmaz tipler girsinler dedim ama insan bi özür diler rica eder di mi?Yok benim sıramı alıp girdikleri halde hem tepeden bakıyorlar hem de ağzımızı açsak kavgaya girişecek moddalar.Bir de ben şu acil olan durumu anlamadım!Eğer gerçekten kötüyse orda ne işleri var niye hastaneye gitmemişler?Hem niye gelir gelmez içeri koşmamışlar?Acil ya hani!Bi de bu kadar acil ve kötü olan hasta doktorun yanından nasıl bu kadar çabuk çıktı?Ah daha diyecek çok lafım var da neyse..
Sıra geldi eczaneyeee!Hayret ki bu sefer eczanede sıra yoktu hemen aldım 5-6 kutu ilacımı hemen verdim tüm paramııııı!Cidden tüm paramı vermiş gibi hissettim.Ben ki kaç zamandır doktora gitmişim de ilaç almadığım için muayene ücretlerimi ödememişim.Daha bu ay gittiklerim de gözükmüyormuş onlarda sonra gelecekmiş öyle dedi eczacı.Aldığım bir karara göre ölecek gibi hissetmedikçe doktora eczaneye gitmemeye çalışacağım.Eskiden doktor mu varmış eczane mi?Hem ben Barış abimizi dinleyip nane limon yaparım!!

Bir de şu kara buza öfkem büyük.Hala binanın önünde buzdan zeminler mevcut.Hava durumunda da diyor ki daha kar gelecek!Gelecek gelecek de ben bıktım ama artık yaa!Şuan ki buza şükrediyorum tabi bir ara daha da beterdi bana nasıl rüyalar gördürdü bilemezsiniz.Hatta ona da bir isyeeaaan yazısı yazacaktım fırsatım olmadı kısaca şunun gibi mesela ;

Rüya değil kabus mübarek!!İnsan rüyasında;
Hoşlandığı çocuğu görer!
Kore'ye gittiğini görer!
Olmadı sıfır beden olduğunu görer!
O da olmadı en beğennndiği arayıp arayıp bulamadığı kıyafeti bulup onu alıp giydiğini görer!
Hiçbirini mi beğenmediniz peki o zaman Erdal bakkal gibi rüyasında dünyayı kurtarmak için bi kadından elmas çalınması gerektiğini görer ama ben ne gördüm kar,buz,soğuk,ayaz!!
Yok o havada bir arkadaşıma gidiyormuşum da otobüs beni yanlış yerde indirmiş de ben de napcam diye dolanırken Kemal hoca (arka sıradakiler mi ne o dizideki öğretmen ne alakaysa izlemiyorum da onu o_O hala var mı ki tv'de ) arabasıyla gelirmiş de beni durağa bırakacakmış da sonra onun arabası da bozulurmuş da buzda yokuş aşağı arabayı itermişiz de!!!Buraya kadar okuyan biri çıkarsa lütfen gülmesin halime,havalar güzelleşsin diye dua etsin yoksa ben aklıma sağlığıma mukayyet olamayacağımdan şüpheleniyorum =D =D

Kendinize dikkat edin!
Bir daha ne benim ne de başka kimselerin hasta olmaması ümidiyleee^^

29 Şubat 2012

29 29 29 şubat^^


Aslında Leap Year filmini anlatan bir yazı yazmak istiyordum ama pek vaktim yok.Sadece kendime 'iyki doğmuşum!' deyip kaçıyorum :D 

Üşenmezsem ilk fırsatımda o filmi anlatacağım romantik komedi kelimesinin sözlük anlamı bence.Belki izlemişsinizdir Türkçe'ye Aşka Yolculuk diye çevirmişler.Gün bitmek üzere ama ben yine de söyleyim eski İrlanda geleneklerine göre her 29 Şubat kadınlar sevdikleri erkeklere evlenme teklif edebilirlermiş.Şu kızcağız gibi daha da bekleyemem nan derseniz şu bir saati hemen kullanın =) =)

Ahh 90'lar Ah! (MİM)

Başlığımı da çok iyi bilirmiş gibi attığıma göre tamamdır :) O zamanlar küçük olduğumu kimseye çaktırmaya gerek yok di mi? :) :) Mimlenmezsem bloguma ayda yılda bir bakacağımı hissetmiş ki sevgili çingum egosantrikrapsody 90'ların unutulmaz Türkçe pop müzikleri hakkında beni mimlemiş,teşekkürlerimi bir borç bilir ve derim ki;

Müciiiiik şıtart!!! (benim suçum yok hepsi Seung Ki'nin suçu)

(Ayrıca bu şarkıların büyük kısmını 90lardan sonra dinlemişimdir.Balık hafızalı bi insan olarak o zamanlar dinlediklerimi de bi iki istisna dışında zaten çok zor hatırlıyorum...)

Sertab Erener- Sakin ol!


Bu kadar çılgın saçma bir klibi çekmeyi nasıl başarmışlar emin değilim ama Erener'i severim:)


Yonca Evcimik-Abone

                                         

Ayyy bunu hatırlıyorummm.Yani ilk çıktığı zamanları değil tabi ki :D
Ben ilkokula başladığım sıralarda Yonca Evcimik'in kaseti geçmişti elime ikide bir dinlerdim,bütün parçaları biliyordum nerdeyse.Bandıra Bandıra,8:15 Vapuru...Ahh bi de ben de bi aralar Çılgın Bediş hastalığı vardı.Manyak arkadaşları,rüyaları,hayalleri,dedesi...Tamam tamam itiraf ediyorum en çok da Oktay için izliyordum=))
Bu arada taksili bi şarkısı vardı onu da severdim diyeceğim ama o şarkı taksili değil taksitliymiş :D Nette azıcık dolaşınca çıkıverdi karşıma =) =)

Taksit Taksit

Barış Manço-İşte Hendek İşte Deve


Yine o zamanlarda bir de elime Barış Manço kaseti geçmesin mi?Nasıl sevinmiştim nasıl :D Yalnız benim en çok sevdiğim Barış şarkıları hep 90 öncesininmiş onu farkettim.Bu parçayı da severdim ama klibini yeni izledim.Çok güzel yaa!Devecağıza bi de plaka asmışlar^^
'Kuyu başına vardım Zeynebim bekler diye
Nasıl haberin almışsa dayı emmi hep orda.'

MFÖ-Mazeretim Var Asabiyim Ben


Ben bu şarkıya bayılıyorum!Sırf adından ötürü bile sevilebilir bence.Ben aslında 90lar çok saçma şarkılarla dolu diye düşünürdüm ama şimdi hepsini böyle bi arada görünceeee hiç de öyle değillermiş yaa ben hala seviyormuşum ki çoğunu :D :D

Candan Erçetin-Sevdim Sevilmedim

                                            


Candan Erçetin'siz 90'lar olur mu hiç!Şu ana kadar onun söylediği benim dinlediğim ve sevmediğim bi şarkısını bulmak güç,bi gölgesizleri pek sevmedim o kadar sanırsam.

Gülay-Cesaretin Var Mı?


Mmmm...Bu şarkı için söylenecek bişey yok sanki.Gülay söylesin biz dinleyelim :D

Ayna-Gittiğin Yağmurla Gel


Benim hafızamda en çok yer eden şarkıları Severek Ayrılanlar ama 2002 yılında çıkmış o.Neyse Ölünce Sevemezsem Seni ve Akdeniz de sevdiklerimden...
'Dereden tepeden gel kıyıdan köşeden gel
Yatağını yorganını çeyizini bohçanı
Yüreğini kapta gel!'

Demet Sağıroğlu-Arnavut Kaldırımı


İşte sözlerini,klibini hatırladığım nadir şarkılardan.Yalnız bu nasıl oluyor ben pek anlamadım 94 yazıyor yanında.2 yaşındayken Demet Sağıroğlu dinlermişim ben yaa :D :D dinlediğim şarkı da Arnavut Kaldırımı!Ama teee o zamandan belliymiş benim eski şeylere bayıldığım yanlış yüzyılda doğduğum.

Atilla Taş-Neler Oluyor Hayatta?


Bu adam ne kadar çok güldürmüştür bizi.Saçma saçma ama birbirinden renkli eğlenceli şarkıları var.Ham çökelek,pembeli...

Tarkan-Şımarık

                                        

Her ne kadar artık Tarkan sevmesem de o zamanlar dinlerdim onsuz 90lar pop olmaz gibi geldi bana =) Hiç bi zaman asmadım ama dosyamda Tarkan posteri bilem vardı o_O

Allah'tan 90larda küçükmüşüm hani ya büyük olsam artık hiç bitmezdi bu yazı.O kadar çok eski şarkı dinlemişim ki!Bi de hangi şarkı ne zaman çıkıyor bilmediğim için çıkış tarihlerini bulmaya çalıştım işler iyice arapsaçına döndü.Bi ara tarihlere kendimi öyle kaptırmışım ki bunun pop üzerine olduğunu unutup Şebnem Ferah ekleyecektim :D :D
Şimdi sıra geldi mimi göndermeye denizde kum 90larda şarkı hiç dert etmeyin Hoi Hoi EunHye ve Madam Patapuff :)
Hadi gider ayak bir de Seni bana yazmışlar diyelim :D :D